Menfaatçi Terör Örgütü: METÖ

İnsanın menfaatini seven bir varlık olarak ‘’tanımlanması ‘’tabiidir ama sadece menfaatini seven bir varlık olarak ‘’tasavvuru ‘’ ise projedir. Bu proje, insan-insan ilişkilerini menfaate indirgeyen bir ‘’dünya ekonomi ahlakını’’ hâkim kılmaya çalışır.

6 Aralık 2021 16:03
A
a

Esas ve daha büyük bir tehlike olarak;METÖ(Menfaatçi Terör Örgütü)

 

Modern yüz yılların biricikleştirilmiş ve hayatın merkezine yerleştirilmiş kavramıdır ‘’ menfaat’’...

 

Türk Dil Kurumu(TDK) ’’ menfaat’’ kelimesini; ‘Çıkar/Yarar’ şeklinde tanımlamış…

Yani;Başkasının ne yaşadığını ya da zarara uğrayıp uğramadığını düşünmeden sadece ve daima kendi çıkarını düşünen kendi çıkarı için her türlü hile,desise,baskı ve zulme(terör) başvurabilen kişiler de ‘’Çıkarcı’’ olarak ifade edilebilir.

Bu doğrultuda ‘’menfaat’’ kelimesi kişiye özel düşünüldüğünde ‘’menfaatçi’’olarak kullanılmaktadır. 

Ana unsurları ve olmaz sa olmazları ‘’menfaat’’ olduğu için bu yaygın ve tanımlanmamış örgüte ‘’METÖ’’ (Menfaatçi Terör Örgütü) demekte sakınca yok sanırım…

 

İnsanın menfaatini seven bir varlık olarak ‘’tanımlanması ‘’tabiidir ama sadece menfaatini seven bir varlık olarak ‘’tasavvuru ‘’ ise projedir. Bu proje, insan-insan ilişkilerini menfaate indirgeyen bir ‘’dünya ekonomi ahlakını’’ hâkim kılmaya çalışır. Görünüşte ahlakî zorunluluk yoktur ama tüm düzenlemeler, sahtekarca ahlakî olanın üzerini örtmek üzerine yapılmış;  nesiller menfaatin esas olduğu pazarların müşterisi olarak yetiştirilmiştir.

 

Temelde bütün Semavi dinler, ‘’kanaat ekonomisi’’ni teklif ederler. İnsanlar arası ilişkiler, ekonominin dalgalanmasına bırakılırsa orada ‘’hayata sirayet eden’’ din gider ve yerine, ‘’çıkara katma değer olan’’ din kurumlaşır.

Protestanlık, tahrif edilmiş Yahudilik’ten inhiraf eden böyle bir dindir.

Esasen dinin akaidi ( kuralları) değil; dindarların yaşayışı değişir; kaldı ki, Protestanlık akaide de müdahildir. Müslümanlık açısından, akaid ve kitap muhkemdir ama dindarların hayatı kapitalizme uyum sağlar ve âlimden bozma din adamı güruhu uyumlu fetvalara verir. Teferruat öne çıkar, dinin esası uzak tutulur.

 

FETÖ; çok uzun zaman( İslamın Protestanlaştırılmış şekliyle) ‘’ İslamcı’’ idi.

Üstelik te ;İslamcı cemaatlerin en aktifi, en önde gideni, en yaygını ve en çok takdir göreni idi. İstedikleri her şey İslamcı oldukları için veriliyor, İslamcı oldukları için bakanlıkların kadroları onlarla dolduruluyordu. Bazı bakanlar, milletvekilleri onlarla iş tutuyor; siyasî rakipleri olarak gözükmedikleri için karşılıklı ve modern çağın ruhuna uygun bir biçimde ‘’çıkar ilişkisini’’ sürdürüyorlardı.

