Hz. Hasan'ın Şehadet Yıl Dönümü

İZ BIRAKANLAR 15 Ekim 2020 14:00
Videoyu Aç Hz. Hasan'ın Şehadet Yıl Dönümü

Peygamber Efendimiz'in 'evladım' dediği, Hz. Ali ve Hz. Fatıma'nın oğlu Hz. Hasan'ın şehadet yıl dönümü...

Hz. Hasan, Hicretin 3. yılında Medine'de doğdu. 7 yaşına kadar Peygamber Efendimiz'in yanında büyüdü ve eğitimini ondan aldı. Peygamber Efendimiz, ahlak ve dış görünüş bakımından toplum içinde en fazla kendisine benzeyenin torunu Hasan olduğunu belirtmiştir. Hz. Hasan hem vücut yapısı, dış görünüşü ve kıyafet bakımından ceddine benzemekteydi ve hem de üstün insani faziletler ve ahlak bakımında benzemekteydi. Rivayetlerde Peygamber Efendimiz'e bakmak isterse Hz. Hasan'a bakması yeterlidir, söyleniyordu.

HZ. HASAN NASIL ŞEHİT EDİLDİ?

Hz. Hasan, Hicretin 50. yılında Safer ayının 28. günü Medine'de zalimlerin ittifakı sonucu zehirlenerek şehadete erişmiştir. Miladı takvime göre 7 Nisan 669 yılında şehadete ermiştir.

İSLAM'IN 5. HALİFESİYDİ

Hz. Hasan, aynı zaman İslam'ın 5. halifesiydi. Kabri Medine'deki Cennet'ül Bakî kabristanındadır. Ölmeden önce kardeşi Hz. Hüseyin'e Peygamber Efendimiz'in yanına, bu mümkün olmadığı takdirde Cennetü'l-bakī'da annesinin yanına gömülmesini vasiyet etmiş, Mervân b. Hakem birinci teklife karşı çıktığı için Medine Valisi Saîd b. Âs'ın kıldırdığı cenaze namazından sonra Cennetü'l-bakī'da annesinin yanına defnedilmiştir.

HZ. HASAN'I KİM ZEHİRLEDİ?

Hz. Hasan, bir ekip tarafından sistemli bir şekilde zehirlenerek şehit edildi. Bu ekibin kim olduğu bilinmediği gibi Hz. Hasan’ın bu olayın bir iç savaşa sürüklenmemesi için de isim vermemesi, katilleri gizlemiştir.

Genelde insanlar ve dedikodu mahallesi olaydan üç kişiyi sorumlu tutmuşlar, bunlar;

Hz. Muaviye

Hz. Muaviye’nin oğlu Yezid

ve Hz. Hasan’ın eşi Ca’de

 

İşte "Hz. hasan kimdir? Hz. Hasan nerede doğmuştur? Hz. Hasan ne zaman doğmuştur? Hz. Hasan nasıl evlenmiştir Hz. Hasan’ın cesareti, hz. hasan’ın hayatı, Hz. Hasan’ın vefatı." sorularının cevapları.

HZ. HASAN KİMDİR?
HZ. HASAN’IN HAYATI

Peygamberimiz (a.s.m.) Allah'ın emri üzerine sevgili kızı Hz. Fatıma'yı, Hz. Ali'ye nikahladı. Her ikisi de Resulullahın terbiyesi altında büyümüşlerdi. Bu sebeple bütün Müslümanlara örnek olabilecek bir hayat yaşıyorlardı. Peygamberimiz de sık sık onları ziyaret ediyor, çeşitli tavsiyelerde bulunuyor, her türlü problemleriyle ilgileniyordu.

HZ. HASAN NEREDE DOĞMUŞTUR?
HZ. HASAN NE ZAMAN DOĞMUŞTUR?

