RAMAZAN MUHASEBESİ VE SONRASI 

Ramazan ayı Kur’an ayı idi. Bu ayda indirilmeye başlandığından dolayı Ramazan ayı on bir ayın sultanı kabul edilmiş, bu ayda oruç tutmak farz kılınmıştır. Yine bu ayda bulunan ve yakın zamanda idrak ettiğimiz bir gece (Kadir Gecesi) kendisinde Kur’an indirildiğinden dolayı bin aydan daha hayırlı kabul edilmiş.

21 Mayıs 2020 23:23
A
a

Hepimiz son yılların en sıkıntılı zamanlarını yaşarken ramazan bir rahmet gibi geldi. Ümitle, umutla, müjdeyle geldi. İnanıyorum ki, ramazan ayındaki cömertliğimiz gayretimiz, ibadetlerimiz, dualarımız ışık olacak, sıhhat ve sağlık olacak. Zira Ramazan ayındaki ibadetlerimiz, dualarımız, hatimlerimiz ‘’Rahman'ın’’ arşında karşılık bulacaktır. Aminlerimiz, meleklerin aminleriyle beraber semaya yükselirken inanıyorum ki musibetler ve belalar savuşup gidecek, azalacak ve sonra coğrafyamızı ve tüm insanlığı terk edecektir.Ayrıca Yüce Rabb’imiz; tüm dünyada yurtlarından edilmiş, Rabb’im Allah’tır dediği için zulüm ve işkence gören ,sabreden ve şehid olan Mü’minler’den yardımını esirgemesin,bizleri de onlara sürekli yardımcı eylesin inşallah.Şu anda zalimlerin ve münafıkların işgali altındaki Mescid’lerimize gerçek özgürlüğü nasip etsin inşallah…
 

Tuttuğumuz oruçlarla bedenimizin sıhhate kavuştuğu, verdiğimiz zekat ve sadakalarla malımızın temizlendiği, maddi ve manevi hayatımızda birçok güzelliklerin yaşandığı bir ayı sonlandırmak üzereyiz. Bu gece son kez teravih namazımızı eda edeceğiz. Yarın ise bu seneki Ramazan ayının son orucunu tutacağız. Bizi Ramazana kavuşturan ve bizlere oruç tutma fırsatını veren Rabbimize hamd-ü senada bulunuyor, O’nun Sevgili Peygamberi Efendimiz (s.a.s) salat ve selamda bulunuyoruz. Yüce Allah (c.c.) tuttuğumuz oruçlarımızı, kıldığımız namazlarımızı, verdiğimiz zekatlarımızı, sadakalarımızı, hayır ve hasenatımızı kabul eylesin. Bir sene sonraki Ramazan ayına sağlık, sıhhat ve afiyet içerisinde bütün Ümmet-i Muhammed’i kavuştursun. 
 

Ramazan ayı Efendimiz (s.a.s.)’in ifadesiyle evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu ise Cehennemden kurtuluş ayı idi. Bu ayda rahmet bulduk, bu ayın hürmetine İnşallah mağfirete uğradık, bu ayda yapmış olduğumuz İbadetler ile, insani ilişkilerimiz ile, güzel ahlaklı bir yaşam sürmek ile Cehennem azabından biraz daha uzaklaştık. Ramazan ayında hayatımıza aktardığımız bu güzellikleri bir yılımıza ve sonuçta hayatımızın her safhasına aktarmak, bizlere dünya ve ahiret mutluluğunu getirecektir. Rabbimiz; Ve Sana yakin (yani ölüm) gelinceye kadar Rabbine kulluk ve ibadete (ve Kur’ani istikamete) devam et (ve kurtul ki, Biz herkesi sonunda mutlaka hak ettiğine ulaştıracağız!(Hicr 99) buyurarak bize bu mutluluğun yolunu göstermektedir. 
 

İnsan, Yüce Allah’ın yaratmış olduğu en şerefli varlıktır. Yaratılıp bu dünyaya gönderilerek başıboş bırakılmamıştır. İnsanın yaratılışının bir gâyesi vardır. İnsan yaratılış gâyesini  bilmeli ve o doğrultuda bir hayat sürdürmelidir. Yaratılış gâyesine uygun olarak hayat sürmeyen insanlar hüsrâna uğrayacak ve dünya ve âhirette kaybedenlerden olacaktır. Dünya ve âhirette hüsrana uğrayıp kaybetmemek için insan, bu dünya hayatı boyunca zaman zaman kendisini muhasebeye çekmesi gerekir. Nasıl ki kârını zararını, gelirini giderini iyi hesaplamayan bir tâcir/esnaf yaptığı ticaret sonunda her şeyini kaybederek iflas etmeye mahkûmsa, bu dünyada kendini sık sık muhâsebeye çekmeyen insan da kaybetmeye ve iflas etmeye mahkûm olur. 
 

