Mustafa İsmet Başboğa

21.Yüzyılın Sanal Tanrısı: Fijitalleşme

Böylesine büyük iddialarla ortaya çıkan 21.yüzyılın Sanal Tanrısına tek bir soru sormak istiyorum. Tabiki bu soru Bakara Suresi 258. Ayette geçen İbrahim’in(a.s.) kendisinin İlah(Tanrı) olduğunu iddia eden Nemrut’a sorduğu soru olacaktır.

26 Nisan 2020 13:02
A
a

20.yüzyılın ilk çeyreğinden başlayarak sonuna kadar devam eden olaylar, dünyamızda büyük değişimler, gelişmeler ortaya koymuştur. Bahsinde bulunduğumuz ilk çeyrek; sosyal, siyasal ve ekonomik dönüşümler ve devrimler geçirmiştir. İkinci yarısında ise, yaşadığımız devrimlerin çoğunun yok oluşunu hazırlayan değişmeler, gelişmeler ve yeni bir paradigma oluşarak günümüzü etkilemiş ve şekillenmesine sebep olmuştur. Bu gelişmeler ışığında “post” kavramı son yıllarda hayatımıza “Barrow Adası” hızında bir rüzgar biçiminde bilime, sanata ve hayatımıza dahil olmuştur. Hemen hemen her şeyin başına ‘post’ koyarak ekonomik düzlemler, siyasal yaklaşımlar ve en önemlisi kültürümüz dahil “postmodern” hale gelmiştir.

20. yüzyılın sonlarında etkisini göstermeye başlayan büyüme evresini tamamlayan ve 21.yüzyılda olgunluğa geçişi gerçekleşen postmodernizm; felsefe, edebiyat, psikoloji, sosyoloji, pazarlama, tüketim ve tüketici alanlarında da etkisini göstermektedir. Hızlı gelişen teknoloji, modernizmden postmodernizme geçişi hızlandırmış ve kültürlerimizde yaygın bir değişime yol açmıştır.

Post kelimesi İngilizcede 2 anlam içermektedir. Bunlardan ilki “sonra-sonrası” anlamına gelir. Örneğin;  “post-gradute” lisans sonrası, lisansüstü eğitim demektir. İkinci anlamı ise “eklenti” anlamına gelmektedir. Örneğin; özellikle bayanların kullandığı saçın bitiminden sonra ona eklenen, yapay olan fakat bitenle birleşen yani fark edilmeyen eklentidir. Bu bağlamda postmodernizm tanımını şöyle verebiliriz; “tüketici ile iletişim ön planda olduğu ve teknoloji hakimiyetindeki toplumların konumunun irdelendiği, modernist anlayıştan sonra gelen ve o modernist anlayışı eleştiren bir kuramdır. Postmodern ya da endüstri sonrası dönem, teknoloji de büyük atılımların olduğu ve üretimin sınırsız hale geldiği, dijital bir dönemdir”(Odabaşı,2012).

Tarihsel sürece bakıldığında dünyadaki büyük değişim ve gelişimlerin bazı olgu ve olaylara binaen gerçekleştiği yadsınamaz. İnsanlığın gidişatını değiştiren “icatlar, fetihler, ihtilaller, devrimler ve salgınlar” buna en güzel örnektir. Modernizme kadar insanoğlu’nun yaşam serüvenindeki geçişlerin sert ve hiyerarşik zeminde olmasına rağmen, postmodern çağlarda bu geçişler daha yumuşak zeminlerde gerçekleşmektedir. Bu geçiş süreçleri teknolojik ve biyolojik olarak baş döndürücü hızla yeni değişim ve gelişmelere yol açmaktadır. Bu tür süreçler kontrol edilebilir ve planlanabilir bir altyapıyla sunulmaktadır.

Bu geçiş süreçlerinden biri olarak ele aldığımız “Yeni Koronavirüs (COVID-19)”, ilk olarak Çin’in Vuhan Eyaleti’nde Aralık ayının sonlarında başlamış ve Ocak ayında “pandemi” olarak ilan edilmiştir. COVID-19 bu baş döndürücü hızlı değişim ve gelişim’in yukarıda detaylı olarak bahsettiğimiz postmodernizm’in artık işlevini yitirmeye başladığını ve yerini 21.yüzyılın Sanal Tanrısı olarak ifade ettiğimiz “Fijitalleşme Çağı”na bıraktığını söylememiz mümkündür.

Bahsi geçen “fijital” kavramı; Amerikan Reklam Ajansları Birliği Başkanı tarafından 2007 yılının Haziran ayında ilk kez kullanılmıştır. Fiziksel ve dijital olanın bir arada var olabileceği bir sistemi ifade eden “fijital (phygital)” sözcüğü, fiziksel ve dijital kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır. İnsanın yaşamında dijital etkileşimin gücünden faydalanarak, bu gücün doruk noktasının insan hayatının tüm alanlarında fiziksel olarak yapageldiği tüm iş ve faaliyetlerin dijital ortamda gerçekleşmesi durumunu ifade etmektedir. Örneğin insana yerleştirilecek bir çip ile birlikte tüm sosyal ve fiziksel durumunun takip edilebilir olması veyahut robotların “bizim için çalışıyor” durumundan “bizimle çalışıyor(iş arkadaşımız)”  durumuna gelmesi somut örnek olarak verilebilir.

