İSLAM AHLAKI - 1 -

Allah Teâlâ, kullarını iyiliklere ve güzelliklere yönlendirmek, kötülüklerden de sakındırmak için hem üstün bir ahlâk üzere yaratılan ve hem de kendi şahsında güzel örnekler olan Hz. Muhammed’i (s.a.s.) model olarak bizlere takdim etmiştir.

30 Haziran 2020 01:50
A
a

Ahlâk Arapçada “seciye, tabiat, huy” gibi manalara gelen hulk veya huluk kelimesinin çoğuludur.

TDK, ahlakı “Bir toplum içinde kişilerin benimsedikleri, uymak zorunda bulundukları davranış biçimleri ve kuralları…” olarak tanımlar.

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisinde ahlak, “İnsanın iyi veya kötü olarak vasıflandırılmasına yol açan manevî nitelikleri, huyları ve bunların etkisiyle ortaya konan iradeli davranışlar bütünü; bu konularla ilgili ilim dalı.” olarak tarif edilir.

Müslüman felsefeciler, ahlakı, “nefiste yerleşik olan yatkınlıklar” şeklinde tarif etmişlerdir. Bu yatkınlıklar sayesinde “Fiiller, nefisten herhangi bir fikrî ve iradî güçlüğe hacet kalmaksızın sâdır olur.”Bu felsefecilere göre; eğer bu yatkınlıklar iyi olursa nefisten faziletler, kötü olursa rezaletler sâdır olur. İşte ahlâkın temel vazifesi nefis hakkında bilgiler vermek ve nefsi kendisinden faziletli fiiller sâdır olacak şekilde terbiye etmektir.

Konunun hayati önemi ve doğal olarak uzun olması sebebiyle,seri olarak üç bölüm olarak yayınlayacağımız bu yazı dizimizde ,Ahlâk ve Din kavramlarının ilişkisini, âyetler ve hadisler muvâcehesinde ele aldık. Âyetlerde geçen emr-i bi’l-ma’rûf nehy-i ani’l-münker kavramının asıl gayesinin ferdin ve toplumun güzel ahlâkını oluşturmada büyük rolünün olduğunu ve Peygamberimizin (s.a.s.), güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildiğini, ahlâkının Kur’ân olduğunu, Kur’ân’da emredilenleri yapıp nehiy edilenlerden de kaçtığını, hayatının bütün safhalarına bakıldığında numûnelerinin görülebileceğini vurguladık. İyi ve kötü ahlâk sâhibi kimselerin ve toplumların yükseliş ve çöküşlerine dair âyetlerden bazı örnekler sunduk. Âyetlerde Peygamberimizin güzel ahlâk üzere olduğu Allah’a inanan, Ahiret gününe kavuşmayı isteyenler ve Allah’ı çokça zikredenler için usve-i hasene olduğunu dolayısıyla hem bir müslüman hem İslâm Toplumu hem de dünya için numûne-i imtisâl yaşamı ile rol model olduğunu misallerle zikrettik
 İslâm Ahlâkı’nın asıl kaynağı Kur’ân ve onun ışığında oluşan Sünnet’tir. Nitekim Hz. Âişe bir soru münasebetiyle Hz. Peygamber’in ahlâkının “Kur’ân Ahlâkı” olduğunu belirtmiştir.Bu sebeple İslâm Ahlâk Düşüncesi Kur’ân ve Sünnet’le başlar. Biliyoruz ki Kur’ân’da doğrudan veya dolaylı olarak ahlâk konularını içeren birçok âyet, Hadis Literatüründe de ahlâk’a dair pek çok hadis vardır. Zira Kur’ân ve Sünnet’te güdülen en temel gaye, insanın yaratıklar içerisindeki farklılığına uygun ahlâkî erdemlerle bezenmesini ve yetkinliğe, kemâle ulaşmasını sağlamaktır. İşte bu temel amaç, İslâm âlimlerince de sürdürülmüştür.” Şimdi İslâm’ın iki temel kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîm ve Hadislerde Ahlâk Din İlişkisinin nasıl ele alındığı inceleyelim:

