Aldanmak Öldürür

Ne yazık ki modern Müslüman’ın muhtaç olduğu irfanla işi yok; çağdaş Müslümanların bütün uğraşısı, biçimde, kabukta yoğunlaşmaktadır. Hakikat, anlam ve özden kopuk ve çok uzaktalar.   

18 Kasım 2020 12:41
A
a

 “Türkiye’nin Ruhu Cemil Meriç Belgeseli”nde Erdal Beşikçioğlu'nun yorumladığı  şahane kıssa şöyle;

Kral Herod, Vaftizci Yahya’yı getirmelerini emrettiğinde, kaşları çatılmış, çenesi sarkmış, yüzü kararmıştı. Zihni bir mesele ile meşgul olduğunda aynen böyle kararırdı çehresi… Gardiyanlar Vaftizci Yahya’yı zindandan alıp huzura çıkardığında, vakit gece yarısını çoktan geçmişti.

-          Uzun zamandır zihnimi karıştıran, uykularımı kaçıran bir mesele var. Bilginlerle de konuştum, kahinlerle de konuştum, tatmin edici bir cevap alamadım hiçbirisinden…” dedi Herod.

-          Bilirim, sen peygamber soyundan gelen, aziz bir adamsın…

Herod burda bir an durdu, bir süre süzdü muhatabını. Yaltaklanmasının karşılığını beklermiş gibi… Vaftizci heykel katılığındaki duruşunu hiç bozmadı. Bunun üzerine Herod, konuşmasına devam etti.

-          Firavun’la Musa’nın hikayesini bilirsin. Hani Firavun İsrailoğullarına musallat olmuştu da Allah Musa’ya kavmini alıp da Mısır’ı terk etmesini söylemişti. Ve Musa da kavmini alıp Kızıldeniz’in kenarına gitmişti. Peşlerinde Firavun ve ordusu. Musa çaresizlik içerisinde gözlerini göklere çevirince Rabbi, asasını Kızıldeniz’e vurmasını buyurmuştu. Musa asasını Kızıldeniz’e vurmuş ve Kızıldeniz de ikiye yarılmıştı. Musa da kavmiyle birlikte sağ salim karşıya geçmişti. Peşlerinden gelen Firavun ve ordusu ise Kızıldeniz’in bulanık sularında boğulmuştu. Mesele şu; her şeye kadir olan Rabb, niçin İsrailoğullarını su üstünde yürütmedi de Kızıldeniz’i ikiye yarıp, deniz yatağını kendilerine yol eyledi?”

Bu soru üzerine;

-          Hikmet öyle bir lokmadır ki senin gibi aldanmışların kursağından asla geçmez” dedi Vaftizci Yahya.

 

Ve devam etti;

-          Ama benim vazifem sorulan her soruya doğru cevap vermektir, soran kim olursa olsun. Senin sualinin hikmetine gelince… Bu Rabbin bir hilesidir. Firavun aldansın diye kurulmuş bir tuzak… 

“Çünkü” dedi Yahya;

-          İsrailoğulları su üstünden geçip Kızıldeniz’i geçseydi, o zaman Firavun ve ordusu peşlerinden gitmezdi. Herkes bilir ki suyun üstünde yürünmez. Bir mucizedir bu. Halbuki deniz yarılıp da deniz yatağı yani toprak ortaya çıkınca Firavun ve ordusu “Biz toprağın üzerinde yürürüz” dediler. Herkes toprağın üzerine yürüyebilir çünkü. Oysa denizin ikiye yarılması da bir mucizeydi. Ama Firavun ve ordusu toprağı görünce mucizeyi unuttu.Aldandılar… Ve herkes bilir ki, aldanmak, öldürür!..

Hz.Musa ve ordusu, deniz yarılıp da toprağı görünce de bunun bir mucize olduğunu biliyordu. Çükü varlıklar dünyası, hayat ve tarih, Allah’ın ilminin, iradesinin ve kudretinin altındadır. 

Oysa Firavun ve ordusu, toprağı görünce, ilahi iradeyi ve mucizeyi hatırlamadı bile.  

Yani;  Yahudi Kralı Herod’un sorusu uykuyu delmekti.. Vaftizci Yahya’nın cevabı ise uyanıklık, yani irfan!..

Cemil Meriç yaşadığı dönem yaklaşmakta olan tehlikeyi görmüş ve şu satırları kaleme almıştı.

