‘’APTAL ÇİTA SENDROMU ‘’ VE  YAŞAM KOŞUSU

Modern dünyanın hayatımıza soktuğu süslü gösterimlere karşı uyanık olmalıyız. Heva ve hevesin kışkırtıldığı hazcı yaklaşımlara karşı zihinsel kirlerden arınıp vahiyle dirilen ve dirilten, hayra çağıran topluluk olma görevimizi bir an önce kuşanmalıyız.

21 Haziran 2020 17:35
A
a
Hemen hemen hepimiz hayatımızın bir yerinde bizden istenen CV (Curriculum Vitae ) hazırlamış ve birilerine ya da bir yerlere yollamışızdır. CV  Latince bir kelimedir ve “yaşam koşusu” anlamına gelir.

Bununla bizim hayatımızın o dönemine kadar elde ettiğimiz birikimimiz, donanımımız, kişisel özelliklerimiz ve hatta hobilerimiz hakkında bilgi sahibi olmak isterler.Böylece talebimiz konusunda bir karar verirler.

İşte bu yaşam koşusu tüm yaratılmışlar tarafından yapılan bir koşudur.Bu yüzden yüce Rabbimiz Kuran’da sayısız örneklerle atıflar yapılmıştır.Ve insana bu örneklerden ‘’ibret’’ almaları tavsiye edilir.
 
‘’Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
(Gaşiye/17-18-19-20)

‘’Allah sivrisineği ve onun üstününü misal olarak vermekten çekinmez. İnananlar bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. İnkar edenler ise "Allah bu misalle neyi murad etti?" derler, O, bu misalle birçoğunu saptırır, birçoğunu da yola getirir. Onunla saptırdığı yalnız fasıklardır ki onlar Allah'la yapılan sözleşmeyi kabulden sonra bozarlar. Allah'ın birleştirilmesini buyurduğu şeyi ayırırlar ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar; zarara uğrayanlar işte onlardır. (BAKARA/26)
Yazımıza konu olan ‘’Aptal Çita Sendromu’’ da bu örnekliklerden birisidir.

Bir çita; 120 km/s hıza ulaşabilir ve 70 km/s ile 5,5 km boyunca koşabilir.

Çitanın zaafı ise gece görüşünün çok iyi olmamasıdır. Bu sebeple gündüzleri avlanmak zorunda kalır. Bir çita, avlanmadan önce avını uzunca bir süre gözler , takip eder, tanır. Tabiri caizse bir SWOT analizi ve Fizibilite  yapar.

 Enerjisinin %42’sini 3 saatlik bir yürüyüş ile avını bulmaya ve onu incelemeye harcar. Bunun içerisinde avının yani hedefin değişmesi payı da vardır. Çünkü avı, başka avcılardan kaçırılabilir ya da avlanabilir. Avını belirledikten sonra bir kalori hesabı yapar, harcayacağı enerjiye değip değmeyeceğine karar verir. Avını seçtikten sonra rüzgârı arkasına alacak şekilde, avına göre yüksekte kalan bir konum belirler. Kısa koşularda daha fazla hız yapabildiği için olabildiğince avına yaklaşır, gizlenir ve bekler. Avının günlük rutinlerini, ne zaman savunmalarının düştüğünü, ne zaman su içmeye indiğini bilir.
Çita her avlanmada %10’luk bir başarı şansı olduğunu bilir ve bunu iyi hesaplamaya çalışır.

Ne kadar enerjim var? Gördüğüm av ne kadar mesafede ve beni fark edince ne kadar uzağa kaçabilir?

Ben onu yakalamak için ne kadar enerji harcarım? Eğer yakalayamazsam bir sonraki sefer ya da seferler için ne kadar enerjim kalmalı? Yani yakalamak için ne yapmalıyım ve ne zaman kovalamaktan vazgeçmeliyim?

Özetle; bir çita tüm bunları bilerek, ‘’kendini bilerek’’ her gün ve her an hesaplama yapar. Bunu yapmayan Çitalara  aptal ,bu duruma da ‘’Aptal Çita Sendromu’’ denir. Bu çitalar ne yazık ki ‘’yaşam kışusu’’nda başarısız olur ve hayatta kalamazlar.

Bizler de kimi zaman aptal çita sendromuna tutuluyoruz. Evet, kimi zaman biz de aptal çitalarız. Onlardan farkımız, ölmeyi bedenen değil, psikolojik olarak yapıyoruz.

Bizler de aptal çita olduğumuz kimi zamanlarda  hayatımızda hiç başarılı olma ihtimalimiz olmayan işlere heves ediyoruz. Avımızı takip etmeden koşmaya başlıyoruz. Sonra av kaçıyor. Aradaki fark açılmaya başlıyor. Başarısızlık kötüdür ama daha kötüsü, başarısızlığı kovalamaya devam etmekdir.
 
