Kimse Kızmasın Bizi Anlatıyorum! -1-

21 Kasım 2020 23:55
A
a

(Yaşadığımız Buhranlar Ve Bu Günkü Halimiz)

Buhran kelimesi köken itibari ile Arapça bir kelimedir. Bu sebeple dilimize Arapça dilinden geçmiştir. Kelimenin anlamı Türk Dil Kurumu sözlüklerinde bulunmaktadır. Sözlük anlamı imtihan,fitne,musibet,bunalım, bunluk, kriz anlamlarına gelmektedir.
 Buhran, mütemadiyen bir vazgeçiş, bir tükenişin tezahürü olarak karşımıza çıkıyor. Dünyanın mevsimleri gibi insanın/insanlığın da mevsimleri vardır. Öyleyse her kışın ardından bahar geleceğine de inanmamız gerekiyor. Çünkü mevsimlerin değişmemesi demek, varlığın ölümü demektir…
‘’(Uhud’da olduğu gibi her asırda) Eğer size bir yara (ve yenilgi) dokunduysa (sabredin ve ümitsizliğe düşmeyin, zira) o (düşman) kavme de benzeri bir yara (ve hezimet) değmişti. İşte Biz (galibiyet ve hâkimiyet) günlerini (ve dönemlerini) insanlar (Hakkı tutan veya Bâtıla uyan toplumlar) arasında (imtihan gereği ve gayretlerine göre) çevirip-devredip dururuz. Bu, Allah'ın iman edenleri belirtip-ayırması ve sizden şahitler (veya şehitler) edinmesi içindir. Allah, zulmedenleri sevmez.(Al-i İmran 140)’’
İslam dünyası ve Müslümanların durumu, toprağın altına servetini gömmüş, ihtiyacı olduğu halde bu servetini kullanmayan kişinin durumuna benzer. İslam olduğunu söyleyen İslam dünyasına, giydiği İslam elbisesi maalesef birkaç beden büyük gelmektedir. İslam Dünyası ve Müslümanlar, kendiyle, yaşantısıyla ve İslam anlayışıyla yüzleşmelidir. Bunu yapmadığı/yapamadığı müddetçe İslam Dünyası sorun üretmeye/sorunlar yaşamaya devam edecektir ve umut olması gerekirken dünyaya ve insanlığa dair bir şey veremeyecektir…
Siz (sadece Müslümanlar için değil, bütün) insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz. (Çünkü siz, ülkenizde ve yeryüzünde) Ma'rufu (Hakkı ve hayrı) emredip yürütecek, münkeri (zulmü ve kötülükleri) nehyedip önleyecek (bir Adil Düzen kurmaya) çalışırsınız. Ve Allah'a (tam) iman edip (bağlanırsınız) . Kitap Ehli de inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onların içlerinden de (bazı) iman edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır.(Al-i İmran 110)
Hz Peygamber’den sonra Müslümanlar zaman zaman ‘’buhran/kriz’’ dönemleri yaşamıştır.Dört ana buhran dönemi olarak tanımlayabileceğimiz bu dönemler;
1.Buhran Dönemi;Hz Ömer ve Hz Osman ‘ın katliyle başlayan ve Kerbela ile zirve noktasını yaşayan sonrasında kardeş kavgalarıyla devam eden dönem(ki hala acısını içimizde hissettiğimizKerbela,Nehrevan,Cemel ve Sıffin gibi) 
2.Buhran Dönemi; 12.Yüzyılda ,özellikle Moğol istilaları ve Haçlı Seferlerinin İslam Dünyası üzerinde kabus gibi çöktüğü,Kudüs’ün İşgal edildiği,Müslümanların üç ayrı hilafete bölündüğü(Bağdat’ta Abbasi,Mısır’da Fatımi,Endülüs’te Emevi halifeliği)
3.Buhran Dönemi; 18.yy da başlamış ve yüz yıl devam eden ve akabinde istilaları ve sömürgeleri getiren dönem.Hilafetin ortadan kalkması,İslam Coğrafyalarının paramparça olduğu,buna eş zamanlı olarak dünya konjektöründe ‘’Özne’’ olma özelliğini kaybetmesi,üreten,yöneten,dünyaya Adalet ve Merhameti dağıtan  olmaktan uzaklaşması ve tamamen edilgen,silik,geri kalmış olmaya başladığı 3.buhran dönemi.
4.Buhran Dönemi; Daha 3.buhran dönemininin sorunlarını aşamadan/çözemeden bırakın çözmeyi daha yeterince konuşamadan sosyal medyanın sığ perspektifi ile gelişi güzel başlayan ‘’Arap Baharı’’ndan sonra(ki Arap Baharı kışa dönüşmüştür.Zira İşgal ve Sömürge döneminden sonra cetvelle oluşturulan ve başlarına satılmış aşiretlerin oturtulduğu İstibdat rejimlerinin yıkılması ile sanki her şey yoluna gireceği yanılgısı oluşmuş ve ‘’Arap Baharı Arap Kışı’na’’ dönüşmüştür.) başlayan Körfez Savaşları,Libya’nın,Yemen’in,Suriye’nin parçalanması aynı zamanda BAE,Suudi Arabistan vs gibi aşiret devletlerinin tamamen Batı’nın ve ABD’nin kuklası olması,İsrail Devleti’nin kurulması,Kudüs’ün İsrail’in Başkenti yapılma çalışmaları, dünyanın hemen her yerinde sırf Müslüman oldukları için başlatılan soykırımlar ve vesayet savaşlarının İslam Coğrafyası üzerinde  başlaması ve halen devam ettiği 4.Buhran Dönemi…
