Covid-19 virüsünün kökeni neden bulunamadı?

ANALİZ 7 Nisan 2022 12:49
Videoyu Aç Covid-19 virüsünün kökeni neden bulunamadı?

Covid-19 virüsünün kökenini ortaya çıkarma çabaları çatışmalar ile suçlamalara tanıklık eden atmosferden bir sonuç elde edemedi. Üstelik kaynak belirlenemediği gibi dünyanın ‘bilme hakkı’, ‘unutulma hakkı’na evirtildi.

 

Al Jazeera bir dizi bilim insanı ile yaptığı görüşmeleri derleyerek pandemiye neden olan virüsün kökeninin neden ortaya çıkarılamadığını ve olası ihtimalleri değerlendiriyor. “COVID-19: Virüsün kökeni için sonsuz arayış” başlıklı yazıda, Çin’in engellemeleri ve ABD-Çin geriliminin sağlık alanındaki çalışmalara da yansıdığı ifade edilirken, virüsün hala hayvan konağının bulunamamasının aşısız insanlar için olası tehditler barındırdığı ifade ediliyor.

COViD-19 bir pandemi olarak üçüncü yılına girerken, dünyada yaşanan onca ölümün sebebi, ekonomileri durduran gücün, normal hayatı dahi farklı tanımlatan kısacası her şeyi etkileyen virüsün kaynağını bulamadı.

Küresel bir sağlık acil durumu ilan edildikten altı hafta sonra, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 11 Mart 2020'de yeni koronavirüsün yayılmasını bir pandemi ilan ederek ülkeleri zorlayıcı kararlar almaya yöneltti.

Ancak 2003-2004 SARS ve 2012 MERS salgınlarına neden olan koronavirüslerin hayvan konakları birkaç ay içinde tanımlanırken, mevcut SARS-CoV-2 virüsünün sayısız mutasyonu ve varyantı ile birlikte kökeni hala kanıtlanamadı.

14 ay boyunca virüsün kökenine dair araştırmalar yapmakla görevlendirilen ekip Eylül ayında dağıtıldı. Lancet COVID-19 Komisyonu tarafından pandeminin nihai kaynağını aramak için kurulan ekibin elinde hiçbir şey olmadığı bilgisi paylaşıldı.

Çıkar çatışmaları ile suçlamalara tanıklık eden atmosferden bir sonuç çıkarılamadığı gibi dünyanın ‘bilme hakkı’, ‘unutulma hakkı’na evriltildi.

Hiçbir soruşturma yetkisi olmayan bir halk sağlığı kurumu olan DSÖ'nün soruşturması da Ocak 2021'de Çin'de ortaya çıkan virüsün kaynağını bulma arayışlarına engel olan Çin tarafından dolaylı yollardan durdurulmuştu. Araştırmacıların her adımında onları takip eden ve gidecekleri yerleri Çin hükümetinin belirlediği noktalara gerçekleştiren ekibin de eli boş dönmesi tepki çekmişti.

Çin, henüz DSÖ'ye, koronavirüsün yayılmasının doğal bir zoonotik yola sahip olduğu -yarasalardan ev sahibi hayvanlara ve insanlara doğru hareket ettiği – iddialarını kanıtlayacak kanıtlarını sunmadı. İlk vakaların görüldüğü iddia edilen Huanan Deniz Ürünleri Pazarı'nın hızla dezenfekte edildiği iddiasını da destekleyecek kanıtların Çin tarafından sunulmadığı öğrenildi.

Kaynağı bulma mücadelesinde harcanan mesailer, virüsün bir laboratuvar sızıntısı da dahil olmak üzere başka bir yerden gelmiş olabileceği ihtimaline daha fazla güven duyulmasına yardımcı oldu. Sonuç ne olursa olsun kaynak olarak hastalığın Çin’de olduğu sabit bir kanı.

Avustralya Ulusal Üniversitesi'nde Ulusal Epidemiyoloji ve Nüfus Sağlığı Merkezi'nde fahri profesör olan Colin Butler Al Jazeera’ya, “Çin'in şeffaf olmadığına ikna oldum… Birkaç şeyden kaçınıyorlar" dedi.

