Allah c.c Kâbe'yi Şirk Ehlinden Temizliyor...

" Ey Rabbimiz, ahir zaman dayanacak gücü kalmamış kulların var, bilmekte ve görmektesin, ümmetin, kadınları, çocukları perişan... Kâbemizi , özgür kurtulmuş, müşriklerden arındırılıp temizlenmiş kıl bir an evvel, ümmeti Muhammede Raşit Halife gönder, başsızlıktan, dağınıklıktan, perişanlıktan,izzetsiz ,onursuz,zayıf bırakılmış halde yaşamaktan kurtar...

27 Temmuz 2020 18:57
A
a
Bismillahirrahmânirrahîm

Allah SubhânehûTeâlâ, kutsal topraklar denilen yerdeki kutsal ibadet mekânını temizliyor,şirk koşan müşriklerden,görünür görünmez putlardan,ideolojilerini amellerinde ve hayatlarında taşıyan, kalbleriyle Kâbe’ye götüren bütün müşriklerden temizliyor...

“ Müminler! O müşrikler birer pisliktir; bu yıllarından sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksul kalmaktan korkarsanız Allah emir verdiği takdirde ilerisinde ikramıyla sizi zenginleştirecektir. Allah bilir, doğru karar verir. “  (Tevbe, 9/28)

" Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar " ifade açık ve net...
Allah c.c kendi Beytini, 15 asır önce temizledi , kimlerden? Müşriklerden. Yani Allah'a şirk koşan necislerden...

21.Asırda da Temizliyor...

Çünkü Kâbe son yıllarda turistik gezi haline dönüştürülmüş bir gezi yerleri oldu. İpsiz sapsız, sapık zihniyet sahipleri, müşrikler, sosyete takımı vs.. birbirlerine nispet ve desinler diye Kabe'ye gider oldular...

Ülkelerin başında devlet olmuş Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyen müşrik liderler de Kabe ziyareti ile yarışa girdiler...
Allah c.c'ın yeryüzünde birilerini vesile kılarak yayılmasına izin verdiği Kovid-19 hastalığı, Kâbemiz başta olmak üzere, Müslümanların üzerine kâbus gibi çöktü.

Allah Teâlâ, En’âm Suresi, 59. Ayet'te şöyle buyuruyor;

“O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez.” Ve yine Teğâbun 11.ayet'te

“Allah'ın izni olmadıkça hiç bir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah her şeyi bilendir.” buyuruyor

Dolayısıyla hiç bir hastalık, musibet,  kendiliğinden bulaşmaz.  Ancak Allah dilerse dilediği kadarı, dilediği zamana kadar musallat olur insanoğluna.
Biz bu imtihanın neresindeyiz ümmetçe, Allah katındaki hikmeti nedir? ,bu yönüne bakıyoruz.

İmanda ve amellerde şirkin ayyuka çıktığı bu zamanda, Allah c.c , dünyayı, gidişatı değiştirmek istiyor olabilir mi? Dininin katından indirildiği gibi, saf, temiz, katıksız, halis olması için ümmetin başına bu belayı bir balyoz gibi indirdi ki, uyanalım diye olabilir mi?  Evet,tam da öyle inanıyoruz...

Ümmetin başını çeken âlimlerini, ilim irfan ehlini de, ümmete Hak olanı hatırlatmak daha çok çalışmaları gerektiği konusunda uyarmak için...
Kuran’da İsrailoğullarınn âlimlerini niçin helak olanlarla birlikte helâk ettiğini, lânetlendiğini ( Maide,76-78) okuyoruz... Haramları haram, helâlleri helâl anlatsınlar, uyarsınlar diye İslâm davetçilerinin sorumluluğu çok fazladır.

Tevhidden sapmış şirk koşmak normal hale gelmiş bir ümmeti uyarmak en büyük görevdir, cihaddır... Bu şirkler, Allah'ın rububiyyetinde de, uluhiyyetinde de, isim sıfat tevhidinde de baş göstermiştir...

İslam Ümmetinin tekrar Cahiliye Dinine Dönüşünde imanına ve amellerine şirk bulaştırmasında rol oynayan sebepler:

Şirk Ehli Müslümanların Meydana Gelmesinin Sebepleri;

1- Allah tarafından korunmuş olan muhteşem kitabımız elimizde olduğu halde, onu terk edilmiş bırakarak tekrar cahiliyeye doğru hicret etmiş, cahiliye hükmüne yönelmiş, hava ve zanna tabi olmuş İslam ümmetini, Resulullah'ın (s) Allah'a şikâyet ederek şöyle diyeceği Kuran’da beyan edilmiştir: "Rabbim, gerçekten benim kavmim, bu Kur'an'ı terk edilmiş (mehcur) olarak bıraktı."