Peki, halehazırda İslam Dünyası ne durumda;
Gayrimüslimlere karşı merhametli, birbirlerine karşı şedit, birbirine horoz kesilmekten ve boğazlamaktan öte bir şey yapmayan yeri geldiğinde de ülkelerini, sömürgeci devletlere parsel parsel peşkeş çeken, hiçbir şey üretmeyen ve daima tüketen, Batı'nın pazarı olmuş,Geri kalmış/bırakılmış,geri kalmışlıklarını Batı'yı suçlayarak ömür tüketen, kendisine toz kondurmadan mazeret, bahane, gerekçe üreten bir İslam Dünyası...
Allah ile kul arasında bir ödev olan ritüelleri önceleyip insanlığın kurtuluşu olan ahlak ilkelerini önemsiz gören ,namaz, oruç, hac, kurban gibi belli vakitlere bağlı ibadetleri yerine getirmeyi dinin bütünü ,mezhep anlayışlarını din sanan ve mezheplerinin hakim olması için dinlerini ikinci plana iten, farklı fikirlere tahammül etmeyen/edemeyen, kendinden, kendi düşüncesinden başka bir düşüncenin doğru olabileceğine inanmayan, kendisi gibi düşünmeyenlere ön yargı ile yaklaşan ve niyet okuyan, kendini, yerini, haddini bilmeyen bir İslam Dünyası...
Rahat yaşamayı, gezip dolaşmayı, yemeyi ve içmeyi meslek edinmiş ,birbiriyle didişmekten, boğuşmaktan bilime, teknolojiye, üretime, dünya ve insanlığa bir katma değer üretmeyen bir İslam Dünyası...
Müslümanlığı kullanan, kendi emellerine alet eden ama İslam gibi bir derdi olmayan, özü ve sözü doğru olmayan, ayıpladığı her şeyi yapan, nevi şahsına münhasır ve kendine müslüman, Müslüman kardeşinden başka düşmanı olmayan bir İslam Dünyası...
Dürüstlüğü, eline imkanlar geçinceye kadar olan, öze değil, şekle önem veren, Müslümanları Allah ile aldatan bir İslam Dünyası...
Aklı küçümseyen, o küçük aklı da başkasına kiraya veren ,akla,bilime,felsefeye, karşı olan, kendi yeraltı kaynaklarını çıkarmaktan, işleyip dünyaya pazarlamaktan aciz , başkasının ürettiğini tüketerek başkasına pazar olan ,konuşmada bir numara, icraatta sıfır olan bir İslam Dünyası...
Sırtını, kendisini sömürenlere dayayarak ayakta durmaya çalışan ve yaşadığını sanan, birliğe, beraberliğe, İslam kardeşliğine düşman,mezhep, cemaat kardeşliğini İslam kardeşliğinin önüne geçiren bir İslam Dünyası...
Pislik paçasından akarken birbirleriyle uğraşmaktan kendi paçasına bakmayan ve birbirini aşağıya çekmekten başka bir şey yapmayan, her türlü zelil ve rezil, dünyayı yaşanmaz kılan yaşantısıyla cenneti uman ve cennete gireceğine yürekten inanan, farklı ve aykırı fikirlere tahammülü olmayan, kafasının basmadığı fikirlere sapıklık damgası vuran, tekfirciliği silah olarak kullanan, kendi içinde sosyal adaleti, sosyal barışı sağlayamamış ve adaleti hakim kıl-a-mamış, zulmü adalet diye dayatan bir İslam dünyası...
Hiç mi ümit yok .Elbetteki var.Her zaman vardı ve olacak…
(Tarafımdan onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere nefislerini israfa uğratan (günahlara dalan, yararsız ve ucuz kahramanlıklara kalkışan ve ölçüyü taşıran) kullarım. (Siz yine de) Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, (dilerse ve layık görürse) bütün günahları (ve suçları) Yarlığayıcıdır. Çünkü O, Bağışlayandır, Esirgeyip Acıyandır." (Zümer 53)
‘’Biz ise yeryüzünün (her yerinde ve her devirde) zayıf düşürülen kimselere (aciz ve çaresiz hale getirilip ezilen; inanç, itaat ve cihad ehline) lütufta bulunup (nimet ve faziletimizi tattırmak), onları (devlet, hükümet ve siyaset) önderleri kılmak istiyorduk ki böylece (ülkelerindeki ve yeryüzündeki imkân ve iktidarlara onları) mirasçı yapmayı (amaçlamıştık)’’ (Kasas 5)
‘’(Ey mü’minler, kâfirlere ve zalim düzenlere karşı) Sakın gevşeklik göstermeyin, üzüntüye girmeyin (ümitsizliğe düşmeyin) . Eğer inanıyorsanız (sonunda) galip ve üstün gelecek olan sizsiniz.’’           (Al-i İmran 139)

Devam Edeceğiz inşallah….
Selametle Kalın
Aklı Selim,Kalbi Selim,Hissi Selim,Zevki Selim…


1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Paragraf Soru Bankası