Selahaddin Demirtaş, İfade Özgürlüğü, Hüda Par ve Kobane Olayları

Selahaddin Demirtaş eliyle birisini katletmemiştir el hak, fakat meydana davet etmesi sonucu oluşan infialin tümünden o suçludur. Gerektiğinde ‘’halkı kin ve öfkeye sev edecek, iç kargaşa ve kaosa sürükleyecek açıklamalar yaptı’’ denilerek istenilen kişi gözaltına alınabiliyorken, Selahaddin Demirtaş’ın bırakın salınmasını, hala ceza almamış olması bile hukukun olması gerektiği

25 Aralık 2020 13:25
A
a
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Selahaddin Demirtaş’ın, ‘’İfade Özgürlüğü’’ gerekçesiyle serbest bırakılmasına hükmetmiş.
Yani bunun anlamı aslında şöyle:  Sizin özgürlük ve terörizm kavramına yüklediğiniz bazı manalar olabilir ama bizim teröre ve ifade özgürlüğüne yüklediğimiz manalar bambaşka.

Bir rivaete göre Kayserili bir tüccara sormuşlar: ‘’2 kere 2 kaç eder?’’
Uyanık, zeki ve bir o kadar akıllı Kayserili vatandaş cevap vermiş: ‘’Alırken mi, satarken mi?’’

Avrupa’ya sormuşlar: Yaptığı bir basın açıklamasında sempatizanlarını meydana davet etmesi sonucunda 1113 binanın hasar gördüğü ve yüzlerce araçların yakıldığı, 30 insanın ölümü ve devlete milyonlarca lira zarara uğratan şahsın hükmü ne olmalı?
Avrupa cevap vermiş: Size göre mi, bize göre mi? Olay nerede vuku bulmuş? Ortadoğu ülkelerinde mi, Avrupa’da mı?
Çünkü verilecek cevaba göre seyir değişecek..

Halkın belli bir kesiminde ciddi anlamda B12 eksikliği var. O yüzden 2014’e gidelim ve neler yaşandığını sıralayalım:

-Selahaddin Demirtaş Amerika dönüşünde basına yaptığı açıklama esnasında sempatizanlarını ve örgüt mensuplarını sokağa çıkıp her yeri yakıp yıkmaları için emir vermişti.
-Aynı günlerde ABD konsolosluğu Adana’dan kalkıp Diyarbakır’a HDP’yi ziyarete gitti.
- Yine aynı günlerde bir heyet İmralı’ya ziyarete gitmişti.
Bu üç parçayı biraraya getirdiğimizde belirli bir plan ve program çerçevesinde sistematik bir meydana davet etme durumunun olduğunu görmemek için kör olmak lazım. Bu meydana davet etmenin hemen ardından ne oldu peki?
Selahaddin demirtaş emri verdikten sonra sokak yapılanması olan YDG-H, şehir yapılanması olan KCK ve dağ yapılanması olan PKK, peşpeşe aynı minvalde açıklamalar yaptılar. Bu illegal terörizm yapıları Selahaddin Demirtaş’ın emrini bekliyormuşçasına aynı anda açıklamalar yaparak meydana çıktılar.

Siyasiler hiçbir zaman direk hedef göstermez. Çünkü temsil ettiği makama halel gelmemesi ve itibar kaybı yaşamaması için genel açıklama yapar, onun emriyle hareket eden legal-illegal yapılar da o minvalde verilen emirleri yerine getirir.
Demirtaş’ın açıklaması sonrası KCK ve YDG-H resmi sosyal medya hesaplarında ‘’IŞID’in 300 derneği hedefimizdedir! Herkes saldırıya geçsin!’’ Demeye başladı. Halbuki IŞID’in ülkemizde bir tanebile derneği yoktu.

Hedefte HÜDA-PAR binaları ve Mustazaflar Cemiyeti’ne bağlı olan dernekler vardı. Öyle de oldu. İlk günden itibaren silahlı çeteler bu derneklere ve HÜDA PAR’ın binalarına saldırı düzenlemeye başladı.
Yasin Börü ve Arkadaşları’nın hunharca katledilme hadisesi de o gecede yaşanmıştır. Öldürdükten sonra bedenlerini yakıp bununla da yetinmeyip zılgıtlar eşliğinde arabayla üzerinden geçmişlerdi...
Sadece Hüda par ve Mustazaflar Cemiyeti mensupları değil, gördükleri her sakallı ve çarşaflıyı da IŞID’li addedip saldırıp katletmişlerdi.
Bugün Cübbelinin her ehli tarikat olmayan bütün yapıları ‘’HARİCİ’’ gibi gösterme çabası neyse, PKK’nin 2014 kobane olaylarında her sakallı ve her çarşaflıyı ‘’IŞID’li’’ gibi gösterme çabaları aynıdır.

Lafı fazla uzatmadan şuraya gelelim:
ABD, Irak’a demokrası götüreceğiz dedikten sonra Irak’a girdi, akabinde 1 milyon insan öldü, milyonlarca insan yurdundan oldu, halen de gözyaşları dinmeyen bir Irak halkı yaşamına yarım yamalak devam ediyor. Cezayir için Fransa, Suriye için İran, Afrika için tüm Batı ülkeleri aynı şeyleri yapmıştır.
Hepsi de bunu ‘demokrasi’ adına yapmıştır. Sadece geçtiğimiz asırda 70 milyon insan Demokrası adına katledilmiştir. Varlığını Avrupa ve Ermenistan’a borçlu olan PKK, onun siyasi ayağı olan HDP’nin başındaki Selahaddin Demirtaş’ın emri doğrultusunda masum insanların katledildiği bu hadisede S.Demirtaş’ı ‘’ifade özgürlüğü’’ gerekçesiyle serbest bırakılmasını talep etmesi, çok doğaldır. Şaşırılacak bir durum değil.

İki kere ikinin kaç edeceği cevabında olduğu gibi Demokrasi nedir? Sorusuna da ‘’kime göre, neye göre’’ cevabını vermemiz icab edecektir. 

Selahaddin Demirtaş eliyle birisini katletmemiştir el hak, fakat meydana davet etmesi sonucu oluşan infialin tümünden o suçludur. Gerektiğinde ‘’halkı kin ve öfkeye sev edecek, iç kargaşa ve kaosa sürükleyecek açıklamalar yaptı’’ denilerek istenilen kişi gözaltına alınabiliyorken, Selahaddin Demirtaş’ın bırakın salınmasını, hala ceza almamış olması bile hukukun olması gerektiği gibi işlemediğini gösteriyor.

Kobane Olaylarında vefat eden şehitlerimize Allah’tan rahmet, katillerini ve müsebbiblerini de Allah’a havale ediyorum.

Merak edenlere not: PKK'nın IŞID diyerek HÜDA PAR'a saldırmasının altında yatan tek sebep kendilerinin Doğu ve Güneydoğu bölgesinde kurmak istedikleri sosyalist, materyalist ve dinsiz bir Kürdistan hayalinin önündeki tek engel olarak HÜDA PAR'ı gördükleri içindir. 
Algı ve manipülatörlükte ve yalan söylemekte uzmanlaşan, hedefe varmak için her yolu mübah gören bu mürted yapılanma elbette saldırabilmek için böyle bir yalana başvuracaktı. 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Paragraf Soru Bankası
Askıda Meal