Kur'an'dan uzaklaştırılmış bir ümmet haline getirilmemiz başlıca sebep..

Bu konuda asrın Ebu Cehillerinin rolü büyük olsa da, ferdî olarak da sorumluyuz ve suçluyuz ümmetçe...

2- Kitap’dan ve Resul'ün güzel örnekliğinden kopuşla, akidede ve amellerde sapmalar meydana gelmesi kaçınılmaz olmuştur, zira Kur’an’ı arkasına atan, hükmetme ve hükmolunma yetkisinden uzaklaştıran ümmet, haliyle Rasûlullah s.a.s’ın Sünnetlerini de zamanla terk ettiler. Dolayısıyla, haramları haram, helâlleri helâl bilmeyen bir nesil çıktı ortaya... Yeryüzünün firavunları eliyle, gücüyle insanlar İslâm’dan uzak yaşar oldu. Beytullah’da bu şirk ehlinden nasibini aldı tıpkı, İslam öncesi cahiliyyesi gibi... Oysa İslam geldikten, Hak bâtıl ayırt edildikten sonra Kâbe’ye hiç bir müşrik sokulmadı, Allahın emriyle...

Tâ ki; yıllar geçse de

Ehl-i Sünnet âlimlerinden Ebu Bekir İbn Arabî, “Ahkamu’l-Kur’an”ında diyor ki:

“Dımeşk’te acayip bir şey gördüm. Camisinin Batı tarafında ve bir de Doğu tarafında Bab-ı Ceyrun denen bir kapısı vardı. İnsanlar bütün bir günde bir takım ihtiyaçları için orayı yol edinir ve oradan yürürlerdi. Zimmî bir kimsenin oradan geçmesi icap ettiğinde, kapıda durur ta ki onu bir Müslüman geçirinceye kadar oradan geçemezdi. Zimmî “Ey Müslüman! Seninle geçmem için bana izin verir misin? Der, O da “Evet” deyince onunla beraber geçerdi. Mescidin görevlisi zimmîyi görüp ona “Dön, Dön! diye bağırınca Müslüman “Ben ona izin verdim” dediğinde görevli onu bırakırdı.” [İbn-i Arabi, Ahkamu’l-Kur’an II/471)

Çünkü
"Müşrikler, vicdanlarına karşı kendi küfürlerine kendileri şahit olup dururken Allah'ın mescidlerini imar etmeleri kabil değildir." (Tevbe, 9/17)
Müşrikler âyette bildirildiği gibi, kendi küfürlerine, şirklerine kendileri zaten şahittirler, kimse onlara iftira atmamakta, zanda bulunmamaktadır. . Kâbe demek, Hz. İbrahim demek, Hz. Muhammed s.a.s demek...

Yeryüzünü Allah'a şirkten arındırıp temizlemek demek...

Hacc, Tevhidin ilân edildiği yer demektir...

Hac, İslâm’ın şartlarından olan farz ibadettir. Tevhidin ilân edilişi, önce yüreklere, sonra hayatlara geçirilişidir...

Kâbe'nin dışında şeytan ve şeytanîleri taşlayamayanlar, Tevhidi haykıramayanlar, şeytan taşlama yerine gittiklerinde taş atsalar da makbul hiç bir yanı olmayacaktır, önce yüreklere yerleşen şeytanlar, ideolojiler taşlanmalı, kovulmalı, sonra dış âlemdeki şeytan ve şeytanîler,  tevhid ile taşlanmalı ve etkisiz hale getirilmelidir. Hz. İbrahim bunu gerçekleştirmiştir, değerli Hacer annemiz de bu tevhid eylemini, Allah’a teslimiyeti bil fiil gerçekleştirmiştir, kıyamete kadar iman edecek bütün mü'min kadınlara örnek olmuştur.

Bu asırda ise, Ümmetin çoğunluğu,

Atamız İbrahim'in dini" adı altında cahili inançlara saptılar. Bir yandan İbrahimî gelenekten,Muhammed ümmetine verilen farzlardan devraldıkları hac, namaz ve kurban gibi kimi ibadetleri, içini boşaltarak ve şirke bulaştırarak sürdürmekte, diğer yandan başka dinlerden etkilenerek ya da heva ve zanna dayalı bir biçimde kendileri uydurarak yeni birtakım cahili anlayışları, yani birtakım helal-haram ve ibadetleri de bu dinin içine katmış oldular,bu inanışlarını da din haline getirdiler.oysa cahiliyyeyi ayaklarının altına almakla emrolunmustu Muhammed ümmeti..