Hicretin üçüncü yılıydı. Bu mesud evliliğin üzerinden bir yıla yakın bir zaman geçmişti. Fatıma Vâlidemiz hâmileydi. Bu, başta Peygamberimiz olmak üzere bütün Müslümanları sevindirmişti. Nihayet Allah'ın takdir ettiği gün geldi. Peygamberimiz sevgili dadısı Ümmü Eymen'i (r.a.) Hz. Fatıma'nın yanına gönderdi. Ayete'l-Kürsi, Felâk ve Nâs Sûrelerini okumasını tavsiye etti. Hz. Ümmü Eymen vakit geçirmeden Hz. Ali'nin evinin yolunu tuttu. Eve vardığında Peygamberimizin tavsiyesini aynen yerine getirdi. Çok geçmeden Hz. Hasan, ihtiyar dünyamızı şereflendirdi. Peygamberimiz doğum haberini alır almaz hemen kızının yanına geldi. Çok sevinçliydi, "Oğlum nerede, onu bana gösteriniz?" buyurdu. Hz. Hasan' kundak içerisinde getirdiler, Peygamberimize verdiler. Onu kucağına aldı, sevdi. "İsmini ne koydunuz?" diye sordu. Hz. Ali, "Harp" deyince de şöyle buyurdu:

"Muhakak siz kıyâmet Günü kendi isimleriniz ve babalarınızın isimleri ile çağrılacaksınız. Öyle ise çocuklarınıza güzel isimler koyunuz."

Peygamberimiz daha sonra torununun sağ kulağına ezan, sol kulağına da kamet okudu. İsmini de "Hasan" olarak değiştirdi.

Hz. hasan kimdir? Hz. Hasan nerede doğmuştur? Hz. Hasan ne zaman doğmuştur? Hz. Hasan nasıl evlenmiştir Hz. Hasan’ın cesareti, hz. hasan’ın hayatı, Hz. Hasan’ın vefatı, Hz. Hasan'ın şehit edilişi.

Hz. Hasan'ın doğumunun yedinci gününde iki koç kurban edildi. Saçı traş edilerek ağırlığınca gümüş sadaka olarak verildi. Aynı zamanda sünnet ettirildi.

Artık Hz. Fatıma'nın evi Peygamberimizin yanında bambaşka bir mânâya bürünmüştü. Seyyidler nesline beşiklik ediyordu. Peygamberimiz kızının evine daha sık gidiyor, torununu seviyor, onu kokluyor, omuzuna alıyordu. Bir gün yine Hz. Hasan'ı sırtına almıştı. Bunu gören bir Sahabi, "Ey çocuk, senin binitin ne güzeldir" dedi. Peygamberimiz (a.s.m.), "o da ne güzel bir binicidir" buyurdu.

Bir başka gün de Peygamberimiz Hz. Hasan'ı severken Akra bin Habis (r.a.) yanlarına geldi. "Ya Resulallah, siz çocukları seviyor musunuz? Benim on çocuğum var onlardan hiçbirisini öpmem" dedi. Peygamberimiz ona baktı ve "Merhamet etmeyene merhamet edilmez" buyurdu.

Zaman zaman da Hz. Hasan sevgili dedesinin yanına gider, onun sohbetinde bulunurdu. Yine bir gün Peygamberimizin ziyaretine gitmişti. Vakit bir hayli geç oldu. Hava kararmıştı. Resulullah (a.s.m.), "Haydi eve git" buyurdu. Ebu Hüreyre de (r.a.) oradaydı. "Ya Resulallah ben götüreyim mi?" dedi. Peygamberimiz müsaade etmedi. Bu esnada bir ışık parladı. Hz. Hasan o ışık sayesinde rahatça eve gitti. Resulullah (a.s.m.) kendisi Hz. Hasan'ı çok sevdiği gibi, ümmetine de onu sevmeyi vasiyet etti. "Allah'ım ben onu seviyorum, Sen de sev. Onu seveni de sev" buyurarak, onu seveni Allah'ın seveceğini bildirdi. Peygamberimizin Hz. Hasan'a karşı olan bu derin sevgisi şüphesiz sadece akrabalık cihetiyle değildi. Bunun daha ehemmiyetli hikmetleri de vardı.

Peygamberimizin, "Dünyada sevip kokladığım reyhanımdır." "Cennet gençlerinin efendisidir" buyurduğu Hz. Hasan (r.a.) sekiz yaşına kadar Resulullahın terbiyesi altında büyüdü. Ondan çok şeyler öğrendi. Sekiz yaşında dedesini, ondan altı ay sonra da annesini kaybetmesi, Hz. Hasan'ın kalbini hüzne boğdu. Fakat ölümün yok olmak demek olmadığını, onlar Cennette tekrar görebileceğini bilmiş olması kendisine teselli verdi.

Hz. Hasan'ın başından göbeğine kadar olan kısmı Peygamberimize benziyordu. Bunun içindirki Fatıma Vâlidemiz onu "Peygambere benzeyen, Ali'ye benzemeyen yavru" diye severdi.

