Skolastik Düşüncenin Modern Temsilcileri; Bilim Adamları-2

Hiçbir dine iman etmeyen ve tüm dinleri reddeden birkaç Yahudi kökenli aile tarafından tüm insanlık uçuruma sürükleniyor. Abdulkadir Es-Sûfî'nin de söylediği gibi: ''Zulmediliyoruz, köleleştiriliyoruz ve adlarını bile bilmediğimiz, hiçbiri seçimle gelmemiş bir seçkinler sınıfına karşı borçlandırılıyoruz.'

30 Eylül 2021 10:10
A
a
kendisi olup her fikre komplo teorisi diyerek aykırı düşünceleri saf dışı bırakma girişimleri komplo teorisinin ta kendisiydi.
Bu proje ve sözleşmelerle tüm ailelere giremediler tabii ki. Tüm insanlara ulaşabilmek için aşama aşama gittiler. Firavunvarî bir mantıkla böl, parçala ve yok et. İnsanların tamamına ulaşabilmek için çok büyük bir kaos gerekiyordu. Her sene tüm insanlara bulaşan normal grip onlar için bulunmaz bir hint kumaşıydı. Pandemi süreci onlar için altın fırsata dönüştürüldü. Tüm insanları kendilerinin faydasına olduğuna inandıracak bir algı manipülasyonuyla zihinlerini yönlendirmek istediler. Tabii ki sistem onların olduğu için ve toplumun çoğunluğu okumak araştırmak ve sorgulamaktan uzak olduğu için, hemen inanacaklardı. Şimdi ise tüm insanlık küresel çapta, bilimin/bilimciliğin ve bilim adamlarının din ve din adamlarının yerine konulduğu, bilimcilerin söylediği her bir sözün sorgulanmasına dahi müsaade edilmediği, makineleşmenin esas alındığı düzende biyolojik bir saldırı ile karşı karşıya.4 Skolastik din adamları yok ama ona karşı geliştirilen laik düzende bilim adamları var artık. Bilim adamı her ne söylerse nas kabul ediliyor; çünkü laik düzenin işleyebilmesi için "sorgulama" olmamalıydı. Her sorgulama ve her fikir birer komplo teorisi olarak lanse edilip aforoz ediliyor her fikir sahibi birey. Tıpkı Orta çağ skolastik düşünce yapısında olduğu gibi. Bu süreçte resmî ideolojiye hizmet eden her kurum/kuruluş/birey sonuna kadar kullanılıyor. Medya yoluyla aileler ikna edilmeye çalışılıyor, halen ikna olmayanlar ise kısıtlamalar getirilerek zorla aşı yaptırılmaya çalışılıyor. Kendileri sanatçıları ve stand-upçuları ikna etmek için kullanırken; sorgulamak için fikir öne sürenleri " siz tıpçı mısınız ki konuşuyorsunuz " diyerek basite indirgiyorlar. Tıpkı İstanbul Sözleşmesi’nde olduğu gibi sadece sözleşmeyi destekleyenleri medyada boy gösterirken; şimdi de aşıyı destekleyenler medyaya çıkarılıyor, karşı duruş sergileyenler medyada sadece "aşı karşıtları ve komplo teorisyenleri” olarak geçiyor. Ve ne hikmetse gerek mikro gerek makro anlamda İstanbul sözleşmesini destekleyen ne kadar İş adamı, STK, devlet ve örgüt varsa hepsinin istisnasız, aşıyı da destekliyor olması kafalarda soru işareti bırakmayacak şekilde durumu özetlemeye yetiyor. Ve ne hikmetse hiçbir konuda bir araya gelemeyen partiler, bugüne kadar iki konuda bir araya gelebildiler: İstanbul Sözleşmesi ve Pandemi. 
Bu iki projenin küreselcilerin projesi olmasını da hesaba katarsak partilerin "üst aklın" emirleri doğrultusunda bir araya gelişlerinin sebebini de anlamış oluruz. 
Bir yan etkisi olduğunda ne üretici firma ne devlet ne de doktorlar asla ve kat'a sorumluluğunu üstlenmediği bir aşıyı ben neden vücuduma enjekte edeyim ki sorusunu dahi sordurtmuyorlar. Gerçi ben, onlar sorumluluğu üstlense bile olmam, orası ayrı. 
Sorumluluğu üstlenmiyorlar çünkü deneme aşaması anlamına gelen faz 1, faz 2 ve nihai faz 3 çalışması yapılmış değil, aşı bulunur bulunmaz fareler üzerinde deneme aşaması dahi yapılmadan insana uygulanmaya başlandı. Bu da bize gösteriyor ki insanlık, kobay olarak kullanılıyor. Hristiyanlar Orta çağda skolastik düşüncenin karanlık dehlizlerinden sonra bilimcilerin karanlık dehlizlerine hapsoldu tüm dünya. 
Hiçbir dine iman etmeyen ve tüm dinleri reddeden birkaç Yahudi kökenli aile tarafından tüm insanlık uçuruma sürükleniyor. Abdulkadir Es-Sûfî'nin de söylediği gibi: ''Zulmediliyoruz, köleleştiriliyoruz ve adlarını bile bilmediğimiz, hiçbiri seçimle gelmemiş bir seçkinler sınıfına karşı borçlandırılıyoruz.''5 İslâm ise ne zaman hâkim olmuş ise tüm toplumlar, muhtelif din mensupları ve etnik gruplar huzur ve saadet içerisinde yaşamışlardır. Bizler 'aşı ya da gelişme' karşıtı değiliz. Bilakis bizler terakki ve tekamülü merkeze alan medeniyetin mensuplarıyız. Bizler profan6 bakış açısıyla yoğrulan pozitivist ve vahşi batı adamının tıbbına karşıyız. Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen büyük çoğunluğunun uykuya daldığı bugünlerde bir avuç insan uyanış mücadelesi vermeye devam ediyor olması bize umut aşılıyor. Yılmadan, usanmadan son kalemiz olan ailemizi dimdik ayakta tutup son nefese kadar canhıraş bir gayretle mücadelemizi vermeye devam edeceğiz Allah'ın izniyle. Çünkü onlar firavunvarî mantıkla Musa'lar doğmasın diye her ailenin çocuğuna iğne vurmaya uğraşırken bizlere düşen görev de ailemizi bu tür saldırılardan muhafaza etmektir. Böylece belki Allah bize merhamet eder de ümmete öncülük edecek Muvahhid Müslümanlar bizlerin yuvasından çıkar. 
Rabbim nasip ederse sonraki sayılarda bu konuya değinmeye ve bilhassa bu süreçte uyguladıkları algı ve manipülasyonlara dikkat çekeceğiz. Türkiye’de bir düşünürün dediği gibi bizler Yahudi hapishanesinde isyan çıkarmış üç beş Müslümanız. Bu yolda tek dayanağımız Rabbimiz. Ancak O'dur bize yardım edecek olan. 

4- Bilimin putlaştırılması yönüne dair Roger Garaudy'den istifade edilebilir; özellikle 20.yy'ın biyografisi kitabından.
5- Şeyh Dr. Abdulkadir Es-Sûfî / Banka Darbe Tekniği S.74
6- insanın iç dünyasından, maneviyatından, insani değerlerinden yoksunlaşması, dünyevileşmesi, masivaya meyletmesi, dinden uzak kalması
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...



Paragraf Soru Bankası

MD DİJİTAL