KARDEŞİM SANA BİR ÇAĞRIM VAR!

KARDEŞİM SANA Allah’ın AZZE VE CELLE bir ayetini hatırlatarak başlamak isterim...

25 Aralık 2020 09:22
A
a
Zariyat Suresinde (56-58)  Allah cc şöyle buyuruyor;

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ ﴿٥٦﴾ مَٓا اُر۪يدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَٓا اُر۪يدُ اَنْ يُطْعِمُونِ ﴿٥٧﴾ اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَت۪ينُ 

"﴾56﴿  Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım.﴾57﴿  Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istiyor değilim.﴾58﴿  Şüphesiz rızkı veren, sarsılmaz gücün sahibi olan yalnızca Allah’tır."

Ayrıca kardeşim Mülk suresi 2. Ayette de şöyle buyuruyor ;

اَلَّذ۪ي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّـكُمْ اَحْسَنُ عَمَلاًۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْغَفُورُۙ 
“O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.”

İşte Allah cc bizden kendisine kulluk yapmamızı istiyor. Kulluk ise hayatın tamamını kapsayan bir yönü ifade etmektedir. Peki, bu nasıl olacak? Allah ın hükümleri hayatımızdan uzaklaştırılmış, İslam dünyasının durumunu gözler önünde.

Bunun çözümü tekrar İslami hayatın başlatılmasıdır. İslami hayatın başlamasıda Raşidi Hilafetin ikamesine bağlıdır. Çünkü Hilafet,  İslami hükümlerin hâkim kılınıp, uygulanması, İslâm davetinin tüm insanlığa taşınması için yeryüzündeki tüm Müslümanların genel önderliğidir.

İslami hayatı başlatacak olan Hilafetin ikamesinin Allah ‘ın kesin bir talebi olduğunu ayetler ışığında inceleyelim. Allah Subhânehû ve Teâlâ, Rasulü Muhammed Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’den gönderdiği hükümlerle hükmetmesini kendisinden talep etmiştir. Şu âyet-i kerîmelerde olduğu gibi:

فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْ عَمَّا جَٓاءَكَ مِنَ الْحَقِّۜ

"Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen bu gerçeği bırakıp da onların isteklerine uyma." Maide 48

وَاَنِ احْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِـعْ اَهْوَٓاءَهُمْ وَاحْذَرْهُمْ اَنْ يَفْتِنُوكَ عَنْ بَعْضِ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَيْكَۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمْ اَنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُص۪يبَهُمْ بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْۜ وَاِنَّ كَث۪يراً مِنَ النَّاسِ لَفَاسِقُونَ 

"Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet, onların arzularına uyma, Allah’ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamaları için onlardan sakın (diye onu indirdik). Eğer yüz çevirirlerse bil ki Allah, (öyle istedikleri, bunu hak ettikleri için) onların bazı günahları sebebiyle başlarına bir belâ getirmek istiyordur. İnsanların birçoğu gerçekten Allah’ın yolundan çıkmışlardır." (Maide 49)

Görüldüğü üzere Allahu Teâlâ indirdiği hükümlerle hükmedilmesini Rasulü’nden kesin bir emirle talep etmiştir. Bu yüzden bağlayıcıdır ve farzdır.

Hilâfet’in farziyetini ortaya koyan Sünnet’ten deliller ise şöyledir:

مَنْ خَلَعَ يَدًا مِنْ طَاعَةٍ لَقِيَ اللَّهَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ لا حُجَّةَ لَهُ وَمَنْ مَاتَ وَلَيْسَ فِي عُنُقِهِ بَيْعَةٌ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً

“Kim itaatten elini çekerse, kıyamet gününde lehine hiçbir delil bulunmaksızın Allah’la karşılaşacaktır. Kim de boynunda halifeye biat olmadan ölürse cahiliye ölümü ile ölür.”

Bu hadisle Rasulullah Aleyhi’s Salatu ve’s Selam bütün Müslümanlara bir halifeye biati farz kılarak, boynunda biat olmadan ölen kişinin ölümünü “cahiliye ölümü” olarak tarif etmiştir. Burada geçen biat ancak bir halifeye yapılandır. Dolaysıyla bu hadis hiçbir tereddüte mahal vermeden her Müslüman’ın kendisine biat edeceği halifeyi  ikame etmesinin farz olduğuna delalet etmektedir. İslâm’da yönetim şeklinin Hilâfet olduğunun diğer bir delili ise Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği şu hadistir:

كَانَتْ بَنُو إِسْرَائِيلَ تَسُوسُهُمُ الانْبِيَاءُ كُلَّمَا هَلَكَ نَبِيٌّ خَلَفَهُ نَبِيٌّ وَإِنَّهُ لا نَبِيَّ بَعْدِي وَسَتَكُونُ خُلَفَاءُ تَكْثُرُ

"İsrail oğulları nebiler tarafından siyaset ediliyordu. Bir nebi öldüğünde onu başka bir nebi takip ediyordu. Artık benden sonra nebi yoktur. Fakat birçok halife olacaktır"

Aktardığım delillerden anlaşıldığı üzere Hilâfet’in ikamesi için çalışmak Allahu Teâlâ’nın kesin bir talebidir yani farzdır.

Hilâfet’in farziyetine dair delillerden, sonra Hilâfet’le alakalı âlimlerin görüşlerini ve söylemlerini zikredelim.

İmam Kurtubi şöyle der: “Hilâfet diğer sütunların kendisine dayandığı (asıl) sütundur"

İmam Nevevi şöyle der: “Halife seçmenin tüm Müslümanlar üzerine farz olduğu konusunda âlimlerin ittifakı vardır"

İmam İbn Teymiyye şöyle ise şöyle der: “İnsanlar üzerinde hükmeden Hilâfet makamının, dinin en büyük farzlarından biri olduğunu bilmek vaciptir. Aslında onsuz din müessesesi yoktur. "

Bu görüş aynı zamanda; el-Fadl İbn İyad, Ahmed bin Hanbel ve diğerleri gibi selefin görüşüdür.

Hilâfet ihtiyari yani tercih edip etmemekte serbest olunan bir alan değildir. Bilakis farzların tacıdır. Farzların tacı oluşundan kasıt ise diğer farzların yerine getirilmesinin ancak Hilâfet ile tamamlanacak olmasıdır. Zira fıkhî kaide şöyledir:[ما لا يتم الواجب إلا به فهو واجب] “Vacibin ancak kendisi ile tamamlandığı şey de vaciptir.”

İşte tüm bu nedenlerden dolayı İslami hayatın yeniden başlatılması için çalışmak farzdır. Ve yaptığımız diğer hayırlı işler bu farzı boyunlarımızdan düşürmez.

Haydi gelin Allah'ın dinini ayağa kaldıralım.

Haydi gelin İslami hayatın başlaması için mücadele edelim.

Haydi gelin mücadelemizi bereketlendirelim...
 
1000
icon
Fatih ceylan 29 Aralık 2020 10:48

Allah Azze ve celle Razı ve menun olsun inşallah

0 0 Cevap Yaz
İbrahim erener 25 Aralık 2020 20:23

Allah cc razı olsun hocam

0 0 Cevap Yaz
Paragraf Soru Bankası
Askıda Meal

MD DİJİTAL