Dilipak’a Ceza Verilmesi Mümkün Değil

GÜNDEM 8 Ağustos 2020 22:02
Videoyu Aç Dilipak’a Ceza Verilmesi Mümkün Değil

Yeni Akit Medya Grubu İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karahasanoğlu, AK Parti Kadın Kolları’nın  Abdurrahman Dilipak’a yönelik başlattığı linç girişimine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Yeni Akit’in bugünkü, “Gezici-laikçi kafa sövüp sayarken neredeydiniz?” manşetine ilişkin de konuşan Karahasanoğlu, “Bugünkü sür manşetimiz bu şekilde oldu ve çok büyük de destek aldık. Bizzat AK Partililer bile arayıp teşekkür ettiler. Gazetenin duyarlı olmasına destek verdiler.” dedi.
 

 Yazar Abdurrahman Dilipak’ın “AKP’nin Papatyaları” başlıklı yazısında İstanbul Sözleşmesi’ni savunan kesimleri eleştirmesi ve sözleşmenin fuhşiyata müsaade ettiğini dile getirerek, başta Koç Grubu ve Eczacıbaşı gibi kurumlar olmak üzere söz konusu sözleşmeyi benimseyenlere tepki göstermesi bir takım odakları rahatsız etti. Dilipak’ın AK Partili kadınlara, “Fahişeler” dediği iftirası çeşitli medya organlarında servis edilirken, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Selva Çam, Dilipak hakkında 81 ilde suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

Akit Medya Grubu İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karahasanoğlu, 51 yıllık dava arkadaşı Abdurrahman Dilipak’a yönelik linç girişimine ve AK Parti’nin hatalı tutumuna dair, yeniakit.com.tr Haber Müdürü Faruk Erzen ve haber editörü Muhammet Seyfullah Maden’e önemli açıklamalarda bulundu.

AK Parti adına ciddi bir kayıptır

Soru: Sayın Abdurrahman Dilipak’ın aileleri parçalayan  ve eşsinselliği meşrulaştıran İstanbul Sözleşmesi ile alakalı kaleme aldığı yazı sonrası AK Parti’nin 81 ilde suç duyurusunda bulunma kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Abdurrahman Dilipak’ı ben 51 senedir tanıyorum. 10, 20 yıldır tanıyanlar da bunu tespit ederler ki; Aburrahman Dilipak hiçbir zaman küfür ifadeleri kullanan birisi değil. Yıllardır gazete ve dergilerde yazıları çıkan birisidir, herkes tanır. Anadolu’nun bütün vilayetlerini gezmiş, konferanslar vermiş, konuşmuştur ve böyle bir insan değil. Orada isnad edilen AK Partililer değil. İsnad edilen; Eczacıbaşı, Koç gibi grupların yapmış oldukları işlemdir. Bu işleme bir sıfat vermiştir. “Bu yapılan iş fahişeliği artırır” ifadesi kullanıldı, kimseye “fahişe” denmedi. Zaten İstanbul Sözleşmesi’nde de bizim şiddetle karşı çıktığımız; homoseksüelliği, lezbiyenliği bir anlamda meşru kılması. “Erkek vardır, kadın vardır, bir de üçüncü cins vardır.” Bu nedir? Homoseksüelliktir. “Bunları meşrulaştıralım” diyorlar. Sıkıntı burada. Böyle bir konuda AK Parti’nin kendiliğinden bize destek vermesi lazım gelirken, tam tersine hareket etmesi AK Parti adına ciddi bir kayıptır.

Bu talimatlar Erdoğan’ın sözleşmeden memnun olmadığını gösteriyor

Soru: Peki, sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bu konuda yanlış yönlendirenler olabilir mi? Erdoğan bu kararın neresindedir, bu yapılanları onaylıyor mudur?

Cevap: Erdoğan, “İstanbul Sözleşmesi nas değildir, dolayısıyla değişebilir” demiştir. İstanbul Sözleşmesi’ni vakti zamanında bir oldu-bittiye getirip o şekilde kabul ettirdiler. İstanbul Sözleşmesi’ni savunanlara sorun, ayrıntılarını çoğu bilmiyor. Lezbiyenlik, homoseksüellik konusunda İstanbul Sözleşmesi’nin tavrı nedir, bilmez. “Yok öyle bir şey” diyorlar. Sözleşmenin 8’inci maddesi, 12’nci maddesi çok açık ve net bir şekilde bu ahlaksız fiilleri destekliyor. Onun için ben sayın Erdoğan’ın bu konuda bizim gibi düşündüğünü varsayıyorum. Nitekim sözleşmenin yeniden yazılması noktasında verdiği talimatlar var. Bu da Tayyip beyin bu işten, İstanbul Sözleşmesi’nden pek memnun olmadığını gösteriyor bana göre.

AK Partililer arayıp teşekkür etti

Soru: Bugün Akit Gazetesi’nin attığı, “Gezici laikçi kafa sövüp sayarken neredeydiniz?” manşeti büyük yankı uyandırdı. Kısaca bu manşetin hikayesini alabilir miyiz? Neden böyle bir manşet attınız?

