YOLDAKİ TAŞLAR

‘’Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı da taş kesildi, hatta taştan daha katı oldu. Çünkü öyle taşlar vardır ki bağrından ırmaklar çağlar. Öylesi de vardır ki, çatlar da arasından sular akar. Bazısı da Allah korkusundan yuvarlanıp düşer. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.’’(Bakara 74)

5 Mart 2021 20:33
A
a

 

Bir yolcudur insan! Yolculuğu doğumuyla başlar ve ölümüyle son bulur.Önemli olan yolun sonunda Nar’amı yok sa Nur’amı ulaşacağıdır.

Bu yolculukta takip edeceği yol ‘’Siratal Müstakim’’üzere ise kurtuluşa erecektir.Yoldaki İşaretlere ve uyarılara uymamışsa işte o zaman mutlu sona ulaşamayacaktır.

‘’Buna rağmen yapamazsanız, ki asla yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ve kâfirler için hazırlanmış bulunan cehennem ateşinden kendinizi koruyun.’’(Bakara 24)

 

Özü imtihan olan kısa ve geçici dünya hayatı yolculuğunda yolda sizi hedefinizden alı koyacak ‘’Yoldaki Taşlar’’olacaktır.

 

Çeşitli versiyonları olmakla beraber bir hikaye anlatılır yoldaki taşa dair;

 

Bir kral halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verdi. Yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce, bir yarışma düzenlemeye karar verdi. İsteyenin bu yarışmaya katılabileceğini ilan ettiren kral, yoldan en güzel geçecek kişiyi belirleyeceğini söyledi. 

Yarışma günü, insanlar akın ettiler. Bazıları en güzel arabalarını, bazıları en güzel elbiselerini getirmişti: Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel biçimde yaptırmıştı, kimi de yanlarında en güzel yiyecekleri getirmişti. Gençlerden bazıları spor kıyafetler içinde yol boyunca koşmaya hazırlanıyordu. 

 Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçtiler, fakat yolu kat edip tekrar kralın yanına döndüklerine hepsi aynı şikayette bulundu: Yolun bir yerinde büyükçe bir taş ve moloz yığını vardı ve bu moloz yığını yolculuğu zorlaştırıyordu. 

Günün sonunda yalnız bir yolcu da bitiş çizgisine yorgun argın ulaştı. Üstü başı toz toprak içindeydi, ama krala büyük bir saygıyla yönelerek elindeki altın kesesini uzattı: 

Yolculuğum sırasında, yolu tıkayan taş ve moloz yığınını kaldırmak için durmuştum. Bu altın kesesini onun altında buldum. Bu altınlar size ait olmalı.´ 

Kral gülümseyerek cevap verdi: 

O altınlar sana ait delikanlı.´ 

Hayır, benim değil. Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadı.´ 

"Evet" dedi kral. "Bu altınları sen kazandın, zira yarışmanın galibi sensin. Yoldan en güzel geçen kişi sensin. Çünkü yoldan en güzel geçen kişi, ardından gelenler için yoldaki engelleri kaldıran kişidir."

 

Yoldan en güzel geçen kişi, ardından gelenler için yoldaki engelleri kaldıran kişidir.Ne kadar güzel bir söz...

Ebû Berze radıyallahu anh'den nakledildiğine göre o demiştir ki, Ben:

 

-"Ya Nebiyyallah (Ey Allâh’ın Elçisi) bana yararlanabileceğim bir iş öğret" dedim.

 

sallallahu aleyhi ve sellem: “Müslümanların yolundan onlara sıkıntı veren şeyleri kaldır” buyurdu.


Müslümanı maddi-manevi bir sıkıntıdan kurtarmak, kıyamet gününün sıkıntılarından kurtulmaya vesiledir.Herhangi bir mü'mini sevindirmek dinimizce en faziletli amellerden kabul edilmiştir. 