Bunu sadece iş olarak da düşünmeyin lütfen.Hayatımızın her anında var bu kovalamaca. İlişkilerde,sosyal hayatta,okulda... Kafayı takıyorsun ,zoruna ve ağırına gidiyor. Sen kovalamaya başlıyorsun.  Sonra? Çitanın vücut ısısı 46 derecenin üzerine çıkınca kendine zarar vermesi gibi sen de yakıyorsun sinir sistemini. Arkasından da gelsin depresyon…

Bizlerin en büyük kusuru, hata yapabileceğimizi düşünmüyoruz. Çita düşünüyor. Her on avı için koşmaya başladığında, sadece bir tanesinde avını yakalayacağını biliyor ve kalorileri boş yere harcamıyor. Olmama ihtimalini de hesaba katıyor. İşte bu başarıyı getiriyor. Olacağına inanacaksın ama “olmazsa ve olmadı” kavramlarını da fark edebileceksin.

Senden bağımsız şeyleri de kontrol edeceksin. Rüzgârı, mesafeyi, yüksekliği… Büyük resmi yeterince görmeden hedefine saldırmayacaksın. Hayatta her hedef, her amaç aslında çitanın avı gibidir. Sen atıldığın anda, o da senden kaçmaya başlar. Kazanacağın üniversitenin puanı o yıl yükselir, alacağın telefona zam gelir, sevdiğin kişiyi başka biri daha sever. Gerektiği yerde pes etmeyi bileceksin ki bir sonraki şans için kendi ayakların üzerinde durabilesin.
Hayat sana başka amaçlar, başka koşular ve hedefler verecektir. Hedefini değiştir ve yeniden koş! Boşa çıkan çabalarına üzülme. Çünkü onlar sayesinde 10 koşudan bir tanesi başarılı oluyor. Geriye kaldı 9 koşu. Koş, çünkü bir tanesinde avını yakalayacaksın.

Ha bu arada şunu da hatırlatmama müsaade edin lütfen;’’Attığınız taş,ürküttüğünüz kurbağaya değsin’’

Gündelik hayatımızda sıkça kullandığımız bir deyim bu.Attığı taş ürküttüğü kurbağaya değmemek /Aldığı abdest, ürküttüğü kurbağaya değmemek: Bir işle sağlanan yararın, o işin yol açtığı zararı karşılamaması. “Taş atmak”, bir girişimi, işi, davranışı “ürkütülen kurbağa” ise yapılan iş, başlatılan girişim dolayısıyla zarar görenleri ifade etmektedir. Deyime, iki anlam verebiliriz: 1. Sarf ettiği emek sonucu elde ettiği fayda, çevreye ve insanlara verdiği zarardan az olması, 2. Yaptığı hayır, yardım halka yansıttığı beklentinin çok altında kalması.(Abdestli çeşitlemesi, özellikle ikinci anlamla bütünleşmektedir.)

Konunun uzamaması için burada keselim ve sadede gelelim. Hesap gününde ‘’Aptal(cahil) İnsan Sendromu’’ yaşamamak için Dünya ve ahiret dengesine iyi karar verelim. Enerjimizin tamamını bu dünya için tüketip ‘’Yaşam Koşusunu’’kaybedenlerden olmayalım.İşte size ip uçları…

Dünya ve Ahiret hayatının karşılaştırılması:

İbrahim, "Rabbim, burayı güvenlik yeri kıl. Allah'a ve ahiret gününe inanan halkına ürünlerle rızık ver," deyince, "İnkar edene de rızık vereceğim. Onu kısa bir süre geçindirir, sonra onu ateş cezasına mahkum ederim. Ne kötü bir uğrak yeridir orası!," dedi.(Bakara 126)

İnkar edenler için dünya hayatı çekicidir. Bu yüzden inananlarla alay ederler. Oysa erdemliler Diriliş Günü onların üstündedir. Allah dilediğine hesapsız şekilde nimetler bahşeder.(Bakara 21)

Kadınları, çocukları, yığınlarla altın ve gümüşü, eğitilmiş atları, davarları ve ekinleri sevmek gibi zevkler insanlara alımlı görünür. Bunlar dünya hayatının nimetleridir. Oysa gidilecek en güzel yer Allah katındadır.(Ali İmran 14)

Ey inananlar, size ne oldu ki, "Allah yolunda harekete geçin," dendiği zaman yere çakılıp kaldınız? Ahiret yerine bu dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının nimetleri ahiret hayatına oranla pek azdır.(Tevbe 38)

Kim dünya hayatını ve lüksünü ararsa, yaptıklarının karşılığını orada tam öderiz ve onlar orada hiç bir eksikliğe uğratılmazlar.Bunlar için ahirette, yalnız ateş vardır. Yaptıklarının hepsi orada boş çıkmıştır. Bütün yaptıkları geçersizdir.(Hud/15,16)