 

FETÖ’cüler politikacıların  siyasi rakipleri değildi (böyle bir şeye talip olmak’’ Kâinatın Zübüğü’’nün  asla tenezzül etmeyeceği bir şeydi) Zira FETÖ direk devlet olmayı hedeflemişti. Neredeyse  başaracaktı da; emniyet, istihbarat, milli eğitim, askeriye bu İslamcı(!) Cemaat´in uhdesindeydi.

 

İslamcı derken rahatsızlık hissediyorum ama temayüz ettikleri vasıfları bu; en iyi becerdikleri şey İslamın, yani dinin istismarıdır.

 

Gerçek İslamcılar, FETÖ’ye cemaatken de çok çok mesafeliydiler, terör örgütü olarak tasnif edildiğinde ise kökten düşmandılar ve haklı çıktılar.  Ama AK Parti içinde yuvalanan menfaatçiler, örgütçülerle daima içli dışlıydılar. Onlar, esas olarak Fetöcülere değil, diğer gerçek İslamcılara mesafeliydiler. Çünkü İslamcıları rakip, çıkar alanlarına engel olarak görüyorlardı. Bazıları İslamcıların içinden çıkmış olsalar da, onların içinde de makam, mevki, çıkar için bulunmaktaydılar.  Elde ettikleri kazanımlar tam anlamıyla ve Fetöcülerde olduğu gibi İslamcılığın istismarıyla ilk ivmeyi almıştı. İslamla, İslamcılıkla bağları, Fetöcülerle aynıdır ve çoğu da çok ayarlı ve müşavereli ilişkiler içinde idiler.

Bugün, bunların anti-fetö takılmaları bir tehlike ise de asıl ve daha büyük tehlike; Fetö ile mücadele ediyor görülmeleridir.

 FETÖ terör örgütü olarak adlandırılmıştır. FETÖ’cü varsa bile yasalara sığınarak her hangi bir haksızlık yapma şansı yoktur. METÖ ise yasalarla tanımlanmamıştır.

METÖ (Menfaatçi Terör Örgütü), doğrudan yasal bir örgütlenmeye değil, davranış biçimlerinin yakınlaştırdığı bireylerden oluşur. Bu sayede çok parçalı kimlik taşıyan bireyler, ortak çıkarları için platform oluştururlar. İslamcıların bir kategori olarak farklılık taşısa da yekun olarak sağcılar ve sağcılık tipik bir menfaat-iktidar ilişkisini çok usta sürdürme yeteneğine kavuşmuştur. İslamcılar içerisinde çok büyük bir kesim, yıllardır bu tür ilişkiyi sürdürmüş ve birbirine yakınlaşmış ve ‘’gerçek islamcı’’larla mesafeli bir şekilde bürokrasi ve orta sınıf dejenere kentliler içinde semirmişlerdir. FETÖ, bu (en az yetmiş yıllık) sürecin en keskin örneğidir. Din en önemli katma değerdir ama dinîleştirilmiş ideal sadece iktidar/zenginlik elde etmektir.

 

Dış destek, FETÖ´yü ‘’Devlet Olma’’ sevdasına sürüklemede önemli bir rol oynamış olabilir.

Dış etken olarak şuursuzca İslamiyeti hedef alan laikçi akımlar, kızıştırıcı olarak FETÖ´ye üstün katkı sağlamıştır. 28 Şubat, korku ve şiddet saçan bir hareket olarak dinî hissiyatı kuvvetlendirmemiş, dinin güç kazanmak için enstrüman haline gelişinin yolunu açmıştır.

FETÖ´yü güçlendiren aynı sebepler, FETÖ dışındaki çıkarcı grup ve kişileri de, yani METÖ´yü de kuvvetlendirmiştir. Bürokrasi ve iş dünyasında ‘’teknik dilencilik’’( *) aynı surette yürümüştür. Sıradan Müslümanlarla saf tutan, Ak Parti´ye kaydını da ihmal etmeyen güruhlar, 10 yıl içinde acayip semirmişler. ‘’Masonik’’ taktikleri de kurnazca kullanarak, bir siyasi parti ile halk arasındaki ‘’dikey yapı’’ oluvermiştir.