Kur’ân-ı Kerîm, ihtiva ettiği diğer konular gibi ahlâk konularını da herhangi bir Ahlâk kitabı gibi sistematik olarak ele almamakla birlikte eksiksiz bir ahlâk sistemi oluşturacak zenginlikte nazârî prensipler ve amelî kurallar getirmiştir. Ahlâk ve dinin birbiriyle ilişki içinde olduğu toplumların nasıl huzur ve güven temin ettiklerine bu ilişkinin kopuk olduğu toplumların nasıl helâka sürüklendiklerine dair Kur’ân’dan örnekler verilmiştir. Bu örneklerin, fert ve toplumun hayatlarında ne derece etkin rol aldığı ve fert ve toplumun ideal toplum olabilmesi için neler yapmasının elzem olduğu ele alır. Kur’ân Ma’rûfu Emreder Münkerden Sakındırır Kur’ân-ı Kerîm, zaman zaman önceki kavimlerin olumlu veya olumsuz yönlerinden ahlâk, tavır, hal ve hareketlerini zikrederek ibret almamızı ve övülen davranışlara yönelmemizi, kötü hal ve hareketlerden sakınmamızı tavsiye eder.
 Nahl Sûresi’ndeki 3 emir ve 3 yasak âdeta İslâm Dini’nin özünü ve ahlâkî esaslarını (ma’rûfu) ve nehiy ettiği hal ve hareketleri (münkeri) özetlemiştir. “Muhakkak ki Allah, adâleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”(Nahl 90) Bu ayetten anlaşıldığına göre 3 emrin yapılmaya özen gösterildiği ve 3 yasağın da terkedildiği toplumlar, huzurlu toplumlar ve bu emirler ve yasaklar doğrultusunda yaşayan kişiler de huzurlu şahsiyetler hâline gelecektir. Fert, içsel olarak tutarlı ve toplum kendi üyeleriyle eş güdüm içinde çalışan bir bedenin organları gibi insicamlı, huzurlu bir yaşam şekli olan ideal bir toplum modeli hâline gelmiş olacaktır. Böylece hem fert ve toplum birbirinden razı hem de Allah hepsinden razı olacaktır. Bir nev’i eğitimin ama hedeflerinden birisi olan “Kazan Kazan Prensibi” ’nde ifade edildiği veçhile hem insan hem toplum kazanmış olacaktır. Bu da ahlâklı bir fertler ve ahlâklı bir toplum sayesinde gerçekleşecektir.

Kur’ân-ı Kerîm, ma’rûfu emreden, münkerden men eden topluluğun, insanlar içinden çıkarılmış en hayırlı bir topluluk olduğuna vurgu yapar: “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kuruluşa erenlerdir.”(Ali İmran 104) Bu toplumun ma’rûfu emreden, münkerden men eden toplum olduklarını da ifade eder: “Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder; kötülükten meneder ve Allah’a inanırsınız…”(Ali İmran 110) Bu ayetten hareketle: “Hayırlı bir ümmet olmanın temel şartının iyiliği emir, kötülükten sakındırmak.” olduğunu söylememiz mümkündür. Öncelikle ferdin ve diğer insanların güzel ahlâklı olmasını sağlamak için ferdî ve toplumsal bazda mücadele verip, ahlâklı olmayanı da ahlâklı olmaya davet etme, güç yetirebildiği kadarıyla bu konularda fertlere yardımcı olmaya gayret sarf etmek gerektiği kanaatindeyiz. “Ayetin açıkça ortaya koyduğu gibi Müslümanlar, sayılan vasıfları gereği “en hayırlı ümmet” olma meziyet ve sorumluluğuna sahiptirler. Bu hayırlılık, genelde ve ümmet bütünlüğüne yöneliktir. Fert fert her müslümanın muhtelif yönlerden hayırlı, kârlı ya da zararlı olması ise, daima mümkündür…” Ferdin ve diğer müslümanların refahı ve selameti için birlik ve beraberlik şuurunu diri tutmak için hem ferdin hem de toplumun üzerine düşen sorumlukları yapmaları gerekmektedir.