Allah dilediğine rızkı açar veya kısar. Onlar dünya hayatı ile sevindiler, halbuki bu dünya hayatı ahiret ile karşılaştırıldığında bir geçimlikten ibarettir.(Rad 26)
Rab'lerinin rızasını dileyerek sabah akşam kulluk edenlerle birlikte olmaya çalış. Dünya hayatının çekici materyallerini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini mesajımızdan gafil kıldığımız ve hevesine uyarak işlerini karıştıran kimseleri izleme.(Kehf 28)

Size verilen her şey, bu dünya hayatının malı ve süsüdür. Allah'ın yanında olanlar ise daha iyi ve süreklidir. Anlamaz mısınız?(Kasas 60)

Bir ara, tüm görkemiyle halkının arasına çıkmıştı. Dünya hayatını seçenler, "Keşke Karun'a verilenlerin bir benzeri bize de verilseydi. Gerçekten, o çok şanslı biri," dediler.

Kendilerine bilgi verilmiş olanlar, "Yazık size, inanan ve erdemli davranan için Allah'ın ödülü daha iyidir," dediler. Buna ancak sabredenler kavuşturulur.(Kasas/79,80)

Bu dünya hayatı bir eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise gerçek hayattır; bir bilselerdi.(Ankebut 64)

"Ey halkım, bu dünya hayatı geçici bir geçinmedir. Ahiret yurdu ise ebedi bir duraktır."(Mü’min 39)

Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir. İnanıp erdemli davranırsanız, ödüllerinizi verir. O sizden paralarınızı istemiyor.((MUHAMMED, 36)

Bilesiniz ki dünya hayatı bir oyun, eğlence, süs, aranızda övünme, para ve çocuk çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, inkarcıların hoşuna giden bir bitkiyi yetiştiren bir yağmura benzer. Ne var ki daha sonra o bitki kurur, sararır ve sonunda çerçöp olur. Ahirette ise Allah'tan çetin bir azap, bir bağışlanma ve hoşnutluk vardır. Dünya hayatı, kandıran, geçici bir zevkten ibarettir.(Hadid 20)

Sonuç

Müminin dünyayı fark etmeye başladığı andan itibaren hayatı ve içindekileri anlamlandıran ahiret bilinci dünyanın tüm kirlerine karşı mücadele azığımızdır.
Ölçüsüzlüğün, günübirlik değerlerin, bencilliğin, tüketmenin çoğaltıldığı bir çağda mümini vahye tutunup kalkmaktan başka kurtaracak bir şey yoktur.
Hayatın vahyî ilkeler çerçevesinde yaşanmasını istemeyenler hayatı dünyevileştirecek, dünyevileşme belasına direnenler ise hesap verme bilinciyle kuşanıp hayatın tevhid ve adalet üzere ikamesi için çalışacaktır.

İnsanın ahiretteki hayatı, dünyada takındığı tavır ve tutumla belirlenecekse insan ne ekiyorsa orada da onu biçecektir. Dünya nimetlerinin bizi ebedi ahiret saadetinden alıkoymaması için huzur ve mutluluğu dünyalıklar peşinde koşarak değil, salih amelleri çoğaltarak şahitlik sorumluluğumuzu yerine getirerek gerçekleştireceğimizi unutmamalıyız.

Sahip olduğumuz nimetlerin Allah yolunda kullanılmamasının zulüm olduğu akıldan çıkarılmamalı. Rabbimiz bir imtihan safahatı için bizi yarattığı bu dünyada, asıl amacın ebedi âlem olan ahiret olduğunu bildirmektedir.

Gücü zayıflatılmış, hakları gasp edilmiş insanlardan alan yeryüzü bozguncularına karşı mücadele etmek de ahirete imanın bir gereğidir.

Dünya-ahiret ilişkisinde ahiretin öncelikli olduğu bilinmelidir. Mallarla, canlarla, evlatlarla imtihan dünya içindir. Dünya imtihan için vardır. Öyleyse verilmesi gerekiyorsa canın da malın da bu dünyada bir kıymeti vardır. Öte dünya ise yapıp ettiklerimizin ya da yapmayıp ertelediklerimizin ölçüleceği hayattır.

Modern dünyanın hayatımıza soktuğu süslü gösterimlere karşı uyanık olmalıyız. Heva ve hevesin kışkırtıldığı hazcı yaklaşımlara karşı zihinsel kirlerden arınıp vahiyle dirilen ve dirilten, hayra çağıran topluluk olma görevimizi bir an önce kuşanmalıyız.

Selametle Kalın

Aklı Selim,Kalbi Selim,Hissi Selim,Zevki Selim.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...


Ahmed Yasin
MALCOM X