Kadını ancak İslâm hukuku korur

ANALİZ 24 Temmuz 2020 02:56
Videoyu Aç Kadını ancak İslâm hukuku korur

Toplumumuzun örf ve adetlerine uyuşmayan yasaların neden olduğu üzücü olaylar karşısında ideolojik bir tavır takınan sözde kadın dernekleri ise ikircikli tutumundan vazgeçmedi. HDP’li vekilin ismini karıştığı tecavüz skandalı, sol kalemşörlerin kadınlara yönelik uyguladığı şiddet ve Pınar Gültekin isimli gencecik bir kızın vahşice öldürüldüğü cinayet sonrası ideolojik bir tavır takınanlar maşeri vicdanı yaraladı.

Kadın cinayetlerinin Batı kökenli yasalarla engellenemeyeceğini kaydeden ilahiyatçılar, aile danışmanları ve hukukçular, İslam ahlakı ve hukukunu önceleyen kanunlarla vahim olayların önüne geçilebileceği uyarısında bulundu.

Batılı Kanunlar Değil

İlahiyatçı yazar Ramazan Kayan, “Kadını Batı’nın dayattığı kültürümüzden kopuk yasalar değil, İslam ahlakını hukuku ve faziletiyle koruyabiliriz. Batı’nın ve feministlerin kadınların korunması noktasında İslam’a ve Müslümanlara verebilecekleri hiçbir şey yoktur. Erkeği ve kadını birbirine düşman eden yasalar kadını da erkeği de koruyamaz” ifadelerini kullandı.

İstanbul Sözleşmesi’ne dikkat çeken Kayan, “İstanbul Sözleşmesi bu noktada problemli. Geç de olsa bu noktada adım atılacak olması ise sevindirici. Batı menşeili yasalar erkeği ve kadını birbirine düşman ediyor. İslam ise erkeğin ve kadının arasındaki hukuku temin ediyor. İslam dini kadına en fazla değer veren dindir. Dolayısıyla Batı’dan öğrenecek bir şeyimiz yok. Yasalar da bu minval üzere temin edilmelidir” şeklinde konuştu.

Tuma Çelik Vakası

Hukukçu Ferhat Çakır, “Türkiye’de HDP ve CHP kadın bedeni üzerinden siyaset yapıyor. ‘Kadın beyanı esastır’ sözünü dillerinden düşürmeyenler HDP’li Tuma Çelik olayında ‘olay siyasaldır’ demeye başladılar. Bunlar insan haklarından bahseder, 15 yaşındaki çocuğun dağa kaçırılmasını özgür iradesi derler. Türkiye’deki solun derdi İslamladır. Ya ölen kadının kimliğine bakarlar ya da kadını kimin öldürdüğüne. Kadın cinayetlerini durdurmak gibi dertleri asla yoktur” ifadelerini kullandı.

Çözüm Dertleri Yok

Sözde kadın hakları savunucularının samimi olmadıklarını kaydeden Çakır, “Mağdurun kimliği üzerinden siyaset yapmayı severler. Kadın ölümlerini durdurmak gibi dertleri yoktur. Kadını kimin öldürdüğüne bakarlar. Ona göre yaygara koparırlar. Kadın ölümlerini hükümete saldırmak için bahane olarak kullanırlar. Bu kirli bir siyasettir. Mağdurun ya da failin kimliğine göre şekil alınması hukuki de ahlaki de değildir” dedi.

Aileyi Önceleyen Kanun

Aile Danışmanı ve psikoterapist Adnan Kalkan, “İslam kadın erkek ayırmaksızın cinayeti yasaklamıştır. Nitekim sebepsiz bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmekle eşdeğer tutulmuştur. Kadın hakları savunucuları ünlü bir isim gayri meşru ilişki yaşadığı kadına şiddet uygulayınca suspus olurken muhafazakar camiadan en ufak bir problemi en üst düzeyde dillendirip algı oluşturuyor. Amaçları kadını korumak değildir. Aile sistemimizle sorunları vardır” şeklinde konuştu.

Aileyi önceleyen kanunların çıkarılması gerektiğini kaydeden Kalkan, “Aileyi Batı’dan ithal kanunlarla sağlıklı bir şekilde yürütmenin mümkün olmadığını gördük. Bu anlamda kendi öz kültür ve inancımız bağlamında yeni kanunlar çıkarılmalıdır. Hiçbir ithal kanun ya da sözleşmeye bağlı kalmadan kadını da erkeği de aileyi de koruyacak kanunlar çıkarmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak : yeniakit.com
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Paragraf Soru Bankası

MD DİJİTAL