SİSTEMİN EĞİTİMİ ve AHLAK

Ülkemizde her şey değişirken ideolojik katı eğitim bir türlü değişmedi, diktatörlükler de görülecek bu eğitim sisteminin sil baştan özellikle müfredat kısmı değiştirilmelidir. Evrensel insani değerlerin bile olması yeterlidir aksi halde kısır bir döngü içerisinde hep aynı yere geliyoruz.

2 Mayıs 2020 14:06
A
a
Sistemin Eğitimi ve Ahlak
 
İnsanı anlamlı kılan, değerli kılan değerleri vardır. Yaşadığımız çağda bu değerler kendi coğrafyamızda bir hayli aşınmış durumdadır. Her toplumun kıymeti sahip olduğu değerlerin kalitesi ile ilgilidir. Nasıl ki Madenler çeşitli ayar ve kıymete sahip ise toplumlar içinde durum bu şekildedir. Kanaatime göre en değerli “Toplum Kıymeti” Ahlaktır. Ahlak; çok geniş bir değer alanını kendi içerisinde barındırmaktadır.

Ticaret, komşuluk, Aile, Toplum ilişkileri vs. İlk Ahlak eğitimini aile içerisinden alan birey bu anlamda en Temel ve en sağlam Ahlak yapısına Ailesi ile sahip olur. Fakat bazen bu eğitim yeterli olmaz bazen de tersine Aileden alınan güzel eğitimi sokak ve okul heba eder.

 Maalesef bugün okul ve sokak Ahlak açısından çok da emin olabileceğimiz mecralar değildir. Sokaklar popüler kültürün arenası konumunda olup, TV dizilerinin etkisi altındadır. Mafya özentisi içerisinde olan sokaklar Ahlak açısından en sıkıntılı dönemlerini yaşıyor. Ama asıl sorunumuz Okuldur. Maalesef eğitim sistemimizin bu anlamda bir hassasiyeti yok. Tamamı ile ideolojik bir eğitimi önceleyen sistem gençliğimize ve neslimize çare olma niyetinde görünmemektedir. Gelecek ile ilgili iddiası olan toplumlar gençliğini ve neslini heba etmezler. Eğitim sistemimiz için şu anda esas olan kâğıt üzerinde başarılı olmaktır. Kişinin Ahlakı ile ilgilenmemektedir, şayet öyle olmasa idi öğretmenlerin Ahlakı da eğitim sistemi için bir kriter olurdu.

Mesela, Bir öğretmenin kumar oynaması (iddia, loto vs.) Eğitim sistemi için bir sorun mudur? Ya da bir öğretmenin yalan konuşuyor olması, yalanı karakter haline getirmesi öğretmenlik yapmasına engel midir? Ya da bir öğretmenin gayri meşru bir hayat yaşaması öğretmenlik yapmasına engel midir?
Ya da bir Emniyet mensubunun ırkçı olması, ya da şiddete meyilli olması sorun olmalı mı?

Ya da Hakimlik yapacak kişideki Adalet duygusunun yüksekliği ne kadar aranıyor, ya da öğrenciliğe kabul edilirken hangi özellikler aranıyor? El cevap sadece kâğıt üzerinde başarılı olması yeterli.

Bu soruları çoğaltmamız pek ala mümkündür ama sonuç değişmeyecektir. Yüce Ahlak değerlerine sahip olmayan bir öğretmen nasıl bir öğretici kabul edilebilir, bunu kabul etmek eğri cetvel kullanmaktır. Hz. Ali’nin dediği gibi “Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz”.

Bugünkü Eğitim Camiası Ahlaklı Eğitici vasıflarına sahip midir? Şayet değil ise bu sorun değil midir? Çünkü öğretmen, örnek insandır ve bu örneklik vasfı neden önemsenmemektedir? Şayet Dünyaya bir sözümüz olacaksa ilk önce kendimize çeki düzen vermek zorunda değil miyiz? Eğitimci olmak isteyenleri Ahlaki anlamda iyi seçmeliyiz çünkü geleceğimizi, yöneticilerimizi, Tacirlerimizi, doktorları hülasa herkesi yetiştiren öğretmenlerdir. Eğitimci örnek olursa ancak örnek bir toplumu yakalama şansımız gün be gün artar. Eğitim sistemi için asıl olan kâğıt üzerinde sınavı geçmektir, Ahlaksızlık kendiliğinden sistemden geçiş hakkına sahiptir. Şimdi böyle kriter yoksunu bir sistemin müfredatına baktığımızda da aynı boş vermişliği görüyoruz. Öğrencilere Ahlaki doğruların davranış haline getirilmesi için herhangi bir çalışma olmadığını görüyoruz, sistem yine aynı şeyi söylüyor bizim için kâğıt üzerinde başarılı isen sorun yok, hatta iyisindir.

