SİSYPHUS‘ UN KAYASI YA DA YENİLMEZLİĞİN SIRRI

Kaderinin ana hatları çizilmiş olsa bile iradenin gücü, seçim özgürlüğü yani yolu kendisinindir. Kayası ise kendi nesnesidir. Kayalar yuvarlanır durur ömrü boyunca. Kişi yükünü eninde sonunda bulur.

29 Mayıs 2020 18:16
A
a

Bazen olur ya hani, bir garip hissedersiniz, hayatın anlamını sorgularsınız, varoluşsal sancılar saplanıverir içinize. Olur öyle, az buçuk düşünen herkese oluyor. Onca filozof, yazar çıkmış; düşünmüşler, konuşmuşlar, yazıp çizmişler bunun hakkında. Öyle “ha” deyince çözülecek şeyler değil bunlar yani. Ama bu  filozof ve yazarların sayfalarca anlattıklarını bir kenara bırakalım da şimdi, kısa bir hikaye okuyalım beraber. Bakarsınız bu kısa hikayenin  etkisi derin olur  da ’ Hakikat’’ arayışımıza bir katkısı olur. Kim bilir?

Hikayemizin kahramanı  Sisyphus adında bir kral.Zeki,bilge,cesur. Yunan mitolojisinin bahtsız kahramanlarından. Zeus’un gazabına uğramış.  Hikayesi şöyle;

Irmak tanrısı Asopos’un kızı kaybolur bir gün. Asopos ne kadar arasa da bulamaz kızını. Daha sonra olayın aslını bilen Sisyphus gidip bu tanrıya der ki: “Ben biliyorum senin kıza ne olduğunu. Bir şartla söylerim ancak.”
Sisyphus ’un da şöyle ufak, mütevazı bir krallığı vardır o sıra. Krallığına bir ırmak bahşetmesini ister Asopos’tan. Karşılığında da kızını Zeus’un kaçırdığını söyler.

Zeus bu ihanet karşısında çok sinirlenir. Ölüm tanrısı Thanatos’u gönderir bu kafirin canını alması için. Ancak Sisyphus  yaman delikanlıdır, zincire vurur Ölüm’ün ta kendisini.

Hal böyle olunca kimse ölmez olur. Yeraltı tanrısı Hades, Zeus’a gidip der ki: “Ağabey bu iş böyle olmaz, bak şunun çaresine.”

Zeus da bu kez savaş tanrısı Ares’i gönderir yeryüzüne. Ares güçlü bir tanrıdır. Yakalar Sisyphus ‘u, götürür yeraltına. Ölüm’ü de kurtarır gitmişken. Her şey yoluna girmiştir.

Ama Sisyphus’un kafası zehir gibidir. Hades’i kandırıp yeraltından da kaçmayı başarır bir şekilde. Gider yeryüzünde yaşlanıncaya dek tanrılara yakalanmadan yaşar bir şekilde.

Gün gelir, Sisyphus yaşlanır. Eski mecali kalmamıştır, kaçamaz tanrılardan daha fazla. İşte o zaman Zeus ona cezasını vermeye hazırdır.

Dimdik bir dağın eteğine bırakır Sisyphus’u Zeus. Kocaman da bir kaya koyar önüne. “Bu kayayı bu dağın tepesine çıkaracaksın” der. Çıkarır Sisyphus kayayı çıkarmasına da en tepeye vardığında kaya hep geri düşer. Sonsuza dek bu şekilde lanetlenmiştir Sisyphus …

Böyledir Sisyphus ’un hikayesi.Güzel hikaye ama size güzel bir hikaye anlatmış olmak için yapmadım elbette bunu.Bu hikayeden çıkarılacak birtakım önemli şeyler vardır belki de…

Tanrılar; ‘’yararsız ve umutsuz’’ çabadan daha korkunç bir ceza olmadığını düşünmüşlerdi. Sisyphus bir kayayı durmamacasına bir dağın tepesine kadar yuvarlayıp çıkarmaya mahkûm etmişlerdi. Sisyphus kayayı tepeye kadar getirecek, kaya tepeye gelince kendi ağırlığıyla yeniden aşağı düşecek ve bu hep böyle devam edecekti…”

Albert Camus’u da çok etkilemiştir bu hikaye. Öyle ki, Türkçe’ye “Sisyphus  Söyleni” adıyla çevrilen bir kitap dahi yazmıştır Camus.
Homeros’a göre Sisyphus ölümlülerin en bilgesi, en uyanığıydı. Albert Camus’ya göre  ise  Sisifos bir kahramandır.

Sisyphus her seferinde kayanın düşüşünü izler. Daha sonra başına gelecekleri bilmesine rağmen aşağı iner ve tekrar taşımaya başlar her seferinde. Camus, Sisyphus ‘un mutlu olduğunu söyler. Ona göre Sisyphus unki  bir boyun eğiş değil, başkaldırıdır.

