Bu Gidiş Nereye? ÖSYM, Mabel Matiz..

Yetiştirmek istedikleri gençlik nasılsa elbette onlara yönelik örnekler gösterecekler. Her taraftalar artık. ILIMLI İSLAM projesi olan FETÖ gitmiş olabilir ama onun yerine ondan daha ŞEDİD, maneviyat ve ahlâk teröristleri her tarafımızı sardılar.

27 Haziran 2020 20:02
A
a

 ÖSYM bugün YKS'de gençlere, genç dimağlara, bu ülkenin geleceğinde rol alacak gençlere, Ramazan Ayında LGBT yürüyüşlerinde en önde olan İBNE ve İFSAD PROJESİ LGBTQ+ mensubu aynı zamanda ismi de sarhoş anlamına gelen MABEL MATİZ'e dair suâl yöneltmiş.. Mabel Matiz, Ramazan ayında bu toplumun hassasiyetlerini zerre umursamayarak Ramazan ayında eşcinsellik yürüyüşünde en ön saflarda yerini alarak "Velev ki ibneyiz.." pankartı ile poz vermişti..

Benim dilim biraz sivridir, bu hususlarda çok hassasım. Çanakkale'de İmanla yoğrulmuş yürekleriyle Allah ve Peygamber diyerek cihad niyetiyle ülkesini müdafaa eden dedelerimizin kemiklerini sızlatmaya sebep olacak cinsten girişimler bizzat onların kurtardığı devletin erkanı tarafından yapıldığı zaman maatteessüf yumuşak olamıyorum. Olmamı da kimse beklemesin.

Mabel Matiz'in sorularda milyonlarca gencin önüne konulmasına şaşırmayın lütfen. Ben şaşırmadım!

Neden millî/yerli, bizden birilerini örnek göstermek açısından sormazlar?  Mesela adam bizim ozanlarımız yok mudur? Aşık Veysel, Pir Sultan Abdal, Vs. Yada düşünce adamlarımız yok mudur? Mesela İbn-i Sina, Farabi, yada günümüzde gençlere örneklik teşkil edecek farklı düşünürler.. Mesela Teoman Duralı gibi. Bu cihetten bakınca evet neden bu tarz sorular sorulmuyor, diye akla gelebilir. Bu tarz sorular da soracaklardır muhakkak.

Fakat mesele başka. Buyrun biraz daha açalım.

Yetiştirmek istedikleri gençlik nasılsa elbette onlara yönelik örnekler gösterecekler.
Her taraftalar artık. ILIMLI İSLAM projesi olan FETÖ gitmiş olabilir ama onun yerine ondan daha ŞEDİD, maneviyat ve ahlâk teröristleri her tarafımızı sardılar.

Hatta aksine bu tarz çıkışlari daha çok göreceğiz.

Çünkü İstanbul Sözleşmesine imza atan ülkeleri denetleyen GREVİO heyeti, İstanbul Sözleşmesi'nde geçen cinsel yönelim yaşayanların da diğer fertler gibi eşit olmaları için gereken baskıyı yapacaktır.

Söylemek istediğim şu:  kadın/erkek cinsiyetleri dışında başka cinsel kimliğe (öyle bir cinsiyet de yok, egemen paradigmanın bilimsel(!) safsataları/sahtekârlığı.) yönelen bireyleri de kadın/erkek ile eşit seviyeye getirilmesini emrediyor İstanbul Sözleşmesi.

İstanbul Sözleşmesi'nin özü de budur esasında. Mezkûr sözleşmede 24 defa Toplumsal Cinsiyet, 18 defa Cinsel Yönelim geçiyor. Çoğunluğu da bunlara yönelik oluşturulacak her türlü olumsuz düşünceleri içeren dinî, geleneksel, örfî bütün uygulamalar kökünden kazınarak bu kimliğe bürünenlerin bakanlıklar üstü bir politika ile desteklenip, diğer cinsiyetlerle (heteroseksüel) eşit seviyeye getirilmesini içeriyor.

Aile bakanlığında feminizm ve LGBT lobilerinim sözü geçiyor. Projeler için yapılan toplantılara millî değerlere bağlı kalan derneklerden daha ziyade lgbt ve feminist dernekler davet ediliyor, aileye dair yasalar bu toplantılardan çıkan kararlara göre şekilleniyor. MEB de hakeza öyle!

Sadece TV'de değil, sinemada degil, medyada değil; okul kitaplarında da, bu tarz sınav sorularında da gençlere rol model oluşturacak TOP ve İBNE'leri göstermeye devam edecekler..

Bizler gece gündüz İstanbul Sözleşmesi'nin vahametini anlatıyoruz ama sanırım illa birşeyleri pratikte yaşamak gerekiyor. Yani biz teori gibi duran İstanbul Sözleşmesinin metinlerini anlatırken birileri zannediyor ki uçuk kaçık yorumlarda bulunuyoruz. Zannediyorlar ki öngörülerimize dair söylediklerimizin pratikte karşılığı olmayacak.

