Esed 'yeni bir Suriye' inşa ederken Kabun’u yıktı

SURİYE 15 Nisan 2022 12:27
Videoyu Aç  Esed 'yeni bir Suriye' inşa ederken Kabun’u yıktı

Suriye rejimi, lüks yeni yerleşim yerleri oluşturmak ve ‘yeni bir Suriye’ye yer açmak için mayın temizleme kisvesi altında Şam'da bir zamanlar muhaliflerin elinde bulunan tarihi mahalleleri buldozerlerle dümdüz ediyor.

Suriye rejimi, lüks yeni yerleşim yerleri oluşturmak ve ‘yeni bir Suriye’ye yer açmak için mayın temizleme kisvesi altında Şam'da bir zamanlar muhaliflerin elinde bulunan tarihi mahalleleri buldozerlerle dümdüz ediyor.  

The Guardian, Lighthouse Reports, Suriye Hesap Verebilirlik Gazeteciliği ve Araştırmacı Gazetecilik yapan (Siraj) ve Rozana Radio tarafından yürütülen bir soruşturma, başkentteki birçok mahalleden biri olan ve sonradan tanınmayacak şekilde yıkılarak yeniden inşa edilen Şam'ın Kabun banliyösünün değişimini kayda aldı.

Kabun’da yaşayan binlerce insan ülkesini terk etmek zorunda kalarak yurtdışında mülteci oldu. Yıllarca Esed rejimine direnen Şam'ın bir banliyösü olan Kabun, yerlilerinden adeta arındırıldı. Yine de 2017'de rejim güçleri tarafından ele geçirildiğinde hala ayaktaydı.

The Guardian ve soruşturma ortakları tarafından elde edilen videolar ve uydu görüntüleri, Kabun'un değişimini analiz etti. Esed ordusunun tüm mahalleyi yok etmek için son derece yıkıcı yöntemler kullandığı ve konutların yerle bir edilmesini bir mayın temizleme tatbikatı olarak meşrulaştırmasıyla bölgenin kimliği ve ruhu tam anlamıyla değişti.

Kabun, Suriye'de rejimin yabancı gayrimenkul yatırımlarını teşvik etmeyi umduğu ve savaş sonrası inşaat kapsamında kamulaştırmaya açılan yerlerden sadece biri. Esed rejimi birçok mahalleyi yeniden imar adı altında kasıtlı bir şekilde yıktı. Bir zamanlar direnişçilerin kalesi olan Kabun şimdiki görünümüne Esed’in bombardımanları sonrası buldozerin girmesiyle ulaştı.

Şimdi Danimarka'da yaşayan eski bir Kabun sakini olan Mazeena Saadi, "Bu, kabun halkından bir tür intikam almak ve geri dönecek hiçbir şey olmadığından emin olmak için yapılan bir eylem” diyor. Saadi, “Rejimin Kabun halkına bir mesaj verdiğini düşünüyorum” diyerek rejimin, “Burada sana göre bir şey yok." deme şekli tanımlamasında bulunuyor yıkımlar için.  

Saadi'nin en büyük oğlu Kabun'daki ilk protestolar sırasında işkence gördü ve tüm aile 2012'de bölgeyi terk etti.

Kabun Mayıs 2017'de rejimin eline geçti. Rejim milisleri, aralarında Saadi'nin bazı akrabalarının da bulunduğu son sakinlerini de zorla bölgeden sürerek sınır dışı etti. Eylül 2017'de çekilen uydu görüntüleri Saadi’nin evini ve çevresinin yıkıldığını gösteriyor.

Son dört yılda Esed ordusu Twitter hesabından yaptığı açıklamalara göre, ülkenin güneyindeki Deraa'dan kuzeydeki Halep'e kadar uzanan alanlarda 1000’den fazla yıkım ilanı verdi. Gerekçe olarak da “mayın temizliği” denildi. Uydu görüntüleri ve videolar ise çok daha fazla yıkımın gerçekleştirildiğini gösteriyor.

Rus devlet medyasının desteğini de alan Esed rejimi yıkım bölgelerinde sözde insani yardım faaliyetleri yürüyor.

Kabun'dan gelen yüzlerce fotoğraf, video ve sosyal medya gönderisinin analizi gösteriyor ki belirtilen insani amaçlara uymayan binalar ve çevrelerinin çoğu büyük bir patlama modeli ile hedef alınmış.

Uydu görüntülerine göre yıkılan binalardan biri, 2018 yılının sonlarında Vakıf binası olarak bilinen bitmemiş bir askeri konut projesiydi. İnternette yayınlanan bir videoda da ordu mensuplarının binanın etrafındaki her şeyi saran devasa duman bulutunu heyecanla takip ediyordu.

Uydu görüntüleri, takip eden haftalarda bir okul da dahil olmak üzere binanın 500 metrelik yarıçapındaki her şeyin yıkıldığını gösteriyor. Guardian ve araştırma ortakları tarafından elde edilen resmi bir plana göre bu alanlar yatırım amaçlı gayrimenkullerle değiştirilmek için yıkıldı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün kıdemli Suriye araştırmacısı Sara Kayyali, geri alındıktan sonra bölgede aktif bir düşmanlık veya askeri hedef olmadığı için yıkımların potansiyel olarak savaş suçu olduğunu söylüyor.