‘’Tanzimat’tan bu yana, Türk aydının alın yazısı iki kelimede düğümleniyordu. Aldanmak ve aldatmak… Genç nesiller Tanzimat’tan beri karşılaştıkları ihaneti görünce bir sığınak aradılar. İslamiyet’i bilmiyorlardı ve tarihlerinden utandırılmışlardı. Oysa dünyanın en büyük medeniyetini kurmuş bir ülkenin çocuklarıydık. Genç nesiller masallarla avutulamazlardı artık. Bu sahte Batıcılıktan tiksinmişlerdi. İkiye ayrıldılar; ülkenin mukaddeslerine sarılanlarla, sosyalizme gönül verenler… Batının kelimeleriyle; sağcılar ve solcular.. Nesiller bu aldanışı kanlarıyla ödediler..”

Ve Cemil Meriç  ömrünün son deminde kaleme aldığı ‘’Kültürden İrfana’’ isimli eseriyle on iki ciltlik külliyatını tamamlıyordu.

…Ve herkes bilir ki, aldanmak, öldürür!..

Aldanmak ne feci bir şey; utanmak,rezillik, zelillik,yoksunluk ve sonu yanmak,yok olmak olan.

Anadolu’nun tezenesi Merhum halk ozanımız Neşet Ertaş ne güzel söylemiş;

 Cahildim dünyanın rengine kandım,
Hayale aldandım boşuna yandım.

Modern dünyada Müslümanlar da diğer modern insan toplulukları gibi biçimle, suretle/görüntüyle ilgileniyorlar; hakikat, anlam, muhteva ve öz, herhangi bir değer ifade etmiyor. Görsel çağın icabını yerine getiriyor herkes..
Allah’a, hakikate, öze, anlama sırtını dönüp sahteye, görüntüye, biçime sarılanların  ne bugünü ne de yarını var. Sahte, suret, biçim ya da görüntü, anlamın önüne geçtiği zaman içi boş işlerle uğraşılır.. Ehl-i dünya aldanmıştır.

Şüphesiz aldanmak kötüdür ama aldatmanın en kötüsü Allah ile aldatmaktır.

‘’İnsanlar! Allah'ın vâdi elbette gerçektir, öyleyse sakın dünya hayatı sizi aldatmasın; o çok hilekâr şeytan da Allah'ın kerem ve merhametini ileri sürerek sizi aldatmasın.’’  (Fatır suresi, ayet 5)

‘’Ey insanlar! Rabbinize saygısızlıktan sakının; hiçbir babanın evlâdından fayda göremeyeceği, evlâdın da babasından hiçbir yarar sağlayamayacağı bir günden korkun. Allah’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın; o, yoldan çıkarıcı da (şeytan) Allah hakkında sizi ayartmasın.’’ (Lokman Suresi 33)

‘’O gün mümin erkeklerin ve mümin kadınların nurlarının (kendileriyle beraber) önlerinde ve sağ yanlarında yürümekte olduğunu görürsün. "Bugün size müjde var; altından ırmaklar akan cennetlerde ebedî kalacaksınız" (denir). İşte en büyük murada ermek budur.
 

 O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar iman edenlere şöyle diyecekler: "Bizi bekleyin de yetişip nurunuzdan bir parça alalım." Şöyle denecek: "Geriye dönün de başka bir nur arayın!" Ve hemen aralarına kapısı da olan bir duvar çekilir; duvarın iç tarafında rahmet, kendilerine bakan dış tarafında ise azap vardır.
 

 Münafıklar onlara, "Sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. Onlar, "Evet öyleydi" derler, ama siz başınızı belâya kendiniz soktunuz, fırsat kolladınız, hep şüphe içinde oldunuz ve Allah’ın emri gelip çatıncaya kadar geleceğe yönelik kuruntularınız sizi oyaladı; bundan ötürü o aldatma ustası da Allah hakkında sizi kandırıp durdu.
 

 Bugün artık ne sizden ne de açıkça inkâr edenlerden bir fidye kabul edilir. Varacağınız yer ateştir. Size yaraşan odur. Ne kötü bir gidiş! ‘’(Hadid Suresi 12-15)
 

İrfan, hakikati, hakikiyi, anlamı/ özü, biçimin, suretin önüne geçirmek, onu suretin esaretinden kurtarmak ve hayata hâkim kılmak için var.. 

Ne yazık ki modern Müslüman’ın muhtaç olduğu irfanla işi yok; çağdaş Müslümanların bütün uğraşısı, biçimde, kabukta yoğunlaşmaktadır. Hakikat, anlam ve özden kopuk ve çok uzaktalar.   

Sadece biçimle, görüntüyle, sahteyle uğraşmak aldanmaktır. Aldanmak, öldürür!

Aldanmak kötüdür ama ondan çok daha kötü olan aldatmaktır.

Zira ; Bizi aldatan bizden değildir!..(Hz Muhammed (S.A.V)

 

Selametle kalın!

Aklı Selim,Kalbi Selim,Hissi Selim,Zevki Selim…

 

 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Paragraf Soru Bankası