Bir toplum birden bire inşa edilmez. Zorbalık dönemi gerilerde kaldı. Artık yavaş yavaş; egemen / hâkim güç istediğini zihinlere psikolojik anlamda modern taktiklerle enjekte ederek toplum istenilen seviyeye getirmeye çalışacak. Eline çekiç alıp zorla enjekte edecek değil!

Durun siz, bu daha ne ki? Altı üstü bir soru canım!!

Ne demişti Ziya Selçuk beyefendi: Cinsiyet Eşitliğine duyarlı okul geliştireceğiz!

Ne demek bu biliyor musunuz? Müfredatında Eşcinselliğin normalleştirildiği okulları hazırlayıp körpe beyinlere enjekte edeceğiz, demek. Ziya Selçuk beyefendi bunu kast etmemiş olabilir, muhtemeldir, zira toplumsal cinsiyet eşitliği'nin ve İstanbul Sözleşmesi'nin tam anlamıyla ne olduğunu bilemeyen yada bilmemeyi ısrar etmekte direten çok kişi var. Fakat Toplumsal Cinsiyet Eşitliği özetle eşcinsel veya diğer cinsel yönelim yaşayan bireylerin durumlarını toplum içerisinde meşrulaştırmak ve normalleştirmeyi içermekten başka hicbirşey değildir. İşin özü budur.

İslâmî camianın baskisi sonucu bu proje rafa kaldırıldığı için temel atma mahiyetinde olan bu tarz sorularla lgbt cenahinin gazını alıyorlar.

Bir toplum nasılsa öyle yönetilir. bunu hak ediyoruz ki bu tür şeylere maruz kalıyoruz.

“Kemâ tekûnû yuvella aleyküm” (Siz nasıl olursanız yöneticileriniz de öyle olurlar).

“A’malüküm ummalükum” (amelleriniz yönetcilerinizdir, onlar sizlerin eseridir) (bk. Acluni, I / 146; II / 127) denilmiştir.

Beyhaki, Ka’b’ın şöyle dediğini nakleder:

"Allah her dönemin hükümdarını halkın kalbine göre gönderir. Onları düzeltmek isterse salih birini, helak etmek isterse kötü birini hükümdar olarak gönderir." 

Hz. Peygamber (asm)’in duası:Allah’ım merhametsizleri bize musallat etme.” (Tirmizi, Daâvât, 79).

Enfâl sûresinin, "Bir bela, bir musibetten çekininiz ki, geldiği vakit yalnız zalimlere mahsus kalmayıp, mâsumları da yakar." 25.ayetinde geçtiği gibi bu bela herkesi yakacak bir beladır. Bu öyle bir saldırı ki sadece Müslümanları değil tüm insanlığı hedef alan bir saldırıdır. Ama bunun bayraktarlığını İslâm ile yoğrulan bu toplumun idarecilerinin yapması asla kabul edilebilir değil!

Komünist Rusya, Solcu Ekvator, Hristiyan Hırvatistan, Polonya ve Macaristan bile bu sözleşmeleri ve lgbt faaliyetlerini tehlike olarak telakki edip faaliyetlerini durdurmaya yönelik girişimlerde bulunurken, bu topraklarda bakanlıklar üstü bir politika ile desteklenmeleri akıl işi değil. Kimse nereye gidiyoruz diye de sormuyor! Ufak bir azınlığın dışında...

"Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah herhangi bir toplumun başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz." RAD 11

İstanbul Sözleşmesi'nin feshine dair çok soru geliyor. Fesh edilir mi acaba? Ne zaman edilir acaba? Gibi sorular geliyor. Kimileri de iyimser yaklaşarak çok az kaldı edilmesine diyor. Bende onlara diyorum ki çıkarılan her yaşa bu perspektif ile çıkarılıyor. Maalesef iptal olan birşey yok, aksine çatır çatır uygulatılıyor. Şimdilik sözüm bu kadar.

Vahameti anlatmaya çalıştım, umarım kâfi gelmiştir. Bu tarz uygulamaların ve politikaların bir an evvel terk edilip yerine bu toplumun dinamikleri ve değerleriyle örtüşen uygulamaların getirilmesi temennisiyle! Allah'a emanet olunuz..

1000
icon
Süveyda Keskin 28 Haziran 2020 13:28

Herşey şıkır şıkır işliyor aslinda .Hükümet opurtinist politkası 'ndan hiç ödün vermediği gibi gıdım gıdım yaşamımıza yerleştiriyor. Ve halk halâ uyku evresinde.

0 1 Cevap Yaz
Eyüp CİVELEK 28 Haziran 2020 09:56

Ağzınıza yüreğinize bilginize sağlık

0 1 Cevap Yaz

Ahmed Yasin
MALCOM X