Hz. Peygamber (s.a.v.) bir gün sahâbe-i kirâma: Müflis kimdir biliyor musunuz? diye sorar.  
 

Sahâbe-i kirâm: Bize göre müflis parası ve malı olmayan kimsedir, derler. 
 

Bunun üzerine Rasûlullah(s.a.v): Şüphesiz ki ümmetimden müflis olan o kimsedir ki, kıyâmet günü namaz, oruç ve zekâtla gelendir. Aynı zamanda şuna sövmüştür, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş, bunu da dövmüştür. Bunun üzerine iyiliklerinin sevâbı şuna buna verilir. Üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yüklenir. Sonra da cehenneme atılır.” buyurmuştur.(Müslim,Birr,59)  
 

Nitekim İslâm Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hadislerinde, “Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesâba çekiniz. En büyük teftiş için hazırlanınız. Çünkü dünyada nefsini hesâba çeken kişinin, kıyâmet gününde hesâbı hafif olur.” buyurmuştur.(Tımizi ,kıyamet,25) 
 

Hz. Ömer de Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ifade etmiş olduğu bu hakîkati şöyle dile getirmiştir: 
 

“Âhirette hesâba çekilmeden evvel kendinizi hesâba çekiniz. Ötede amelleriniz tartılmadan önce burada kendiniz tartın.” Zira rivâyet edildiğine göre Hz. Ömer her gün, “Bu gün Allah için ne yaptın?” diyerek kendi nefsini hesâba çekermiş. Hatta bir rivâyete göre Hz. Ömer, kendisine ölümü hatırlatması için bir kişiyi görevlendirmiş ve o şahıs her gün gelip “Ey Ömer ölüm var!” diyerek kendisine hatırlatmada bulunuyormuş, saçlarına ak düşünce Hz. Ömer, bu zata, “Artık sana ihtiyaç kalmadı.” diyerek vazîfesine son vermiştir. 
 

Hz. Peygamber (s.a.v.) nefis muhâsebesine o kadar önem vermiştir ki, bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: 
 

“Akıllı kişi, nefsini hesâba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Âciz kimse ise, nefsin arzularına tabi olan ve Allah’tan olmayacak şeyler temennî eden kimsedir.’’ 
 

 Bu hadisler doğrultusunda kendisini sık sık hesâba çeken kişi, hem kendisi hem de çevresindeki insanlar için güzel işler yapar ve sâlih amellerini artırmaya gayret eder. 
 

Ramazan ayını uğurlarken neleri kazandığımızın öncelikle bir muhasebesini yapalım. Hayatımızda gerçekleştirdiğimiz bu kazanımların neler olduğunu daha iyi anlarsak ve aklımıza aktarabilir, gönlümüze idrak ettirebilirsek bu kazanımları hayat boyu sürdürme imkanını yakalayabiliriz. Örneğin; Namazlarında dikkatsiz davranan kardeşlerimiz bu Ramazan’ı bir milad kabul etmeli,Ramazan bize bunu kazandırdı diyebilmelidir. 
 

Ramazan ayı oruç ayı. Bu ayda Yüce Yaratanımızın emretmiş olduğu ibadetlerden olan orucumuzu tuttuk. Rabbim oruçlarımızı kabul eylesin. Oruç ibadeti İslam’ın beş temel şartından biri. Oruç bedenimize sağlık, gönlümüze huzur, ruhumuza esenlik veren bir ibadettir. Ramazan ayında farz olarak tutmuş olduğumuz orucu, Ramazan ayından sonrada bazı günlerde nafile olarak tutmaya devam edelim. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) her haftanın pazartesi ve Perşembe günlerini, her ayın 14,15,16 günlerini oruçla geçirirdi. Bizlerde elimizden geldiği kadar nafile oruçlar tutmaya çalışalım. Çünkü oruç nefsani arzularımızı sınırlandırmakta, bize açlığı tattırarak ihtiyaç sahiplerinin durumlarını hatırlatmakta, bedenimizi sıhhate, gönlümüzü huzura kavuşturmaktadır. 
 