Seyyid Kutub’un, ilk Kur'an neslinin oluşumunda dikkat çektiği önemli bir özellik de işte budur. Cahiliye’den tam ve açık bir ayrışmanın gerçekleştirilmiş olmasıdır. Yoldaki İşaretler kitabında yer alan bu tespite göre; "O zaman İslam'a giren kişi, giriş kapısının eşiğinde, cahiliye dönemindeki geçmişinin tümünden sıyrılmanın şuuru içinde olurdu."  "Müslümanın cahiliye dönemindeki geçmişi ile İslam'a girdikten sonraki hayatı arasında şuur alanında gerçekleşen kesin bir kopukluk vardı." Önce zihni planda yaşanan bu hicret ve kopuş, hemen hayata taşınıyor, İslam'a girenlerin hayatında da, ahlak ve davranışlar planında büyük bir inkılâp yaşanıyordu. Cahiliyenin gelenek, kavram, alışkanlık ve ilişkilerinden sıyrılma hali kişileri kuşatıyordu. Tam bir yol ayrımı gerçekleştiriliyordu..
 
Seyyid Kutub'un da isabetle tespit ettiği gibi; "Biz de bugün, İslam'dan önceki cahiliyenin tıpkısı, hatta belki de daha koyusu içindeyiz. Çevremizdeki her şey cahiliye damgasını taşıyor. İnsanların bakış açıları ile inançları, alışkanlık ve gelenekleri, kültür kaynakları, sanat ve edebiyatları, yasa ve hukukları... Hatta İslam kültürü, İslam kaynağı, İslam düşüncesi ve İslam görüşü olarak saydığımız değerlerin çoğu bile cahiliye ürünüdür! Bu yüzden İslami değerler vicdanımızda tutunamıyor, kafalarımızda bir İslam bakış açısı belirmiyor, İslam'ın ilk döneminde yetişen o neslin bir benzeri gibi yeteri sayıda bir grup aramızda meydana çıkamıyor." "Bu yolda atacağımız ilk adım, kendimizi bu cahiliye cemiyetinin, onun değer ve görüş açılarının üzerine çıkarmak, dışında tutmaktır. Yolumuz boyunca onunla buluşmak (uzlaşmak) gayesi ile değer hükümlerimizden ve bakış açılarımızdan, az ya da çok taviz vermemek, sapmamaktır. Biz ve onlar ayrı yolların yolcularıyız. Onlara bir adım bile uyduğumuz zaman metodumuzun tümünü ve yolumuzu kaybederiz." "Bu uğurda sıkıntı ve meşakkatle karşılaşacağız. Bu (net, ilkeli, onurlu) tutum bize ağır fedakârlıklar yükleyecek. Fakat (...) Allah'ın desteğine mazhar olan o ilk neslin yolundan gitmek istiyorsak, başka bir alternatifimiz, tercih edeceğimiz başka bir yol yoktur."(Prof. Seyyid Kutub, Yoldaki İşaretler, Sh. 11–13.)
Ümmeti Muhammed yeniden Kur'an ve Sünnet'e sımsıkı sarılmalı, Allah’a şirk koşmadan kulluk nasıl yapılır, amellerine yansıtmalıdırlar...

En'âm Súresi,162.âyette belirtilen
“De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” hükmün gereğince yaşamalıdırlar...
İbadette hiç birşeyi, nesneleri, insanoglunu, Allah’a şirk koşmadan, dualarına ortak katmadan yalnız Allah'a yapmalıdırlar... Mübârek Kâbemize şirk ehlini, pislik, necis müşrikleri sokmadan, ihlâslı, takva ehli, samimi muvahhid mü'minlerin ibadet ve dualarıyla ümmet yeniden şahlanmalı, uyanmalıdır...
Allah c.c'a dönüş, yedi kat arşın üstünden, mübârek melek Cebrail a.s ile gönderilmiş yegâne Kitâbımız Kur'an'a ve Sünnetlere sımsıkı sarılmakla, şirkten,inkârdan, bid'atlardan,hurafelerden sıyrılmakla gerçeklesecektir...

Ve yine unutulan farz hüküm Cihad; Allah'ın dini yeryüzünde yayılsın, "Allah'ın sözü en yüce olsun" diye gerçekleştirilmelidir...