Geçtiğimiz yılın sonlarında Butler, Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından ‘Çevresel Değişim ve COVID-19: Asya ve Pasifik'te Gelecekteki Pandemi Riski’ başlıklı bir rapor yazmak üzere görevlendirilmişti.

Butler, çalışmasında, tıbbi ve laboratuvar prosedürlerinin virüslerin kontrollü bir ortamdan kaçmasına ve geniş çapta yayılmasına izin verebilecek risk faktörleri olduğunu yazmıştı. Butler konu hakkında gördüğü bir durumu da örnek vererek şöyle diyor: “Çin, koronavirüs deneylerinin yalnızca laboratuvar çalışanlarının lavaboda el ayak yıkama ve göz yıkama istasyonu için koruyucu giysiler gerektiren düşük biyogüvenlikli ortamlarda yapılmasına izin veriyor.”

Butler, eski Sovyetler Birliği'nde en az 66 kişinin ölümüne neden olan 1979 şarbon salgınının kökeninin ancak ülkenin 1992'deki çöküşünden sonra ortaya çıktığının farkında olduğunu ifade ediyor.

Butler, mevcut pandemi hakkındaki gerçeğin mevcut Çin liderliği tarafından gömülü kalacağına inandığını söylüyor ve “Çin, mevcut rejim altında bu konuda açık olmayacak” diye ekliyor.

 

'Taraf tutmak'

Salgının ilk aylarında, Nisan 2020'de Avustralya, COVID-19'un kökenleri hakkında bağımsız bir soruşturma çağrısında bulunan ilk ülkelerden biriydi ancak başta ABD olmak üzere diğer ülkeler bu çağrıya kulaklarını tıkayarak cevap verdi.

Butler, "Sadece Çin'de değil, ABD'de de birçok yetkilinin yeterince şeffaf davranmadığına kesinlikle inanıyorum" dedi.

ABD'de moleküler biyolog olarak çalışan Alina Chan da Butler'ın şüphelerini paylaşıyor.

MIT ve Harvard'da bilimsel danışman olan Chan, virüsün kaynağı olarak bir laboratuvar sızıntısının göz ardı edilmemesi gerektiğini savunan ilk bilim adamları arasındaydı.

Geçen Kasım ayında, İngiliz bilim yazarı Matt Ridley ile birlikte Chan, “Viral: The Search for The Origin of COVID-19”un ortak yazarlığını yaptı ve virüsün en olası iki köken hikayesine ilişkin kanıtlarını belirtti: “Doğada bir hayvanın taşıyıcı olması yoluyla veya laboratuvar kazası”

Geçen yaz yapılan bir ankette, Amerikalıların çoğunluğu, siyasi iknadan bağımsız olarak, virüsün Çin'deki bir laboratuvar sızıntısından çıktığına inandıklarını söyledi. Buna rağmen Chan, soruşturmaya yönelik baskının Washington'daki siyaset tarafından engellendiğini söylüyor.

Chan, Al Jazeera'ya “Herkes bir taraf tutuyor ve diğer tarafı devirmeye çalışıyor” diyor ve ekliyor, “Bir örtbas olduğunu söylemek fantastik bir şey değil.

Chan ve SARS-CoV-2 virüsünün bir laboratuvardan kaynaklanabileceğini iddia eden herkes için, “Virüsü yarasalardan insanlara bulaştıran bir ara hayvan; konakçı bulunamadığı sürece doğal kaynaklı senaryolar bilimsellikten yoksundur” diyor.

Ayrıca, virüsün en başından beri insanları toplu olarak enfekte etmeye son derece adapte olmasını sağlayan benzersiz özelliklere sahip olduğuna dair yaygın olarak paylaşılan gözlem, koronavirüs uzmanlarını bile şaşırtmaya devam ediyor.

