Mesut Özil Selefi mi?

Allah bizi itidalden ayırmasın. Kim ki Kur'an ve sünneti yol azığı edinmezse edindiği ilim kendisini ancak bilgi yüklü merkepten başka tanımı hak etmeyecek duruma getirir.

26 Ocak 2021 23:13
A
a
‌Cumhurbaşkanı Erdoğan'la aynı kareye girdiği için Almanya'da tepkileri üzerine çeken, Doğu Türkistan'lı Müslümanlar lehine tutum sergilediği için de İngiltere'de tepkileri üzerine çeken ve bir süre sahalardan tutulan Özil; bu tutumlarından ötürü hem dini hemde etnisite cihetinden yoğun bir baskı ve saldırıya maruz kaldığı için Türkiye'ye transferi gerçekleşiyor. 
 
Avrupa'da genel anlamda dinî ve ırkî cihetten saldırılara maruz kalan Özil şimdi de Türkiye'deki ırkçı ve dinî yönden bağnaz kişilerin saldırısına maruz kalmaya başladı bile. 
 
Herşey Özil'in İbn Kayyım El Cevziyye'ye ait " iman iki sınıftır, şükür ve sabır" sözünü paylaşmasıyla başladı.  
 
Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilmi Demir, Özil'in paylaşımıni retweet yaparak "Mesut Özil arkasına Osmanlı-Türk camisini alırken keşke İbn Teymiyye çizgisinden bir alimi değilde arkasına aldığı manzaraya uygun bir geleneği referans alsaydı. Yazık olmuş" sözlerini sarfetti.  
 
Gerçekten garip gelebilir ama Avrupalıların, Özil'in Doğu Türkistan lehine yaptığı paylaşım sonucu ırkçı tutuma maruz kalmasıyla; yobaz ve ham kafatasçı Hilmi Demir'in " türk camisine uygun bir geleneği.." derken Arap olan ve büyük âlimlerden olan İbn Kayyım El Cevziyye hazımsızlığı arasında zerre fark var mıdır?
 
Hilmi Demir'in mezkûr sözlerinin içerisinde birkaç paradoks barındırıyor.
Şüphesiz burada iki farklı etken olabilir. 
Birincisi kafatasçı Hilmi Demir'in hazımsızlığı elbette kendi tweetende de belirttiği gibi etnisite yani ırkçı zaviye, ikincisi de ise İslâm'ı tekeline alıp tek hak olarak kendini telakki eden, kendi anladığı İslâm anlayışının dışında bir İslam anlayışına zerre hazmedemeyen bir insan profili.
 
İlahiyat camiasını konuşacak olursak şüphesiz buralar ilk fakültelerini açtığı demlerde davet edilen Ordinaryüs Ali Fuad Başgil'in " buradan din âlimi değil, din tenkidçisi yetişir " sözünün karşılığından başka bir meyve verdiği pek söylenemez.
 
İlahiyat camiası genelde İslâmî anlamda sırtını geleneğe yaslayan, geçmiş dönem âlim, ulema ve müctehidlere sırtını yaslayan ve geçmişe sırt yasladığı oranda geleceğini Kur'an ve sünnet çerçevesinde aydınlatabileceği ve buna göre bir hayat standardı şekillendirebileceği derdi taşıyan insan profilinden ziyade geçmişle pek de bağlantısı olmayan bir insan profili ve din anlayışı ihdas ve inşa etme gayretindedir.
 
Hulâsa edecek olursak Özil Selefi mıdır, değil midir bilemeyeceğim. Lakin tek bildiğim birşey var ki o da şudur: Özil, Avrupa'da yağmurdan kaçtı Türkiye'de doluya tutuldu desek pek de isabetsiz olmayacak sanırım. 
 
Avrupa'da ırkçı tutumdan kaçayım derken Türkiye'de " Milli din " ve " Geleneksiz, temelsiz ve Modernist Din" ihdas etmeye çalışanların saldırısına maruz kaldı. 
 
Geleneksiz, temelsiz ve Modernist bir anlayışla yaklaşmaları milli din oluşturma gayretine girmelerini sağlıyor. "Yerli hocalar varken ne gerek var ki falanca asırda falanca ülkede yaşamış âlimlere" anlayışının tohumları ekiliyor bu sebepten.
 
Daha da öteye gidip " bizim ırkımız en yüce ırktır, en büyük katkıları bizim atalarımız yapmıştır, dolayısıyla dini de en iyi anlayan hep bizler olmuşuz " diyerek; kendilerinin dışında yapılacak her türlü ilmî muvazeneyi ötekileştirmenin, dini tekellerine almanın temelini oluşturmuş oluyorlar.  
 
Zira birisi dini en iyi kendisinin anladığını iddia ediyorsa onun söylediğinin dışında yapılacak her türlü aykırı yorum da "istikamet dışı" telakki edilecektir...
 
Bu kafa yapısına göre Hz.Peygamber aleyhisselam bile bunlar kadar dine katkıda bulunmamıştır. En büyük bunlar, en yüce bunlar, en iyi bunlar anladı... Ibn Teymiyye'nin kitaplarını tedkik edecek kapasiteden yoksunlar ama onu fütursuzca eleştirebilecek haddi kendilerinde görebiliyorlar.
 
Başa dönecek olursak, yine bu kafatasçı kafa yapısına göre Mesut Özil'in Türkiye'yi seçmesi yetmez; İslamı seçmesi de yetmez; âlim seçmesi de gerekiyor!
 
Allah bizi itidalden ayırmasın. Kim ki Kur'an ve sünneti yol azığı edinmezse edindiği ilim kendisini ancak bilgi yüklü merkepten başka tanımı hak etmeyecek duruma getirir. 
 
Allah bizleri muhafaza buyursun bu tip şeytani söylem ve tutumlardan!
 
Bu gözler ilahiyat profesörü olup da İstanbul Sözleşmesi'ni savunanı bile gördü.. delilsiz, bilgisiz ve mesnedsizce!
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Paragraf Soru Bankası
Askıda Meal

MD DİJİTAL