Savaş boyunca rejimin arazileri kamulaştırmasına ve üzerinde yabancı yatırımla inşaat yapmasına izin veren kanunlar çıkardığı biliniyor. O kanunlardan biri de şayet topraklarınızı geri isterseniz Suriye’ye geri dönmek zorundaydınız. Bu da Suriye’de rejim tarafından öldürülme, alıkonma veya tutuklanma olarak size geri dönüş yapılması anlamına geldiği için oldukça tehlikeli bir durumu beraberinde getiriyor.

Tarihsel olarak Kabun'un sakinleri, mağazacılık, küçük işletmeler ve el emeği ile çalışan küçük dükkânları yönetiyorlardı. Esed rejiminin Kabun için öngördüğü vizyon; şehir merkezine yakın, aynı zamanda M5 otoyolu ile diğer şehirlere bağlı, yüksek katlı ve özenle seçilmiş yeşil alanlardan oluşan daha lüks bir mahalle oluşturmak.

Kabun için yapılan planlar, rejimin Şam için daha geniş vizyonunun bir parçası sadece. Asıl hedef eski yerleşimler, sanayi bölgeleri ve tarım arazileri üzerine inşa edilmiş yeni kentsel gelişmelere sahip bir ticari başkent.

Amiral gemisi olarak görülen proje Marota City’di. Eskiden muhaliflerin merkezi olan yerleşim yeri Basateen al-Razi'de planlanan yüksek binalar ve el değmemiş bahçelerden oluşan bir mahalle tasarlanmıştı. Rusya ve Çin’den destek alarak tamamlanmak istenen projenin akıbeti bilinmiyor.

Araştırmacı Joseph Daher, Suriye rejiminin Şam'ı yeniden yapılandırmak, yatırımcılardan sermaye almak ve kendi çevresini ödüllendirmek ve mevcut planları hayata geçirmek için savaşı kullandığını söylüyor.

Daher, “Savaş, neoliberal politikaları ve kemer sıkma önlemlerini derinleştirmek ve aynı zamanda savaş veya kriz olmayan bir dönemde yapamayacağı planları gerçekleştirmek için kullanılıyor.” diyor. Daher ayrıca, “2011'den önce çok fazla muhalefet edilen bu tür projeleri hayata geçirmek için savaşı bir araç olarak kullanıyorlar.” diye aktarıyor.

Daher, hükümetin yaptığı planlara ve gerçekleştirdiği yıkımlara rağmen, kaynak yetersizliği ve süregelen güvensizlik nedeniyle çok az ‘gerçek’ inşaat hayata geçirildi diyor ve ekliyor, “Rejim mültecilerin geri dönmesini istediğini söylerken tamamen yalan söylüyor. Durum bu değil. Onları istemiyor ve onlarla ilgilenecek kapasiteye ya da finansal altyapıya da sahip değil.”

Savaşın başlamasından bu yana 11 yıl geçti. 6,6 milyon Suriyeli mültecinin çoğu ‘güvenli bir geri dönüş umudu olmadığı için’ ülkelerinden uzakta komşu ülkelerde belirsizlik içerisinde yaşıyor. Diğer 6,7 milyon kişi de Suriye içerisinde yerlerinden edilmiş bir şekilde çadır kentler veya briket evlerde kötü koşullarda ve insani yardıma bağımlı olarak yaşıyor.

Diğer İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü, Ürdün ve Lübnan'dan dönen Suriyelilere işkence yapıldığını belgelemiş, sürgündeki Saadi gibi geri dönmek istemeyenlerin çoğunun korkularını doğrulamıştı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Ekim ayında yayınladığı bir raporda da geri dönenlerin yargısız infaz ve adam kaçırmalara maruz kaldığı belirtildi.

Suriye ve Rus hükümetleri yorum taleplerine yanıt vermiyor. Yaşananların sorumlusu olarak uluslarası arenada hesap vermesi gerekenlerin hala bir yerlerde başka ülkeleri işgal etmeyi çalıştıklarını görüyoruz.

Saadi için mahallesi yıkıldığına göre artık eve dönüş yolu yok. Danimarka'da hükümet, Şam'ın insanların geri dönmesi için güvenli olduğunu savunarak Suriyeli mültecilerin oturma izinlerini iptal etmeye başladı. Saadi'nin oturma izni de 2020'nin sonunda yenilendi ancak durumu hala belirsiz. Aile, her iki yılda bir statülerini yenilemek zorunda.

Saadi,"Zaten yorgunduk, sadece biraz istikrar istedik. Danimarka'da birazını bulur bulmaz Şam'ın güvende olduğunu söylemeye başladılar." diyor ve Danimarkalı yetkililere kendisinin geri dönebileceği bir yer olmadığını belirterek, "Korkuyoruz. Geri dönmem imkansız. Bütün ailem rejim tarafından tutuklandı, kayboldu veya öldürüldü. Bu bir katil rejimidir.” dedi.

*The Guardin’da yer alan bu çalışma, Kamil Ahmed, Mais Katt, Muhammad Bassiki ve Beşar Deeb tarafından yazıldı.

 

Kaynak : Haksöz Haber
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...



Paragraf Soru Bankası

MD DİJİTAL