Kur’ân Davranışlarının Kötülüğü (Ahlâksızlık) yüzünden helâk olan kavimlerden örnekler verir. Davranış İlmi olan Ahlâkın sadece iyi davranış veya huy olarak nitelendirilmesinin ve bu vasfı taşıyan kişiye ahlâksız denilmesinin doğru bir niteleme olmadığı şöyle ifade edilmiştir: Ahlâk, sadece iyi huylar ve kabiliyetler manasına gelmez. Kelimenin asıl manası ile iyi ve kötü huyların hepsine birden ahlâk denir. Buna göre ahlâksız insan yoktur, iyi veya kötü ahlâklı insan vardır. Kur’ân-ı Kerim, ahlâkı ve davranışları bozuk kavimlerden örnekler vererek onların bu hareketlerinden kendilerine gönderilen peygamberlerin uyarılarına rağmen vazgeçmediklerini bu hareketlerinde ısrar etmelerinden dolayı ise helâk olduklarını beyan eder. Biz burada bu örneklerden iki tanesiyle iktifa edeceğiz. “Lût’u da (peygamber gönderdik). Kavmine dedi ki: “Sizden önceki milletlerden hiçbirinin yapmadığı fuhşu mu yapıyorsunuz? Çünkü siz, kadınları bırakıp da cinsel tatmin için erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz haddi aşan bir topluluksunuz."Araf 80-81) ayetinde ifade edildiği veçhile Lut (a.s) kavminin daha önce hiçbir toplumun yapmadığı çirkin bir davranışı yani ahlaksızlığı irtikab ettiklerinden dolayı helak olan kavimlerden biri oldukları göz önüne alınarak bu tür ahlâka mugayir davranışları irtikâp edenlerin de her dönemde: “Biz de Onu ve karısından başka aile efradını kurtardık; çünkü karısı geride kalanlardan oldu. (kâfirlerden oldu) Geriye kalanların üzerine (taş ) yağmuru yağdırdık ki suçluların sonunun nasıl olduğuna bak.”(Araf 83-84) Ayetinde ifade edildiği gibi Allah’ın azabıyla karşı karşıya kalacakları unutulmamalıdır. Hz. Şuayb’ın (a.s.) kavminin ise:“…Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir; artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin. Düzeltilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Eğer inananlar iseniz bunlar sizin için daha hayırlıdır.”(Araf 85) “Ama onu yalanladılar. Bunun üzerine onları bulutlu bir günün azabı yakaladı. Gerçekten o gün, azabı büyük bir gündü.”(Şuara 189) ayetinde helâk olmalarını hazırlayan sebeplerin ölçü ve tartıda hile yaptıkları ve ahlâka mugâyir davranış sergilediklerine vurgu yapılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’in bizlere sunduğu bu gibi hâdiselerden ibret alan kişi ve toplumlar, kendilerinin ve toplumların kurtuluş reçeteleri olmaya namzet, sağlıklı, huzurlu bir yaşam modelinin en güzel örneklerini teşkil etmekte ahlâklı bir toplum inşasında mühim bir rol oynamakta, bir nev’i katalizör vazifesi ifa etmektedir.

Güzel Örnek (Model ) Olarak Hz. Muhammed’in Ahlâkını Sunar Kur’ân-ı Kerîm, bizlere Peygamberimizden (s.a.s.) önce de bazı güzel örnek veya kötü örnek davranış modellerini zikretmiştir. Şahsiyet olarak Hz. Meryem ve Firavun’un hanımının iyilere örnek (ahlâk-ı hasene) olarak takdim edilmesi bu tür ahlâkın Kur’ân’daki yerini ve önemini ortaya koyar. Ahlâk-ı seyyie olarak tavsif edilen kavimlerin ise peygamberlerinin çağrılarına ve ikazlarına aldırmayarak daha dünyada hak ettiklerinin karşılığını gördüklerini ve yaptıklarının kendilerine fayda vermediğini, ahlâkî vasıflarını kaybetmiş ahlâk-ı seyyieye dalmış kişilerin Hz.Nûh’un (a.s.) oğlu ve hanımı Hz. Lût’un (a.s.) hanımı gibi Peygamber eşi veya oğlu da olsa kaybedenlerden ve helak olanlardan olduğunu unutmamak gerekir. Hz. Nûh’un oğlunun ve eşinin kendilerine yapılan çağrıya uymayarak tufanda helak olduğunu ve Hz.Lût’un (a.s.) eşinin çağrıya kulak asmayıp ihanet ettikleri için Cehennemlik olduğunu ifade eden: “Allah, inananlara da Firavun’un karısını misal gösterdi. O:“Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap; beni Firavun’dan ve onun (kötü) işinden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar! demişti. Mahrem yerini korumuş olan İmran kızı Meryem de bir misaldir. Ona ruhumuzdan üflemiştik; Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etmişti; o, Bize gönülden itaat edenlerdendi.”(Tahrim 12-12) ayetler ahlâk-ı haseneye ve ahlâk-ı seyyiye verilen en güzel misallerdir.