HZ. HASAN’IN CÖMERTLİĞİ

Hz. Hasan cömertliği ile temayüz etmiş bir Sahabîydi. İki defa malının tamamını, üç defa da servetinin yarısını tasadduk etti. Peygamberimizin sevgili torunu iki ayakkabısı olsa birini mutlaka sadaka verirdi. Sadaka vermeden duramazdı. Bununla beraber bir şey satın alacağı zaman pazarlık eder, mümkün ol olduğu kadar ucuz almaya çalışırdı. Bu durum Müslümanların dikkatini çekiyordu. Bir defasında, "Binlerce dirhemi sadaka veriyorsunuz, fakat bir şey satın alırken uzun uzadıya pazarlık edip yoruluyorsunuz" denildi. Hz. Hasan böyle yapmasının sebebini şöyle izah etti:

"Sadakayı Allah rızası için veriyoruz. Ne kadar fazla versek yine azdır. Alış verişte aldatma söz konusudur. Pazarlık yapmamız aldanmak istemediğimizdendir. Çünkü aldanmak aklın noksan olmasındandır. Ve malın azalmasına sebeptir."

Hz. Hasan ibadete düşkün bir Sahabîydi. Çok namaz kılar, çoğu günler oruç tutardı. Medine'den Mekke'ye yaya olarak 25 defa hacca gitti. Hasan (r.a.) gurur ve kibirden uzak mütevazi bir zâttı. Fakir zengin ayırt etmeden herkesin dâvetine icabet ederdi.

Hz. hasan kimdir? Hz. Hasan nerede doğmuştur? Hz. Hasan ne zaman doğmuştur? Hz. Hasan nasıl evlenmiştir Hz. Hasan’ın cesareti, hz. hasan’ın hayatı, Hz. Hasan’ın vefatı, Hz. Hasan'ın şehit edilişi.

Bir gün bir grup bedevinin yanından geçiyordu. Kuru ekmek yiyorlardı. Onlara selâm verdi. Bedeviler selâmını aldılar, "Ey Resulullahın torunu! Buyur bizimle birlikte yemek ye" dediler. Hz. Hasan, "Elbette. Allah kibirlenenleri sevmez" dedi ve hemen yere oturup onlarla birlikte kuru ekmek yedi. Ayrılacağı zaman da, "Ben sizin dâvetinizi kabul ettim. Siz de bana buyurun" dedi. Onları yemeğe davet etti.

Hz. Hasan, zaman zaman mü'minlere nasihatta bulunur, onlara öğüt verirdi. O bir öğüdünde şöyle der:

"Dünyayı isteyen kimseyi dünya yere vurur. Dünyaya kalbini bağlamayan kimse ise dünyadan kim yerse yesin umursamaz. Dünyayı seven kimse zenginlerin kölesi olur. Dünü ile bugünü eşit olan ziyandadır. Dünü bu gününden iyi olan kimse de zarardadır. Kendini mükemmel gören kimsenin noksanı çoktur. Yumuşak huyluluk insan için zinettir. Vefakârlık servettir. Acelecilik hafifliktir. Kalbini dünyaya bağlayan kimselerle oturup kalkmak lekedir. Kötü insanlarla beraber olmak ise şüphe doğurur."

HZ. HASAN’IN CESARETİ

Peygamberimizin sevgili torunu cesâretiyle de temâyüz etmişti. Hz. Osman zamanında ortaya çıkan fitne hareketlerinde babasının isteği üzerine, kardeşi Hüseyin (r.a.) ile birlikte onun kapısında nöbet bekledi. Fitnecilerin kapıdan içeriye girmelerine engel oldu. Fakat gözü dönmüş adamların bacadan girerek Hz. Osman'ı şehid etmelerine mâni olamadı.

Bu hadiseden yıllar sonra babasının yaralanması, Hz. Hasan'ı derinden üzdü. Ağlayarak baş ucuna gitti. Babası niçin ağladığını sorunca, "Nasıl ağlamam? Sen dünyanın son, âhiretin ilk günündesin" cevabını verdi. Hz. Ali ağlamamasını söyledi. Sonra da kendisine bazı öğütleri olacağını, bunları iyi muhafaza etmesini, bunu yaptığı müddetçe her zaman faydasını göreceğini söyledi. Hz. Hasan'ın, "Nedir onlar babacığım?" demesi üzerine de bunları şöyle sıraladı:

"En büyük zenginlik akıldır. En büyük fakirlik ahmaklıktır. Bilgisizliğin en büyüğü kendini beğenmektir. Üstünlüğün en büyüğü de güzel ahlâktır. Sana ahmaklarla arkadaşlık yapmamanı tavsiye ederim. Çünkü, ahmak biri sana yardım edeyim derken seni zarara sokar. Yalancılarla da arkadaşlık etme. Çünkü böylesi uzağı yakın, yakını uzak gösterir. Cimrilere de yaklaşma. Çünkü cimri, muhtaç olduğun bir şeyi en çok muhtaç bulunduğun bir sırada senden esirger. Kötü kimselerle de arkadaşlık etmemeni tavsiye ederim. Çünkü kötü adam seni ucuza satar.”

Hz. hasan kimdir? Hz. Hasan nerede doğmuştur? Hz. Hasan ne zaman doğmuştur? Hz. Hasan nasıl evlenmiştir Hz. Hasan’ın cesareti, hz. hasan’ın hayatı, Hz. Hasan’ın vefatı, Hz. Hasan'ın şehit edilişi.

Bu konuşmadan biraz sonra Hz. Ali ruhunu teslim etti. Dünya zindanlarından Cennet bahçelerine gitti. Başta Peygamberimiz olmak üzere Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman'a kavuştu. Onun vefâtı Müslümanları teessüre boğdu. Halk bundan sonra ne yapacağının şaşkınlığı içerisindeydi. Derken Hz. Hasan ayağa kalktı. Allah'a hamd ve sena ettikten sonra şu tesirli konuşmayı yaptı:

"Ey insanlar, bu gece öyle bir zât aramızdan ayrıldı ki, ne ondan öncekiler onu geçmişler, ne de ondan sonra gelenler ona yetişebileceklerdir. Resulullah onu savaşlara gönderirdi. Cebrail onun sağında, Mikail solunda dururdu. Almak istediği bir yeri Allah'ın izniyle fethedinceye kadar savaştan yılmazdı. O öyle bir gecede şehid edildi ki, İsâ (a.s.) bu günde göğe çekilmiştir. İsrailoğullarının tevbesi bugün kabul edilmiştir. "Beni tanıyan tanır, tanımayan da bilsin ki, ben Resulullahın (a.s.m.) oğluyum. Ben müjdecinin oğluyum. Ben Allah'ın azabıyla korkutucunun oğluyum. Ben insanları Allah'ın yoluna dâvet edenin oğluyum. Ben daima yanan kandilin oğluyum. Ben insanlara rahmet olarak gönderilen kimsenin oğluyum. Ben öyle bir aileye mensubum ki, Allah o ailenin günahlarını gidermiş, tertemiz yapmıştır. Cenab-ı Hak bu aileyi sevmeyi Müslümanlara farz kılmıştır. Peygamberine indirdiği âyetlerin birinde, 'Ey Muhammed, de ki: Ben sizi hidayete dâvetim için ücret istemiyorum. Ancak Ehl-i Beytime, akraba ve taallukata muhabbetinizi, salih amellerle Allah'a yaklaşmanızı isterim' buyuruyor."

HZ. HASAN HALİFELİK YAPTI MI?

Hz. Hasan'ın bu güzel konuşmasından sonra, Müslümanlar Hz. Hasan'a biat ederek onu kendilerine halife seçtiler. Sonraki günlerde Hz. Hasan'a bîat edenlerin sayısı 40 bini buldu. Böylece Peygamberimizin sevgili torunu Irak, Hicaz, Horasan, Yemen, Mekke, Medine şehirlerinde yaşayan Müslümanların halifesi oldu. Ancak Mısır ve Şam halkı onun halifeliğini tanımadılar. Zaten onlar daha önce Hz. Muâviye'ye bîat etmişlerdi.

Müslümanlar arasında birlik yine temin edilememişti. Savaş olacak, yine Müslüman kanı dökülecekti. Hz. Hasan'ın halifeliğinin yedinci ayında, iki ordu Medâyin'de karşı karşıya geldi. Muâviye tarafında bulunan Amr ibni As (r.a.) Hz. Hasan'ın ordusunu görünce, "Ben karşımda öyle bir ordu görüyorum ki, karşısındaki orduyu yok etmedikçe geri dönmez" diyerek Hz. Hasan'ın gücünü itiraf etmekten kendini alamadı. Fakat Hz. Hasan, Müslüman kanı dökülmesini istemiyordu. Onun makamda mevkide gözü yoktu. Zaten Hz. Osman zamanından beri ortaya çıkan fitne hareketleri sebebiyle Müslümanların İslamiyet’e hizmeti bırakıp birbirleriyle savaşması kendini çok rahatsız ediyordu. Bugün eline büyük bir fırsat geçmişti. İstese Muâviye'nin (r.a.) ordusunu mağlup ederek Müslümanları bir bayrak altında toplayabilirdi.