Ramazan’dan istifade etmenin yollarından biri de ve beklide en önemlisi ; elimize, dilimize ve bütün benliğimize sahip olarak oruç tutmak idi. Böyle bir oruç bedenimizi ve ruhumuzu olgunlaştırmakta, ahlaken kemale erdirmektedir. Bedenimizin her azasına oruç tutturmak suretiyle yanlışa sürüklenmekten kendimizi alıkoyduk. Bu durum kendi faydamızadır. Bu durumu bir hayat boyu sürdürerek, Allah’ın emrettiği şeyleri yerine getirmeli, yasakladığı şeylerden de öylece kaçınmalıyız. Dünya ve ahiret mutluluğunu hepimiz arzu etmekteyiz. Ahirette kaybedenlerden olmayı hiçbirimiz arzulamayız. Ne dünyamızı yıkmak, nede ahiretimizi hüsranlığa sevk etmek istemeyiz. O zaman inandığımız değerlerimize sahip çıkıp, hepsini hayatımıza aktarmalıyız. 
 

Ramazan ayı Kur’an ayı idi. Bu ayda indirilmeye başlandığından dolayı Ramazan ayı on bir ayın sultanı kabul edilmiş, bu ayda oruç tutmak farz kılınmıştır. Yine bu ayda bulunan ve yakın zamanda idrak ettiğimiz bir gece (Kadir Gecesi) kendisinde Kur’an indirildiğinden dolayı bin aydan daha hayırlı kabul edilmiş. Bu ayda diğer zaman dilimlerinde okumadığımız kadar Kur’an okuma, Onunla buluşma imkanımız oldu. Bu buluşma bir yıla sonuçta bir ömüre aktarılmalıdır. Çünkü Kur’an okuyana sevap getirmekle beraber, gönüllere şifa veren, inananları rahmete kavuşturan, hidayet rehberi ve nurdur. Kur’an son İlahi Mesajdır. Kıyamete kadar gelecek olan insanlara Allah’ın bir lütfüdür. Bu lütuftan istifade etmek ise elimizin altında bulunan ve bize kadar hiçbir harfi değişmeden gelen Kur’an-ı Kerimi okumak, anlamak ve hayatımıza aktarmaktan geçmektedir. 
 

İnsan olarak bizler bir arada yaşamak mecburiyetindeyiz. Üzüntülerimizi paylaşmakla azaltır, sevinçlerimizi ise paylaşmakla çoğaltırız. İşte Ramazan ayı birlik ve beraberliğimizi en yüksek mertebeye çıkarmamıza vesile olan bir aydı. Vermiş olduğumuz sadakalar, zekatlar ve iftar sofralarında buluşmalar toplum olarak kaynaşmamıza çok büyük destek sağladı. Teravih namazlarında bir araya gelişlerimiz, aynı safta omuz omuza duruşlarımız, aynı kıbleye yönelmek, aynı Rabbe ibadet etmek ile kardeşliğimiz perçinleşti. Bu ayda kazandığımız bu birlik ve beraberliği bir ömür boyunca sürdürmek elbette kendi yararımıza olacaktır. Yunus Emre bu hususu ne güzel dile getirir: 
 

Gelin tanış olalım 
 

İşi kolay kılalım 
 

Sevelim sevildim 
 

Dünya kimseye kalmaz 
 

Ramazan ayı yardımlaşma ayıdır. Bu ayda Zenginlerimiz zekatlarını, imkanı yerinde olanlar fıtır sadakalarını ihtiyaç sahiplerine ulaştırdı, ulaştırmaya devam ediyor. Eğer bu geceye kadar zekatımızı ve fıtır sadakalarımızı vermemiş isek, bayram sabahına üzüntü içerisinde çıkmak istemeyen kardeşlerimize lütfen bu sadakalarımızı ulaştıralım. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir hadisini yeniden hatırlatmak isterim. “Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Din kardeşinin ihtiyacını karşılayanın, Allah da ihtiyacını karşılar. Müslüman’dan bir sıkıntıyı giderenin Allah da kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Bir Müslüman’ın ayıbını örtenin, Allah da kıyamet gününde ayıplarını örter. (Ebu Davud, Edeb 46; Müslim, Birr 58) 
 

Ramazan ayı Sevgili Peygamberimizin müjdesiyle günahlara kefaret ayıdır. Nitekim Hz. Peygamber bu hususu şöyle dile getirmektedir: "Büyük günahlardan kaçınılması halinde, beş vakit namaz, iki Cuma ve iki Ramazan, aralarında işlenen küçük günahlara kefarettir.’’ (Müslim, Tahâret 14. Ayrıca bk. Tirmizî, Mevâkît 46; İbni Mâce, İkâmet 79) 
 

Ramazan ayında günahlardan arınmak suretiyle gönül dünyamızı durulaştırdık ve bu vesile ile günahlarımızı gözden geçirip yapmış olduğumuz hataları düşünme fırsatımız oldu. Bugün, Ramazan ayının bize kazandırmış olduğu bu huzurla bir daha bu hatalara dönmemeye söz verme zamanıdır. Çünkü bir daha günahlarımıza tövbe etme fırsatı bulamayabiliriz. 
 