Son yıllarda değerler eğitimi adı altında bazı girişimler oldu fakat bu çalışmalar yaygınlaştırılmadı. Ülkemizde her şey değişirken ideolojik katı eğitim bir türlü değişmedi, diktatörlükler de görülecek bu eğitim sisteminin sil baştan özellikle müfredat kısmı değiştirilmelidir. Evrensel insani değerlerin bile olması yeterlidir aksi halde kısır bir döngü içerisinde hep aynı yere geliyoruz. Her gelen Milli Eğitim Bakanı eğitimle ile ilgili teknik değişiklikler yapmakta, sorunun aslı olan müfredata ise hiç kimse dokunma cesareti gösterememektedir. Halen korku egemenliğinin ve ağır dikta yıllarının etkisi ile olsa gerek katı ideolojik eğitim sistemi sorgulaması yeterli değildir. İşte bu nedenledir ki Ahlaklı bir toplum hedefinden oldukça uzağız.

Ahlak seviyesi yüksek bireylere ihtiyacımız var ve bu gerçeklik en Temel sorunumuzdur, Dijital kuşatma altında bulunan gençliğimizin şartları bize göre çok ağırdır, Gençliğimizin algı sorunu, odaklanma sorunu ve en önemlisi esaslı bir eğitim sorunu vardır.

Bu yazıyı yazmaya başladıktan sonra Diyanet işleri başkanının malum konu ile ilgili açıklamaları ve bir tartışma başladı. Biz bu hale nasıl geldik? Sorusu, yine korkular nedeni ile sorulamamakta, sözüm ona yıllarca mekteplerde dirsek çürütmüş bu kadar eğitimli! İnsan böyle bir Ahlaksızlığı nasıl savunabiliyor, düşman olarak da Ahlakın kalesi olan İslam’a nasıl saldırabiliyor?

Körpecik çocuklara verilen eğitim acımasızdır, ideolojiktir tamamı ile gözden geçirilip normalleştirilmelidir. Ülkemiz son yıllarda insan hakları ve normalleşme anlamında gözle görülür ilerlemeler sağladı fakat her ne hikmetse, Kemalizm’in katı ve yanlış uygulamalarına fazlaca dokunulmadı. Eğitimin bu hali daha fazla gençliğin hebası anlama geliyor ve bu çocuklarımıza yapılmış çok büyük bir kötülük ve bu kötülüğün faturasını da yine biz ödeyeceğiz her zaman ki gibi.

Osmanlı vakıf ve derneklerine baktığımızda toplumun değer kalitesi, nezaketi, hassasiyeti, olgunluğunu, diğerkamlığını görüyoruz ki bu tüm toplumlar için imrenilecek bir durumdur. Günümüz ile Kadim Osmanlı toplumu kıyaslandığında müthiş bir gerileme yaşadığımız görülecektir.

Topluma yüksek Ahlak değerleri ve vizyon kazandırıldığında toplumun ilgi, alaka ve hassasiyetleri değişecek ve fedakâr insanlar bir araya gelerek önemli çalışmalara imza atacaklardır. Ecdadımızın uğraşlarına ve gayretlerine baktığımızda yaşadığı topluma insanlığa, diğer canlılara faydalı olma, iyi işler yapma gayretinde olduğunu görüyoruz, ki bu ulvi bir değerdir ve takdir edilmeyi gerektirir.

Selam ve dua ile….
 
