İKTİSAT NİZAMINA GİRİŞ-1-

MAKALELER 20 Aralık 2020 17:36
Videoyu Aç İKTİSAT NİZAMINA GİRİŞ-1-

Fikirler, gelişme sürecinde bulunan bir toplum için hayatında elde edebileceği en büyük değerlerdir. Fikirlerde köklü geçmişi olan bir toplum için, yaşayan bireylerin atalarından teslim aldığı en büyük mirastır.

Maddi servetler, bilimsel buluşlar, teknolojik yenilikler ve benzerlerinin yeri, bu fikirlerden çok daha aşağı seviyededir. Zaten bunlara ulaşmak sahip olunan fikirlere bağlı olduğu gibi bunların korunmaları da fikirlere bağlıdır.

Fikrî değerlerini koruyabilen bir toplumun maddi servetleri tahrip edilse dahi, böylesi bir toplum onu hemen yeniden üretebilir. Fakat fikri değerleri çökmüş toplumlarda maddi servet mevcut olsa dahi bunların azalması ve fakirleşme çok çabuk olur. Zaten bir toplum, düşünce metodunu kaybetmeden, elde ettiği bilimsel gerçekleri kaybetse bile onların çoğunu tekrar elde edebilir. Halbuki kendine ait verimli düşünme metodunu kaybederse anında gerilmeye ve elindeki teknolojik gücü kaybetmeye başlar. Bundan dolayı öncelikle fikri değerlere sahip çıkmak gerekir. Bu değerler üzerinde verimli düşünme metoduna bağlı olarak maddi servet tekrar kazanıldığı gibi yeni bilimsel buluşlara ve teknolojik gelişmelere doğru da gidilir.

Fikirlerden kasıt, toplumda hayatın gerçekleri ile karşılaştıkları zaman kullanabilecekleri pratik fikirlere sahip olmaktır. Böyle bir durumda toplumun bireyleri ellerindeki bilgilerle karşılaştıkları olaylar ve hayatın gerçekleri üzerinde bir hükme varmak için kullanma imkânına sahip olurlar.

Ellerindeki fikirleri yaşantılarında en güzel bir şekilde kullanmış olurlar. Başarılı kullanmaların sürekliliği ile onlarda verimli bir düşünme metodu ortaya çıkar.

İslâm ümmeti bugün, yukarıdaki anlamda fikirlerden yoksundur. Dolayısıyla onun verimli düşünme metodunu da kaybetmesi doğaldır. Fakat yeni nesil kendisinden önceki nesilden herhangi bir İslâmî fikir almadığı gibi İslâm dışı fikirleri de almadı, Doğal olarak verimli bir düşünme metodunu da almamıştır. Kendisi de verimli dünüme metodu ve fikirler elde edememiştir. Bundan dolayı, bulundukları topraklarda maddi servet bulunmasına karşın yoksulluk halinde olmaları, bilimsel buluşların ve teknolojik gelişmelerin teorik olarak kendisine okutulmasına rağmen bunlara somut olarak sahip olmalarını normaldir. Çünkü verimli bir düşünme metoduna sahip olmadan bilimsel ve teknolojik birikime ulaşabilmesi mümkün değildir. Yani yaşamında güzel bir şekilde kullanabileceği fikirlere sahip olmadıkça bunu yapmaz. Bundan dolayı müslümanların kendilerine verimli bir düşünme metodu ve fikirler meydana getirmeleri artık bir zorunluluk olmuştur. Sonrasında bu esaslar üzerinde maddi servetlerin kazanılması, bilimsel buluşların ve teknolojik gelişmelerin sağlanması mümkün olur. Bunu yapmadıkları takdirde ileriye bir adım atmadıkları gibi kısır bir döngü içerisinde dolaşmaya devam edilip düşünsel ve bedensel birikimlerini boşa harcarlar, başladıkları yere de geri dönerler.

İslâm toplumunun bugünkü bireyleri, kendine kazandırılmak istenilen karşı fikirlere de bağlanmamıştır. Dolayısıyla verilecek olan bu fikri de kavramamıştır. Bu toplum herhangi bir fikir ve düşünme metodundan yoksundur. Bununla birlikte bu toplum İslâmî fikirleri, bugün Yunanlıların Aristo ve Eflatun felsefelerini ütopik, kurgusal bir düşünce olarak miras aldıkları tarzda almışlardır. Bugünkü İslâm toplumu İslâmiyeti bir takım merasim ve törenler olarak, Hıristiyanların miras alınışına benzer bir şekilde almıştır. Aynı zamanda bu toplum pratikte gözle görülen başarılar elde etmesinden ve kapitalizmin kendisi üzerinde yapılan zoraki uygulamalarına boyun eğmesinden dolayı kapitalizme aşık olmuştur. Yoksa bu aşk kapitalist fikirleri gerçekliğini anlayıp kabul etmelerinden kaynaklanmamaktadır. Bu nedenle bu toplum yaşam mücadelesinde kapitalist fikirlerin belirlediği programlar üzerinde gitmesine rağmen düşünsel temelleri itibari ile kapitalizme tümden gebe kalmamış, İslâm dinini kabul etmesine ve fikirlerini okumasına rağmen, ameli olarak da İslâmî değerlerden uzaktır.

Fikirlere olan yaklaşım biçimine gelince; Kapitalist değer ve çözümleri İslâm la uzlaştırma girişimlerini aşmış, İslâm’ın yenilenen hayat problemlerine çözümler üretmeyeceği kanısına kapılıp kapitalizmin tümden kabulüne yönelik bir hisse kapılmıştır. Hayat mücadelesinde ilerleyerek uygar dünya ile hem yarışmak hem de kendi gözünde ilerlemiş kapitalist milletlerle ya da Sosyalizmi taklit edip komünizme giden halklarla birlikte olabilmek için İslâm'ın hükümlerini terkedip diğer hükümleri almada bir sakınca görmemişlerdir. İslâmiyete sarılmış gibi görünen kesimlerde de kapitalizme aynı eğilim vardır. Ancak bunlar kapitalizm ile islamiyetin hala uzlaştırılabileceğine inanmaktadırlar. Fakat İslâmiyeti başka fikirlerle ve sistemlerle uzlaştırmaya çalışanların pratikte ve toplumda etkileri olmamıştır. Yani insanlar arasında fiilen var olan ilişkilerde bir varlık alanı bulamamışlardır.

Bundan dolayı hayatın sorunlarına çözüm olarak islami fikirlerin ve Şer'i hükümlerin verilmesi zorunluluğu, fikirden ve düşünme metodundan yoksun akıllara çatıştığı gibi Sosyalizme ve Kapitalizme olan eğilim ve bunların pratik hayattaki uygulamaları ile de çatışır.

Bunun için fikir, nefislerde ve akıllarda şok etkisi yaratacak kadar kuvvetli olmazsa insanları etkilemez. Hatta dikkatlerini bile çekmez, Çünkü fikir; sathî ve basit akılları derin düşünceye sevk etmesi gerektiği gibi, sapık eğilimleri ve bozuk zevkleri de sarsmalı ki islami fikirlere ve şer'i hükümlere bir yönelim oluşsun.

Kaynak : islammedya
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Paragraf Soru Bankası
Askıda Meal

MD DİJİTAL