“Sisyphus o taşın birkaç saniyede bu aşağı dünyaya inişine bakar, yeniden tepelere doğru çıkarmak gerekecektir onu. Böylesine taşlarla didinen bir yüz, taşın kendisidir şimdiden! O kayasından daha güçlüdür.” der Albert Camus

Ve şöyle devam eder: “Sisyphus, tanrıların paryası, güçsüz ve ayaklanmış Sisyphus, düşkün durumunun tüm enginliğini bilir: inişi sırasında bunu düşünür. Kimi günlerde dönüş böyle acı içinde geçiyorsa, sevinç içinde de geçebilir. Yeryüzünün görüntüleri usa fazla takıldığı zaman, insanın yüreğinde keder yükselir: kayanın yengisidir bu, kayanın ta kendisidir.” Sisyphus kesinlikle bilinçlidir. "Karşı çıkmalıyım!" mantığı ile hareket eder. Bu deneyim yaşanacaksa bilinçli olarak, o mücadele ile yaşanmalıdır. Bir cezaya çarptırılıp umutsuzca sonsuza dek bir yükü taşıma mantığı ile değil. Eğer Sisyphus yenilir ve acı çekmeye başlarsa bu tanrıların zaferi olur ancak o direniş gösterirse zafer onun olur.
“Albert Camus, insanın yasamın anlamsızlığına, adaletsizliklerine ve tüm baskılarına rağmen direnmek zorunda olduğuna dikkat çeker ve Sisyphus’u anlamsızlığı akıl ve bilinç gücüyle yenen insan kahraman olarak niteler.” Gölgesiz güneş yoktur karanlıksız aydınlık olmadığı gibi. Bu bilinçte olduğundan, geceyi, karanlığı, zorlukları tanır ve deneyimleyerek yaşar.

“Sisyphus, taşın düştüğü anlarda Camus’a göre içinde bulunduğu durumun saçmalığını kavrar, uyanır ve kaderiyle yüz yüze gelir. Bu an, Sisyphus’un bilince kavuştuğu andır. Ne zaman olacağı belirsiz bir kurtuluş umuduna bel bağlamak yerine, bu işkencenin sonsuza kadar süreceği gerçeğiyle yüzleşen ve bu kaderini kabul edip aşağı inerek taşı tekrar yukarı çıkartmaya başlayan Sisyphus, bir kahramandır artık. Bu boyun eğme değil, başkaldırıdır. Çünkü tanrılar, sonsuz bir işkence cezasıyla elinden tüm ‘’ ümidini’’ alarak ona kötülük yapmak istemişler, ümidini kaybetmeyen Sisyphus ise, bu kaderiyle yüzleşerek ve uyanarak kendi kurtuluşunu yaratmıştır.”

Ve işte Camus’un en esaslı cümlesi; ‘’Sisyphus kurtuluş için birini beklemez, kendi kendisini kurtarmak için çabalar.’’

Eveet…Peki ; bize ne var ? 

İnsan, zorlu hayat yolculuğunda karşılaşacağı her türlü zorluk ,problem, haksızlık, zulüm ve işgale karşı bilinçli bir farkındalıkla karşı duruş sergilemeli, çabası da hiçbir zaman bitmemelidir. İnsan, anlamsızlığına ve tüm baskılarına karşın zorlukları yenmek ve hayatına bir anlam katmak zorundadır. Bilinçli bir İslamı (Kur’an ve Sünnet ile şekillenmiş) bir hayatı yaşamalıdır.

Kaderinin ana hatları çizilmiş olsa bile iradenin gücü, seçim özgürlüğü yani yolu kendisinindir. Kayası ise kendi nesnesidir. Kayalar yuvarlanır durur ömrü boyunca. Kişi yükünü eninde sonunda bulur.

Dünyadaki yaşamına dair imtihanlara “Neden Ben?” isyanı kaybedenlerin vazgeçilmez sözüdür. “Yükünü her zaman bulur insan.”  Mü’min kimseye taşıyamayacağı yükün verilmediği gayet iyi bilir. Hayatın tepe ve çukurlarında, güçlüklerle kimi zaman tek başına  kimi zamanda ‘’Mü’min Kardeşleri’’ ile beraber mücadele etmek ve onuru ile didinmek  bir insan yüreğini Allah Rızası ile  doldurmaya yeter.”

Ez cümle; Allah’tan başka hiçbir şeye ihtiyacı olmayanlar, yenilmezdir…

Yenilmezler ordusundaki yerinizi alın ve Selametle kalın…

Aklı Selim,Kalbi Selim,Hissi Selim,Zevki Selim.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...


Ahmed Yasin
MALCOM X