Allah Teâlâ, kullarını iyiliklere ve güzelliklere yönlendirmek, kötülüklerden de sakındırmak için hem üstün bir ahlâk üzere yaratılan ve hem de kendi şahsında güzel örnekler olan Hz. Muhammed’i (s.a.s.) model olarak bizlere takdim etmiştir. Bu örneklerden bazılarını zikredelim: Kur’ân Peygamberimizin Güzel Ahlâkının Över ve Şahsında Bulunan Güzel Ahlâk Örneklerine Vurgu Yapar Yüce Allah(cc), Peygamberimizin (s.a.s.) vasıflarından bahsederken: “Şüphesiz sen yüce bir ahlâk sâhibisin.”(Kalem 4) şeklinde tavsif etmiştir.Yüce Allah, Peygamberimizin (s.a.s.) bize karşı hisleri ve bizlere merhametini ifade eden: “Ant olsun size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, size çok düşkündür, mü’minlere karşı şefkat ve merhamet doludur.”38 ayetinin yanında Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için usve-i hasene (güzel örnek) olduğu: “And olsun ki, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok anan kimseler için Rasûlullah güzel örnektir.”39 ayetiyle de beyan edilmiştir. Ayetin tefsirinde ise şu ifadelere yer verilmiştir: “İnsanlar, dünyada amaçlarına ulaşabilmek için uygun örnek ve rehberler edinirler, bunların yollarını izleyerek, tavsiyelerine uyarak hareket edip, istediklerini elde etmeye çalışırlar. Allah’a iman edip O’nun rızasını isteyen, ahirette lütfedeceği emsalsiz nimetlere mazhar olmayı uman ve daima ahiret sevgisiyle yaşamak isteyen insanlar için eşi bulunmaz örnek, O’nun sevgili kulu, elçisi rahmeti, şâhidi, müjdecisi, davetçisi, ışığı olan Muhammed Mustafa’dır. O’nun örnekliği sadece Hendek Savaşı’ndaki davranışları değil, mü’minlerin bütün hayatlarında geçerlidir. Kur’ân Güzel Örnek (Rol Model) Olarak Hz.Muhammed’in Ahlâkını Sunar Allahu Teâlâ, kullarını iyiliklere yönlendirmek kötülüklerden de sakındırmak için hem mükemmel bir Ahlâk üzere yaratılan ve kendi şahsında güzel örnekler olan Hz. Muhammed’in (s.a.s.) ahlâkını: “Sen, Yüce bir ahlâk üzeresin.”41 ayetiyle tavsif etmiş, Peygamberimiz de kendisindeki ahlâkın Yüce Allah tarafın verildiğini: “Rabbim beni terbiye etti, ne güzel terbiye etti.”42 sözüyle ifade etmiştir. Dolayısıyla Peygamberimizin ahlâkının kaynağı ilâhîdir. Her hangi bir eğitim sayesinde gelişmiş bir durum değildir. Onun, Kur’ân’daki emirleri yapıp, nehiylerinden kaçması, ahlâkının kaynağı olduğuna göre yine ilâhî kaynaklı bir ahlâk karşımıza çıkmaktadır. Peygamberimizin ahlâkının güzel ahlak ( usve-i hasene ) olduğu: “And olsun ki, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok anan kimseler için Rasûlullah (Allah’ın Elçisi) en güzel örnektir43.” ayetiyle beyan edilmiştir. Peygamberimiz’in (s.a.s.) vasıflarını zikrederken: “Allah, ahlâkların en mükemmellerini, davranışların en güzellerini O’nda toplamıştır.”44 değerlendirmesini yapmıştır. Kur’ân’da Usve-i hasene olarak takdim edilen bu model, toplum tarafından örnek alınacak bir nev’i rol model konumunda olacaktır. Ancak Hz. Muhammed’in (s.a.s.) güzel ahlâk timsâli olduğunu kavrayamayan ve içselleştiremeyen bazı gençler, sanatçıları, artist ve akristleri rol model almakta ve dizilerde ve filmlerde kendilerine rol model olarak takdim edilen insanları taklit edebilmektedirler. Bu ise gerçek rol modelle takdim edilmeye çalışılan rol model arasındaki tezatları kavrayıp rol model olan şahsiyetin davranışlarının bilinmesiyle vuzuha kavuşabileceği düşüncesindeyiz.

Devam edeceğiz…


Şimdilik Selametle Kalın

Aklı Selim,Kalbi Selim,Hissi Selim,Zevki Selim.
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...


Ahmed Yasin
MALCOM X