METÖ, şimdilik iktidar hırsıyla kimseyi öldürme emri vermiyor ama üstün bir dayanışma sergileyerek, terör estiriyor. Bu baskı, Ak Parti´nin halk tabanından ciddi kopmalara kadar varabilir; bunu hisseden ya da gören var mıdır bilmem? Bir avuç bürokrat, rantçı ve onlara bağlı ‘’Allah rızası için’’(!), onlara destek veren cami ve Cuma cemaati, dıştan ‘’Siyasi İslamcılık’’ olarak değerlendiren her şeyi ters çevirmiştir. Dindar-muhafazakâr olarak adlandırılan karartı protestanca bir kıvraklıkla son şeklini bulmuştur. Korkulması gereken, merhametsiz, baskıcı spekülatörlerdir. FETÖ´nün sağladığı ‘’teknik dilencilik’’ yolunu sonuna kadar kullanmaktadırlar, kullanacaklardır.

FETÖ ile mücadele ta en başından tavsamaya ve sulandırılmaya başlamıştır. .Zamanla FETÖ ile mücadele anlamını yitirmeye başladı çünkü bu mücadele: METÖ´nün kuvvetlenmesini sağlayan bir araç olmuştur. Bürokratik ve rantçı METÖ’cüler, kendilerinden olmayanları ayıklamak için en akıl olmaz yollara başvurmaya başlamıştır.

15 Temmuz başarılamayan bir darbedir ama bu darbeyi savuşturan halk, şimdi METÖ´nün baskısına bırakılmıştırEn çok dikkat edilmesi gereken husus, sebep-sonuç ilişkisidir. Öncelik, diğer dindarları kullanarak kudret sahibi olmak isteyenlerin oluşturduğu METÖ´dedir. Terör uygulama imkanları da vardır ve bu ‘’şiddet ve baskı’’yı ustaca bürokraside yahut diğer alanlarda imkan sahibi olduklarında, diğer insanlar ve din kardeşleri(!) üzerinde sergilemekten çekinmezler.

 FETÖ, METÖ´nün açtığı yolun bir sonucudur. FETÖ, son haliyle terör örgütü olarak işaretlenmiştir ve iflah olması mümkün değildir ama METÖ ayaktadır. METÖ´nün şu ana FETÖ´nün yerle bir edilmesini fırsat bilerek, bürokraside hâkimiyetini kuvvetlendirdiği ve boşlukları değerlendirerek, daha da semirdiği söylenebilir.

 METÖ’cülerin dini;Menfaat,

İlahı;Putlaştırdıkları Nefis’leridir.

Menfaatperesttirler….

Ahlakları; Din istismarı, İslamcılık iddiası, siyasi dalkavukluk, çıkar, hile, pusu, iki yüzlülük, hırs üzerine kuruludur…

İçerisinde yaşadıkları milletin şahdamarına yapışmış sülük gibidirler.

Bunlarla, yani METÖ ile mücadelenin tek yolu ‘’adalet ve liyakate’’ riayettir.

Bu yüzdendir ki ‘’Adalet ve liyakati’’ her türlü istismarı engelleyecek düzeyde ikame etmek şarttır….

 

Selametle Kalın.

 

*Teknik Dilencilik; Dilenciliğin teknik haline gelişinde izlenen en önemli ve etkili usullerden biri dilencinin cami önünde beklemeyip, cemaatle beraber saf tutmasıdır. Böylece dilenci, sıradan bir dilenci değil; içimizden bir beyefendi yahut hanımefendi olmuştur. Dilenci olmadan dilenebilen bizden birinin, paraya olan ihtiyacı kendi geçimini sağlamak için değildir. Okul açmak, ev tutmak, gazete kurmak, televizyon kurmak vs gibi, sözde  ‘’Müslümanları güçlendirmek’’adına yapılan ‘’hizmetler’’dir. Himmet, böylece yüksek düzeyde çıkar sağlayan bir yatırım aracı olur.

 

 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...



Paragraf Soru Bankası

MD DİJİTAL