Chan, “SARS1 ve MERS'in doğal kökenine dair kesin kanıtlar, o zamanlar daha az gelişmiş teknolojiler olmasına rağmen hızla bulunmuştu. Yine de SARS2 için piyasada virüsü insanlara bulaştırabilecek herhangi bir enfekte hayvan bulamadık. Virüsün Aralık 2019 ortasından önce Wuhan'da ne zaman ve nasıl yayıldığını bize bildirecek kanıt elde etmedik.” dedi.

Geçen ay virüsün kökenleri hakkında şimdiye kadar yayınlanan en ayrıntılı araştırmalar arasında yer alan yeni bir araştırmaya dayanarak uzmanlar hastalığın “belirsiz merkez üssü olarak” Çin’deki hayvan pazarını belirledi.

Çin'e seyahat eden DSÖ uzman ekibinin bir üyesi olan virolog Marion Koopmans, Arizona Üniversitesi Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Bölümü'nden Michael Worobey liderliğindeki araştırmanın, pazarın gerçekten de “her şeyin başladığı bir dünya” olduğuna dair “ikna edici kanıtlar” sunduğunu söyledi.

Ancak Chan ve diğer bilim adamları, makalelerin eksik verilere ve önyargılı örneklemelere dayalı iddialarda bulunduğunu söylüyor.

Evrim riski

Seattle'daki Fred Hutchinson Kanser Araştırma Merkezi'ndeki virolog Jesse Bloom, salgının başlangıcına kadar izini sürmeyi umarak, Çin dışındaki en erken vakalardan SARS-CoV-2'nin genetik dizilimlerine açık veri merkezi üzerinden ulaşmaya çalıştı.

Ancak Çinli araştırmacıların talebi üzerine, ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından açık erişim sunulan veriler siteden kaldırılmıştı. Verilerin sahipleri olarak bilim adamlarının, herhangi bir gerekçe göstermeksizin verilerin kaldırılmasını talep etme hakları olduğu biliniyor.

Bloom kaynağı bulmada, “Wuhan Viroloji Enstitüsü'nün tüm yarasa koronavirüsleri veri tabanını yayınlasaydı, bunun laboratuvarlarından birinin kaynak olup olmadığı sorusunu çözmede uzun bir yol kat edeceğini” düşündüğünü belirtti.

Bu bilgi olmadan, soruşturmanın bilimsel olarak çözülemeyeceğini söyleyen Bloom, “Pandeminin kökenini anlamak önemli bir soru ve halk daha bilimsel bir açıklama istiyor.” dedi.

Nisan ayının başına Bloom ve diğer 17 bilim insanı, Çin'den, hayvan pazarından toplanan örneklerden elde edilen sıralama verilerini yayınlamasını isteyen bir mektup imzaladı.

Canberra Üniversitesi'nde halk sağlığı alanında yardımcı doçent olan Rosemary McFarlane, virüsün hayvanlar tarafından mı yoksa bir laboratuvar yoluyla mı bulaştığına bakılmaksızın, bir sonraki salgın riskini durdurmak için çok şey yapılabileceğini söylüyor.

McFarlane, “Bunun nedeni her iki senaryonun da insanların vahşi hayvanları nasıl idare ettiğine dair uzun süredir devam eden sorunlara işaret etmesidir” diyor ve ekliyor, “Ticarette ve transit geçişte hayvanlara yakın mesafede durmak virüslerin, hayvanlardan insanlara sıçrama olasılığını artırıyor”.

Araştırmacı McFarlane,"Bu pandeminin kökenini tartışmaya devam edebiliriz, ancak virüs aşıya erişimi olmayan insanlar arasında ve hayvanlara yakın kişiler arasında dolaşırken risklerin ne olduğunu anlamamız gerekiyor. Tüm bu etkenler daha fazla virüs evrimi için fırsat sağlıyor. Bu gelecekteki risk olasılığına yönelik bir uyandırma çağrısıdır”. diyerek insanları uyarıyor.

Kaynak : Al Jazeera / Haksöz Haber
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...



Paragraf Soru Bankası

MD DİJİTAL