Bu ay bize sabrı öğretti. Nefsani isteklere sabır, şeytani vesveselere sabır, açlığa ve susuzluğu sabır, insanlardan gelebilecek olan sıkıntılara sabır hep bu ayın bizlere sunmuş olduğu güzelliklerdir. Bu sabrı hayat düsturu haline getirmeliyiz. Yüce rabbimiz; “Şüphesiz ki, Müminler ancak kardeştirler; öyleyse, kardeşlerinizin arasını düzeltin…” (Hucurât, 10) buyururlar. 
 

Ramazan ayı bitmek üzere. Bir gün sonra kendisine veda edeceğiz. Bir sonrakine ulaşamayabiliriz. Bir sonraki Ramazanın feyiz ve bereketinden istifade edemeyebiliriz. Elde olanı değerlendirebilenler mutlu olmaktadır. Elde olmayanın peşine düşmek kişiye zarar vermektedir. Sonuç itibariyle namaz, oruç, zekat gibi ibadetlerimizi yerine getirmekle mükellefiz. Bu ibadetleri yapmak suretiyle görevimiz tamamlanmış değildir. Güzel bir ahlaka sahip olmak insanlarla olan ilişkilerimizi Rabbimizin rızasına uygun hale getirmekte başta gelen vazifelerimizdendir. Bu sebeple Ramazan ayında mümkün olduğu kadar kötü söz, küfürlü ve kaba sözler söylemeye çalıştık bu tutumuzu devam ettirelim. İnsanlara karşı yanlış bir davranışta bulunmama özen gösterdik, kavgadan gürültüden, şamatadan uzak bir zaman dilimi geçirdik, böyle bir yaşantıyı bir yıla nihayetinde hayatımıza aktaralım. Bu ayda kötü alışkanlıklarımızı, zararlı şeyleri bir tarafa bırakıverdik yeniden elimize almayalım. Kalp kırmayalım, gönül yıkmayalım. Sevgi yüklü bireyler olarak güzel bir toplumu oluşturalım. Unutmayalım ki; 
 

Bir kez gönül yıktın ise 
 

Şu kıldığın namaz değil 
 

Yetmiş iki millet dahi 
 

Elin gözün yumaz değil 
 

Hayat, bize verilen en büyük nimetlerin başında gelmektedir. Bu hayatı başarı ile sona erdirmek için Ramazan ayında kazanmış olduğumuz değerleri bir ömre yaymak ve hayatımızın son safhasına kendimizi hazırlamak elbette yapacağımız en akıllıca iş olacaktır. 
 

Yazımızı Sevgili Peygamberimizin bir hadis-i şerifiyle bitiriyorum: "Allah'ın en çok sevdiği ibadet az da olsa devamlı olanıdır." 
 

 Yüce Rabbim yapmış olduğumuz ibadetlerimizi, hayır ve hasenatımızı kabul eylesin, Kendi rızasına uygun davranışlar sergilemeyi nasip eylesin. Ömrümüzün geri kalanını Ramazan bereketinde yaşamayı nasip etsin.Bizleri;zorluklardan kaçmayan ve yılmayan gözü gönlü açık,yetimlere kol kanat geren(Ki bir insan hangi değerden mahrumsa onun yetimidir.Bilgi yetimi,Ahlak yetimi,Maneviyat,Din ve İman yetimi,İlgi,sevgi ve şefkat yetimi),elinde olmayana hayıflanan değil elinde olanın kıymetini bilen,Rabb’inden razı olan ve Rabb’inin de ondan razı olduğu, akleden bir kalp ile anlayan ve amel eden kullarından eylesin. Bizleri bayram sabahına ulaştırsın. Ramazan ayında elde ettiğimiz bütün güzellikleri bir yıla ve nihayetinde bir ömre aktarmayı nasip eylesin.  
 

Bayramınız mübarek olsun. Allah’a emanet olun. 
 

Selametle kalın. 
 

Aklı Selim,Kalbi Selim,Hissi Selim ve Zevki Selim…. 
 

 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...