"TÜRKİYE, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN ÇEKİLMELİDİR"

STK HABERLERİ 17 Mayıs 2020 00:39
Videoyu Aç "TÜRKİYE, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN ÇEKİLMELİDİR"

Aileyi ifsat eden İstanbul Sözleşmesi’ne karşı sivil toplum örgütlerinden tepkiler gelmeye devam ediyor.

Toplumumuzun en temel taşı olan ailenin köküne kibrit suyu dökmeyi kendine amaç edinen İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik tepkiler çığ gibi büyüyor. Birçok kesim ifsat sözleşmesinin kaldırılmasını talep ederken, sivil toplum örgütlerinden de sözleşmeye yönelik sert tepkiler geliyor.
 

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “İstanbul Sözleşmesi ile ulaşılmak istenen sonuç son derece yıkıcıdır. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmelidir. Memur-Sen olarak bu konuya ilişkin duruşumuz kamuoyu tarafından bilinmektedir. İstanbul Sözleşmesi konusunda ‘ya tesviye ya da tasfiye’ şart. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bu konuda göreve çağırıyoruz. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmelidir” dedi.

Aileyi ifsat eden İstanbul Sözleşmesi’nin ülkemizde kabul edilmesinin 9’uncu yıldönümü. Sözleşmenin uygulamaya geçmesiyle aile kurumuna yönelik sistematik saldırılar tüm zamanların en üst seviyesine çıktı. Sadece aile değil, sapkın fikirliler ile buna zemin hazırlayanlar da sırtlarını bu sözleşmeye dayadı. Ancak son dönemde yeniden gündeme gelen sözleşmeye sert tepkiler de yükselmeye başladı. Mutedil kesimlerin tepkilerine sivil toplum kuruluşları da destek vermeye başladı. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın da sözleşmeye tepki göstererek, uygulamadan çekilmesini talep etti.

SÖZLEŞMEYİ ÇEKİNCESİZ İMZALAYAN TÜRKİYE, TEMEL SORUNLARI TARTIŞMADI

İstanbul Sözleşmesi’nin bugüne kadar 46 ülke tarafından imzalandığına dikkatleri çeken Yalçın, “En son Macaristan onay vermedi bu sözleşmeye. Türkiye ise sözleşmeyi kamuoyunda yeterince tartışmadan, hukuki ve toplumsal yapımızı denkleme katmadan, çekincesiz olarak imzalayarak onaylayan ilk ülke olmuştur. İstanbul Sözleşmesi’nin hazırlık aşamasında yapılan en önemli tartışmalardan birisi ulusal mevzuatların uzlaştırılmasıyla ilgilidir. Bu durum hâlihazırda sözleşmeyi çekincesiz imzalayan ve onaylayan bir ülke olarak halen önümüzde duran temel sorunlardan biridir. Zira sözleşme kadına karşı işlenen suçu devlete karşı işlenmiş bir suç olarak nitelemektedir ve sözleşmeyi onaylayan devletlerin tüm hukuk yapısında toplumsal cinsiyet eşitliğini merkeze alan bir restorasyon yapmayı zorunlu tutmaktadır. ‘Toplumsal cinsiyet’ kavramının kapsamı ve esas ifade etmek istediği şeyi gözden kaçırmamalı. Kadına şiddeti kimse savunamaz. Biz bu konuda hassasız. Fakat burada farklı bir mühendislik var” dedi.

TEPKİLER HAKLI GEREKÇELERE DAYANMAKTADIR

Yalçın, sözleşmenin tartışılmasından kimsenin rahatsızlık duymaması gerektiğini de belirterek, kabul etmeyen ülkelerin neden kabul etmediklerini şu cümlelerle özetledi: “Sözleşmenin tartışıldığı toplantılardan rahatsızlık duymamalı. Anlatılmak isteneni anlamaya odaklanmalı. Rusya, ‘partnerler arası şiddet’ ifadesinde partnerler aynı cinsten olabilir diyerek sözleşmeye karşı çıkarken, Vatikan ‘toplumsal cinsiyetin’ uluslararası hukukta karşılığı olmayan bir tanım olduğu gerekçesi ile itiraz etmiştir. İsveç ve İngiltere’nin ise kadına uygulanan her şiddeti insan hakları ihlali olarak görmenin sakıncalı olduğuna dair şerhlerini hatırlamak gerekir. Bulgaristan geçen yıl sözleşmenin anayasalarına aykırı olduğuna hükmetti. Aynı süreçte Hırvatistan, sözleşmenin eşcinsel evliliklerini legalize etmeye imkân tanıyacağı, ‘cinsiyet ideolojisi’ üretmek istediği ve Hıristiyan değerlerine aykırı olduğu gerekçesiyle güçlü bir direniş göstermişti.”

TBMM’YE ÇAĞRI: TÜRKİYE, SÖZLEŞMEDEN ÇEKİLMELİ

“İstanbul Sözleşmesi ile ulaşılmak istenen sonuç son derece yıkıcıdır. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmelidir” uyarısını da yapan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Toplumu ifsat eden, aileyi hedef alan İstanbul Sözleşmesi ile ulaşılmak istenen sonuç son derece yıkıcıdır. Cinsiyetsizleştirmeden eşcinselliğe kadar her türlü sapkınlığı kadına karşı şiddeti önleme parantezine alarak meşrulaştırmak bu topluma yapılacak en büyük kötülüktür. O nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bu konuda göreve çağırıyoruz. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmelidir. Sözleşmeyi dayanak kılarak çıkarılan ve bahsettiğimiz sakıncalı sonuçları doğuran düzenlemeler de iptal edilmelidir. Kadına karşı şiddeti ve kadınların yaşadığı her türlü sorunu çözmek için istişareye dayalı çalışmalar yapılmalı, sosyal tarafların görüş ve önerileri alınmalıdır. Diğer ülkelerin şerh düştüğü noktalar yoruma gerek bırakmayacak kadar net ve biz bu konuda o ülkelerden daha az hassas değiliz” diye de çağrıda bulundu.

MEMUR-SEN: YA TESVİYE YA DA TASFİYE ŞART

Yalçın, değerlendirmesinin son cümlesinde ise, “Memur-Sen olarak bu konuya ilişkin duruşumuz kamuoyu tarafından bilinmektedir. İstanbul Sözleşmesi konusunda ‘ya tesviye ya da tasfiye’ şart” ifadelerini kullandı.

Kaynak : Ümraniye Gündemi
1000
icon
Enes Günay 17 Mayıs 2020 13:23

Yakında evlerimizden çıkan gençler eşcinsel olursa ve biz buna karşı çaresiz kalıp kabullenirsek ve buna benzer manzaralarla her yerde karşılaşırsak hiç şaşırmamalıyız. Ailelerin içine bir bomba bırakıldı. Patlaması an meselesi.

0 1 Cevap Yaz