Cevap: Maalesef kadın kollarının bu çalışması yanlış bir çalışma. Dediğim gibi, Abdurrahman Dilipak bu camianın 50 senelik mazisi olan bir yazarı. Bugüne kadar da böyle bir şey duyulmuş değil, bilakis tam tersine daha ılıman, yapıcı ifadeler kullanan birisi. Bunu bırakıp da aleni küfür edenlere sessiz kalıp, Abdurrahman Dilipak’ın üzerine gelinmesi kabul edilemez. Onun için bugünkü sür manşetimiz bu şekilde oldu ve çok büyük de destek aldık. Bizzat AK Partililer bile arayıp teşekkür ettiler. Gazetenin duyarlı olmasına destek verdiler.

Bu ilk değil

Soru: Peki bu manşet, AK Parti ile Akit gazetesi arasında bir kopuşa neden olabilir mi?

Cevap: Olmaz. Bizim AK Parti ile olan ideoojik bir bağlılığımız var. Yani AK Parti’nin felsefesini, AK Parti’nin programındaki taahhüt ettiği fiilleri doğru bildiğimiz için onları destekliyoruz. AK Parti ile bizim organik bir bağımız yok. AK Parti’nin müspetlerine, benimsediğimiz tavırlarına destek veriyoruz. Benimsemediğimiz icraatlarına da tepki gösteriyoruz. Dolayısıyla, bu güne kadar ilk defa olan bir şey değil. Daha önce mesela, “Bir süt bankası kuracağız, böylece sütü olan anne bankaya verecek, sütü olmayan anne o sütü alıp çocuğuna emzittirecek.” Süt kardeşliği, normal nesebî kardeşliktir. Dolayısıyla soy tehlikeye girecek. Allah muhafaza, kardeş kardeşle evlenebilir bilmediği için. O yüzden bunun üzerinde durduk. Yanlış olduğunu söyledik. Allah razı olsun, dönemin bakanı Mehmet bey bizzat gazeteye geldi. Önce kendisini savundu, bir şeyler anlatmaya gayret etti. “Biz bu işi yazıya dökeceğiz, kayıt altına alacağız” falan dedi ama ona dedik ki, “Siz bugün samimisiniz, kayıt altına alıyorsunuz. Yarın sizin kadar hassas olmayan birisi bu kadar ciddi kayıt altına almazsa büyük vebal kalır.” Allah razı olsun, ondan vazgeçtiler. Demek ki Akit Gazetesi, yapılması gereken bir durum olduğu zaman tavrını koyuyor. Alkışlanması gerektiği zaman da alkışlıyor. Onun için bu ilk defa olan bir şey değil. Daha önce defalarca AK Parti’nin bize göre yanlış gördüğümüz icraatlarını eleştirdik. Hiçbir sıkıntı da olmadı. Bilakis, zaman zaman da teşekkür ettiler duyarlı yayınlarımızdan dolayı.

Teşkilatlarda bu kadar etkin değiller

Soru: AK Parti’deki Gezici laikçi kafaya ses çıkarmayan ve partinin kuruluş davasına zıt kutupta olan grup, partinin geleceğini tehlikeye sokmaz mı?

Cevap: Tabi bunların parti içerisindeki hakimiyetleriyle orantılıdır bu. Yani eğer partinin yönetiminde söz sahibi olurlarsa, dediğiniz tehlikeler olabilir. Ama benim tespit ettiğim; şu ana kadar AK Parti’de bunlar azınlık durumundalar. Medyada hareketi ele geçirmişler. Orada bir şeyler yapıyorlar o kadar. Yoksa parti teşkilatında bu kadar etkin değiller ve herhangi bir sıkıntı da dolayısıyla olmaz.

Dilipak’a ceza verilmesi mümkün değil

Soru: Bugün ortaya çıkan tablodan hareketle, gerek sayın Dilipak hakkında yapılan suç duyuruları, gerekse İstanbul Sözleşmesi’nin akıbeti için AK Parti’ye veya sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir mesajınız var mı?

Cevap: Abdurrahman Dilipak’ı sayın Erdoğan da tanıyor. 50 senedir tanımıyorsa 40 senedir tanıyor. Abdurrahman’ın samimiyeti tartışma götürmez. Bu davanın adamıdır. Abdurrahman Dilipak’ı zedelemeye kalkanlar kendilerini zedelerler. Bunun zaten böyle olduğunu Tayyip bey de bilir. Dolayısıyla bir sıkıntı görmüyorum ben o noktada. Ne olacak İstanbul Sözleşmesi? Bizzat işin başındaki Tayyip Erdoğan’ın, “Bu nas değildir, görüşülebilir” dediğine ve bu konuda da talimat verdiğine göre elinde sonunda İstanbul Sözleşmesi ve sıkıntılı olan maddeler gözden geçirilecektir. Abdurrahman Dilipak’a da ceza verilmesi mümkün değil çünkü yaptığı bir suç yok. O iddia edenlerin ismi zikredilmiş değil. Ne partilerinin ismi zikredilmiş ne de kendileri. Dolayısıyla Abdurrahman’a dava açmak için taraf olamazlar. Dolayısıyla açtıkları dava, yaptıkları suç duyurusu kuvveden fiile geçmeyecektir.

Kaynak : yeni akit
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...


MD DİJİTAL