Allah c.c, Kur'an'da, Tevbe Suresi,19. ayette söyle buyurmuştur;
“Hacılara su verme ve Mescidi Haram'ı imar etme işiyle uğraşanların derecesini Allah'a ve ahiret gününe inanıp Allah yolunda savaşan kimsenin derecesiyle bir mi tutarsınız? Ve Allah, zulmeden topluluğu doğru yola sevk etmez.”

İşte Allah Subhânehû Teâla bu farz hükmü kullarının hatırlamasını ve sımsıkı sarılmasını istemektedir...

Tâ ki,müsrikler zayıflasınlar,korksunlar,Kabe'den uzak dursunlar...

Mekke, Medine, Mescidi Aksa da, ve tüm yeryüzünde İslâm hakim kılınsın, zalim kafirlerin gücü bitsin yenilsinler...
Yeniden zaferler gerçekleşmesi için, işgal edilmiş topraklarımız, başta Kabe'miz olmak üzere, bütün beldelerimizin yeniden bir bir fethi için, ümmeti Muhammedin, Allah c.c'ın gazabına uğramaması, helâk olmaması için, kafirlerin zindanlarında esir olan kardeşlerimizin kurtuluşu, özgürlüğü için gafletten uyanmak, şahlanmak, dirilmek acilen zaruret olmuştur...

Hac vazifesi, Kabe ziyareti, her mü'minin omuzlarına 21.yüzyılda adeta Rasulullah'ın elçisi olma vazifesini yüklemektedir,15 asır önce İslâmiyyet, elçiler aracılığıyla dünyaya ulaştırılıyordu, şimdi her mü'min, fert fert elçi olma şerefine nâil olmalı ve yüklendiği dâvâyı ülkesinin insanlarına taşımaktadır, taşımalıdır yeniden... fert olarak gidilen Haccdan, sorumluluk yüklenerek, bilenerek, dâvânın başını çekecek öncüler olarak dönmelidir ümmetin her ferdi, kadınıyla erkeğiyle...

Biz, İbrahim milleti, Muhammed s.a.s ümmeti olarak, bu şerefli görevi yeniden yüklenmeliyiz," Lebbeyk Allahumme lebbeyk " diyerek...

Bu imtihan, ümmete kurtuluş vesilesi, diriliş vesilesi olmalıdır... Büyük müjdelerin habercisi gözüyle bakıyoruz bu hastalık imtihanına, Kabe’nin müşriklerden temizlenecek olmasına, ümmetin uyanışına ve kurtuluşuna...

" Ey Rabbimiz, ahir zaman dayanacak gücü kalmamış kulların var, bilmekte ve görmektesin, ümmetin, kadınları, çocukları perişan...
Kâbemizi , özgür kurtulmuş, müşriklerden arındırılıp temizlenmiş kıl bir an evvel, ümmeti Muhammede Raşit Halife gönder, başsızlıktan, dağınıklıktan, perişanlıktan,izzetsiz ,onursuz,zayıf bırakılmış halde yaşamaktan kurtar... Tâifetu'l Mansurayı güçlendir, çoğalt. İslâm orduları hazırla bizim ellerimizle, yavrularımızla, tâ ki bir tane müşrik bile üzerimizde söz sahibi olamasınlar. kafir, zalim, müşrikler toplulugunu yak, yık cehennemin dibine geçir ya Rabb , ya ebâbillerini gönder,ya da, bizi ebâbil kıl ya Rabb...

Mebrur haccını ( iyilerin haccı) nasib eyle, yeryüzünü kaplamış olan bu imtihandaki hikmetini anlamayı, kendimizi düzeltmeyi, ümmetin düzelmesine vesîle olmayı nasib eyle Allah'ım..." âmin
 
1000
icon
عائشة 20 Ekim 2020 15:26

Allah (cc) sizlerden razı olsun insaAllah Hocam: ) Dilinizin bağını çözsün ınsaAllah. Yüreğinize Sağlık ⚘

0 1 Cevap Yaz
Türkan 28 Temmuz 2020 21:51

Allah razı olsun hocam kaleminize yüreğinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş.

0 3 Cevap Yaz
Özlem 28 Temmuz 2020 10:28

Allah c.c sizden razı olsun hocam okadar güzel bir yazı yazmissiniz ki yüreğinize sağlık..Rabbim sizleri firdevs cennetlerine koysun sizi Allah için seviyorum vesselam

1 9 Cevap Yaz
Yağmur

Allah sizden razı olsun inşallah hocam yüreğinize sağlık

0 3
Paragraf Soru Bankası

MD DİJİTAL