Fakat o böyle yapmayacak, büyük bir fedakârlık örneği göstererek hilafet dâvâsından vazgeçecekti. Böylece Müslümanlar yeniden eski safvetine kavuşacaktı. Yeni yeni ülkeler fethedilecek, birçok kimse İslâmiyet’le müşerref olacaktı. Aslında Muâviye de (r.a.) Müslüman kanı dökülmesini istemiyordu. O da sulh taraftarıydı. Hz. Hasan'a elçi göndererek sulh teklifinde bulundu. Halifelik dâvâsından vaz geçtiği takdirde bütün tekliflerini kabul edeceğini bildirdi.

Hz. Hasan bazı şartlar ileri sürdü. Bunlardan biri, Müslümanların halifelerini kendilerinin seçmeleriydi. Bu sebeple, Muâviye'nin kendinden sonra oğlu Yezid’i veliahd tayin etmemesini şart koşuyordu.

Peygamberimizin sevgili torununun bir diğer teklifi de fakirlere tasadduk için her yıl bir miktar para göndermesiydi. Muâviye bunların hepsini kabul etti, Daha sonra Hz. Hasan taraftarlarına hitaben halifeliği niçin devretmek istediğini veciz bir şekilde şöyle ifade etti:

"Takyâya uygun hareket etmek akıllılıktır. Fitne ve kötülük ahmaklıktan kaynaklanır. Halifelik eğer benim hakkımda, Müslümanların birliğini sağlamak ve kanlarının dökülmesini önlemek için ben bu hakkımdan feragat ediyorum. Eğer benden daha layık birinin hakkı ise devrederek gereğini yapmış oluyorum." Bu konuşmadan sonra Hz. Hasan'ın taraftarları Muâviye'ye bîat ettiler.

Hz. hasan kimdir? Hz. Hasan nerede doğmuştur? Hz. Hasan ne zaman doğmuştur? Hz. Hasan nasıl evlenmiştir Hz. Hasan’ın cesareti, hz. hasan’ın hayatı, Hz. Hasan’ın vefatı, Hz. Hasan'ın şehit edilişi.

Böylece Peygamberimizin (a.s.m.) bir mucizesi daha ortaya çıkıyordu. Çünkü Peygamberimiz bir defasında Hz. Hasan'a hitab ederek, "Bu benim oğlumdur, şeref sahibi bir efendidir. Yakında Allah'ın oğlum vasıtasıyla Müslümanlardan iki büyük fırkanın arasını ıslah edeceğini umuyorum" buyurmuştu." Hz. Hasan Peygamberimizden 13 tane de hadis rivayet etmiştir. Bunlardan birisi şu meâldedir:

"Ey insanlar, ben size Allah'ın emrettiği şeylerden başka emretmediğim gibi, onun nehyettiği şeylerden başkasını da yasaklamıyorum. Sizler rızkınızı ararken güzellikle arayınız. Hayatım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, eceleniz sizi arayıp bulduğu gibi rızkınız da arar bulur. Sizler rızkınızı bulmakta güçlükle karşılaşıyorsanız, onu ararken Allah'a itaatten ayrılmayınız."

HZ. HASAN’IN VEFATI
HZ. HASAN'IN ŞEHİT EDİLİŞİ

Hz. Hasan, Hicretin 49. yılında zehirlenerek şehid edildi. Vefâtından önce kendisini kimin zehirlediğini sordular. "Kimseyi itham edemem. Suçsuz birinin benim yüzümden canının yanmasını istemem" dedi.

Sonra da Hz. Hüseyin'i Aişe Validemize göndererek Resulullahın yanına defnedilmek için izin istedi. Hz. Âişe izin verdi, fakat Medine Valisi Mervan bin Hakem buna müsaade etmedi. Hz. Hasan Baki Kabristanına defnedildi.

Allah ondan râzı olsun.

Kaynak : Haber Vakti
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Paragraf Soru Bankası

MD DİJİTAL