KİRALIK BEYİNLER, SAPTIRICI ÖNDERLER

12 Ekim 2020 13:28
A
a

İddia sahiplerinden delil isteyen Allah’a hamdolsun. Ümmeti saptırıcı önderlerden sakındıran şerefli elçi Muhammed’e (sav), ailesine, ashâbına ve onların yolundan gidenlere salât ve selâm olsun.

Normalde bu yazımda usu’l-fıkh’ın gayesi ve bununla irtibatlı konuları ele alacaktım. Ancak ne var ki bazıları işkembei kübradan fetva verip Allah’ın kitabını alaya alan birisi hakkında “hakkında konuşmak caiz değildir” deyince bu konuyu yazmam gerektiğini hissettim. Bu talilden sonra meselemize geçebiliriz.
Kur’ân’da kıyamet sahneleri arasında şöyle bir olaydan bahsedilmektedir: “O gün peşlerinden gidilip tabi olunanlar kendilerine tabi olanlardan kaçacaklar. Azabı görmüşler ve aralarındaki ilişkiler kopmuştur.” (Bakara,166)

Dünyada bazıları bazı kimselere tabi olacaklar ama ahirette iki zümre de birbirinden nefret edecek. Çünkü o gün dünyadayken peşlerinden gittikleri kimselerden delil sormayan ve ne derlerse desinler onlara “sonsuz hikmet sahibi” muamelesi yapanlar önderlerinin sahtekar saptırıcılar olduğunu görecekler. Beyinlerini -tabir yerindeyse- önder seçtiklerine kiraya verenler ahirette hasretler içinde kalacaklar. Bu tabi olunanlar bazen dünyevî anlamda takip edilip ahireti unutturanlar olur, bazen ise din bilgisine sahip olduğu halde Allah’tan korkmayan ve bunun yerine güçten korkan, konjektüre göre hareket eden saptırıcı belamlar (hakka uymayan alim görünümlü soytarılar) olur. Bu önderler öyle büyük bir fitnedir ki Allah rasülü bunlar hakkında şöyle buyurmuştur: “Benden sonra ümmetim için en çok korktuğum şey saptırıcı önderlerdir.” (İbn Hibbân,6714) es-Sindî (rahimehullah) İbn Mâce yazdığı haşiyesinde “saptırıcı önder” sözü için şu anlamı vermiştir: “İnsanları bidatlere davet edenler.” (Sindî, Haşiyetu İbn Mâce, 2/465) Selef-i salihinden bir çok kişi şu hakikate dikkat çekmiştir: “Doğrudan sapmış alim ile câhil âbidin fitnesinden sakının. Zira bu ikisinin fitnesi fitneye düçar olabilecek herkes için bir fitnedir.” (İbn Teymiyye, Mecmuu’l-Fetâvâ, 1/197) 

Evet, ortada saptırıcı önderler sorunu var. Peki bu sorunun çözümü nedir? Çözüm gayet açıktır; bir kişi ne kadar bilgili, giyim kuşamı ne kadar sûfice olursa olsun her söylediğine mutlak doğru gözüyle bakmamaktır. İslamda tek mutlak doğru kitap ve sünnettir. Sakın kimse beni ilim ehli olmayan kişilerin ayet ve hadislerden hüküm çıkarabileceğini söylemekle itham etmesin. Kesinlikle böyle bir şey doğru değildir. Fakat bazı meseleler vardır ki anlamak için âlim olmaya gerek olmayacak kadar açıktır. Mesela Kur’ân’la alay edenleri sevmemiz gerektiğini söyleyenlere karşı çıkmak için müctehid ve alim olmaya gerek yoktur, müslüman birinin beynini kiraya vermeyip düşünmesi yeterlidir. Yüce Allah iddia sahiplerine daima şunu söylemiştir: “Eğer doğruysanız delillerinizi getirin.” (Bakara,111) Dolayısıyla birisi Kur’ân’a, sünnete, geçmiş rabbanî alimlere aykırı ve çöp konumunda bir söz söylediğinde “bu bizim üstadımızdır, vardır bir bildiği” demek kesinlikle akıl sahibi bir müminin tavrı olamaz.

Bu ümmette Rasulullah (sav) hariç hiç kimse masum değildir. 
Bilinmelidir ki, batıllarında hüccet bulunmaksızın tabi olunan şeyhler, hocalar ve üstadlar kıyamet günü müridlerini ve peşinden gidenleri kurtaramayacaktır. Keza, ahirette “bizim falan hoca böyle dedi” ben de dedim ki “vardır bir bildiği” şeklindeki bir mazaret te kimseyi kurtarmayacaktır. Allahtan selamet ve afiyet niyaz ediyoruz.

Muhammed Tutuş
12.10.2020
1000
icon
H tutus 14 Ekim 2020 08:34

Allah (C,C) ilmini artirsin

0 1 Cevap Yaz
zübeyır karataş 12 Ekim 2020 19:20

ALLAH c.c razı olduğu kullarından eylesin

0 2 Cevap Yaz
Erkan 12 Ekim 2020 14:04

Allah razı olsun

0 3 Cevap Yaz
Paragraf Soru Bankası

MD DİJİTAL