Peki “21.yüzyılın Sanal Tanrısı: Fijitalleşme” başlığıyla ele aldığımız fijital çağ insanoğluna nasıl bir yaşam tarzı öngörüyor?

Bu çağ; ilahi olana karşı yürütülen, “doğuştan” hazır bulduğumuz her şeyin (ırkımız, cinsiyetimiz, bedenimiz, hastalıklarımız, yiyeceklerimiz vb.) yeniden inşa edilebileceği umuduna dayanmaktadır. Bu umut çerçevesinde ele alınan ırk, cinsiyet, bedene hükmetmek demek; Harari’ce “yaratılışa hükmetmek”tir. Eğer bu “umut” gerçek kılınabilirse, kitlelerin bir dine, bir peygambere ya da bir Tanrı’ya inanmalarının bir anlamı kalmayacak ve sözünü ettiğimiz sanal tanrıyı ortaya çıkaracaktır.

Ortaya çıkarılmak istenen sanal tanrıyı; Yuval Noah Harari, Ocak 2018’de Davos Dünya Ekonomik Forumunda yaptığı konuşmada insana takılacak çipler vasıtasıyla “insanı hackleyebildiklerinin” müjdesini verdi, bunu tarihin en büyük devrimi olarak tanımladı. Teknoloji, enformasyon (infotek) ve biyolojiyle (biyotek) buluşmuş ve insan başka bir türü var edebilecek bir noktaya gelmiştir. Evrim doğanın kontrolünden, insanın kontrolüne geçmiştir. Harari buna “akıllı tasarım” diyor ve ekliyor: “Bu akıllı tasarım göklerdeki bir Tanrı’nın tasarımı değil, bizim kendi tasarımımızdır. Yani kısaca; dünya’nın seçilmiş, sınırsız ve hadsiz elitleri “fijitalleşme vasıtasıyla, yeni tanrınız biziz!” diyorlar.

Bu çağ; ekonomik bağlamda yeni bir yaşam tarzı ortaya koyması da yadsınamaz bir gerçektir. Blockhain (Kripto Para) fijital’e verilecek örneklerden birisidir. Paranın icadından beri kullanılan fiziksel paranın yerini dijital bir paraya bırakması “fijital” çağın önemli bir göstergesidir. Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan raporda, COVID-19 nedeniyle oluşan küresel tedarik sorununun çözümü için blockchain’e işaret edilmesi bunun somut bir örneğidir. Ayrıca dünyanın çeşitli bölgelerinde (Türkiye dahil) 5000 civarı bulunan Blockhain ATM’leri bu sürecin nasıl işleyeceğine işaret etmektedir.

Bazı okurlarımızın “O kadar da değil!” dediklerini duyar gibiyim ama o da oldu…Tara Kitap, yayıncılık tarihinde bir ilki gerçekleştirerek ilk ‘fijital’ (fiziksel ve dijital) romanı okurlarla buluşturdu ve  Haşmet Işıklı’nın kaleme aldığı Dolunay Kırmızısı için romanda geçen sahnelerin kısa filmleri, 50 kişilik yapım ekibiyle çekildi. Okurlar, kitaptaki QR kodlarını tarayarak sahneleri akıllı telefonlarından izleyebiliyor.

COVID-19 dolayısıyla kullanılan yeni eğitim modelleri, Nıke mağazasının ayakkabıları üzerinde mağazalarında kullandığı fijital uygulamalar, Amazon Go şirketinin 2018 yılında açtığı “kasasız ve akılllı” mağaza da örnek olarak verilebilir. Örneklerden de anlaşılacağı üzere hayatımızın her alanında “fijital” yer edinmiş ve yerini sağlamlaştırmaya doğru hücuma geçmiştir. Bunun gibi  insan yaşamında yer alan eğitim, spor, sanat, kültür, siyaset vb. her alanda örnekler çoğaltılabilir. Yazıyı daha da uzatmamak adına örneklere son veriyorum.

Böylesine büyük iddialarla ortaya çıkan 21.yüzyılın Sanal Tanrısına tek bir soru sormak istiyorum. Tabiki bu soru Bakara Suresi 258. Ayette geçen İbrahim’in(a.s.) kendisinin İlah(Tanrı) olduğunu iddia eden Nemrut’a sorduğu soru olacaktır.

“Allah’ın kendisine verdiği iktidara dayanarak İbrahim ile rabbi hakkında tartışmaya giren kimseyi görmedin mi? İbrâhim “Rabbim hayat veren ve öldürendir” deyince o, “Hayat veren ve öldüren benim” dedi. İbrâhim “Allah güneşi doğudan getirmektedir, hadi sen de onu batıdan getir” dedi. Bunun üzerine inkârcı ne diyeceğini bilemedi. Allah zalimler topluluğuna rehberlik etmez.”

Merak ettiğim şey de şu ki; “kadim zamanlarda ürettikleri helvadan tanrıları acıkınca yiyenler gibi bu çağın tanrılarını üretenler kendi tanrılarını ne zaman ve ne şekilde yiyecekler?”

Biz de sözlerimizi, İslam ulemasının geleneğine uyarak tamamlamak istiyoruz. Bu yazı da isabetli, iyi, güzel ve doğru olan ne varsa Allah’a aittir; yakışıksız, isabetsiz ve yanlış ne varsa şahsıma aittir.

Yine de her şeyin en doğrusunu Allah bilir.

Mustafa İsmet Başboğa 
Sanal Mecmua

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...