 
Leylek Vakfı
Bu vakıf İzmir Yeni Cami civarındaki leyleklerin beslenmesi için kurulan bir vakıftır. Leyleklerin beslenmesi için senelik yüz kuruş ödenek ayrılması amaçlanmıştır.
Duvar ve Sokak Temizliği Vakfı
Vakfın amacı aklı başında dirayetli birisi vakfın mahinukuşu olup her an cami, medrese, darütalim, İmaret vs. hangisi olursa olsun duvarlarının temiz kalmasına dikkat edecek, yazı yazan veya pisleyen kendini bilmezlerin pisliklerini temizlemesi amaçlanmıştır.
Meyve Ağaçları Diken Vakıf
Bu vakıf 1483 yılında İstanbul kurulmuştur. Vakıf vakfedilen iki bahçeye ve mezraya senede yüz adet çeşitli meyve ağaçlarının dikilmesini sağlamıştır.
Köprüleri Sellerin Zararından Koruyan Vakıf
Vakfın amacı Amasya'da yapılan köprünün, selin getirdiği ağaç ve taşlardan temizlenerek şehre vereceği zararın önlenmesi amaçlanmıştır.
Van Gölünde Acil Yardım Gemisi Dolaştıran Vakıf
Bu vakıf Van Gölünde trafiğin arttığı bu dönemlerde, kurmuş olduğu vakfın hizmetlerinden birini de Gölde oluşabilecek kaza ve arıza gibi durumlarda insanların yardımına koşacak tam donanımlı bir sefine-i muine (acil yardım gemisi) yaptırmak olarak belirlemiştir. Bu geminin hizmet masrafları bu vakıf tarafından karşılanmıştır.
Borcundan Dolayı Hapse Düşenlere Yardım Vakfı
Bu vakıf 1708 yılında İstanbul'da kurulmuştur. Borçlu ve hapiste olan Müslümanlara senede bin akçe verilmesini öngörmüştür.
Nefes Vakfı
Vakfın amacı halkın rahat nefes almasını sağlamaktır. Bunun için Bebek' te yaptırdığı köşk ve limanda ümmet-i Muhammed teneffüs eylemesi düşünülmüştür...
Pabuç Parası Veren Vakıf
Gaziantep'te kurulmuştur. Vakfın amacı Kozanlı Camii mektebinde yatılı kalan öğrencilerden ailesi uzak yerlerde olanlara ayda iki kuruş, yerli talebelere ise bir kuruş verilecektir. Diyerek, tüm öğrencilere destek oluyordu. Ancak vakıf, bunun dışında, Ramazan ayında köyüne gitmeyip de medresede kalan öğrencilere beşer kuruş pabuç parası veriyordu.
 
Kayıkçı Hamal Dostu Vakfı
Kurulan bu vakfın hizmetleri arasında yaşlılık, hastalık vs. gibi sebeplerle İstanbul, Boğaziçi, Anadolu ve Rumeli iskelelerinde mesleğini icra edemeyen kayıkçı ve hamallara yardım etmek, her yıl bir kıza çeyiz almak, Devlet adamlarının geçmediği ve geçmeyeceği tenha yerlerdeki kaldırımları tamir etmek gibi konular yer almaktadır.
Helalleşme Vakfı
Yaz aylarında soğuk su dağıtan vakfı
Müslüman esirleri kurtaran vakfı

 
"Bir millet nefislerini (kendini) bozmadıkça, Allah onların durumunu değiştirmez." (Ra'd, 13/11) 
 
 
 
1000
icon
Cihat özer 4 Mayıs 2020 04:22

Günümüzde vakıfların hayatımızda ne kadar gerekli olduğu kanaatine vardım,ALLAH razı olsun cengiz abi

0 1 Cevap Yaz
Hacı Ali Doğan 3 Mayıs 2020 23:05

Medeniyet kurmak veya varolan bir medeniyeti ihya etmek her adamın harcı olmasa gerek.. yeri gelmiş at üstünde kılıç sallamış dedelerimiz yeri gelmiş cami duvatlarina kuşlar için saray yapmış. Bu dengeyi nasıl kurmuşlar? Insan merak ediyor.. Kaleminize sağlık üstad. Her şeye rağmen umitvarız.. Zira diplerden büyük bir dalga geliyor. Hissedebiliyoruz. Atiyi gülşen görüyorum.

0 2 Cevap Yaz

Ahmed Yasin
MALCOM X