Dinimiz iyiliği iyilik olarak değerlendirir. Onun büyüğüne ne ölçüde önem veriyorsa, en küçük birimine de aynı önemi verir. Çünkü İslâm'da değerli olan, bizzat iyilik ve iyilik niyetidir. Bu sebeple de çoğu kere dikkatlerden kaçan konularda ve ölçülerde toplum huzuruna katkıda bulunacak büyük iyiliklerin varlığına işaret edilir. Hadisimiz işte böylesi bir iyilik ve hizmeti belgelemektedir: Yolların sıkıntı vesilelerinden arındırılması.

Öte yandan unutulmamalıdır ki büyük fedakârlıkları, küçük ve kolay uygulanan iyilikler hazırlar. Kişi, kolaylıkla başarabileceği iyilik ve hizmetlerle gerçekten iyilik yapma iradesini geliştirir, iyiliğin imani ve vicdani zevkine erişir. Ayağa takılma ihtimali bulunan bir taş parçasını yolun kenarına yuvarlamak da böylesi bir role sahiptir. Zira olgun mü'min için en büyük zevk mü'min kardeşlerinin mutluluğuna katkıda bulunmak, onlara küçük-büyük demeden iyilik yapabilmek, varsa sıkıntılarını gidermeye ya da azaltmaya çalışmaktır.

 

Hadislerdeki ifadesiyle imâtatu'l-ezâ ani't-tarîk diye bilinen ve "en aşağı derecesi" de olsa 'imanın şubelerinden" sayılan , "yoldan, sıkıntı âmilini giderme", hadisimizde "Müslümanların yolundan" kaydı ile daha bir özellik arz etmektedir.

Hadisimiz "Müslümanların yollarından, onlara sıkıntı veren şeyi kaldır" tavsiyesiyle Müslümanı, iman yolundan alıkoyacak ya da onun, bu yoldaki yürüyüşünü güçleştirecek her türlü pürüzün kaldırılmasını da istemektedir. Tabiatıyla Müslüman yavrularının Müslüman olarak yetişme ve gelişmeleri yolunu daima, fikri, fizikî ve hukukî her türlü engelden uzak bulundurmak da hadisimizin engin anlamı içinde yer almaktadır.

Müslüman, kemale ve ilahî rızaya giden büyük ve tabiî yolun yolcusudur. Bu yoldaki büyük engellere dikkat etmesi pek tabiîdir. Ancak o büyük engellere dikkat ederken, küçük bir pürüz, başına bir takım umulmadık sıkıntıların gelmesine vesile olabilir. Zira önemsenmeyen küçük zararlı, beklenmeyen büyük felaketleri hazırlama şansına sahip kılınmış demektir.

Unutulmamalıdır ki büyük fedakârlıkları, küçük ve kolay uygulanan iyilikler hazırlar. Kişi, kolaylıkla başarabileceği iyilik ve hizmetlerle gerçekten iyilik yapma iradesini geliştirir, iyiliğin imani ve vicdani zevkine erişir. Ayağa takılma ihtimali bulunan bir taş parçasını yolun kenarına yuvarlamak da böylesi bir role sahiptir.

 

Allah kullarının yolunu açmak, onlara sıkıntı veren engelleri kaldırmak başlı başına müsbet bir iştir. Ancak ondan yararlanabilmek için niyetin de dürüst olması gerekmektedir. Bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmaktadır: Bir adam yol üzerinde rastladığı diken dalını, "bunu Müslümanlardan uzaklaştıracağım, onlara sıkıntı vermesin" diye (izale etti). Bu sebeple o, cennete konuldu.” Görüldüğü gibi burada Doğululara veya Batılılara şirin görünmek gibi maksattan söz edilmemektedir.Allah kullarının önüne konulan fikrî, fizikî veya yasal engeller, eninde sonunda yok olmaya, kaldırılmaya mahkûmdurlar. Bunun uzak-yakın çevrede birçok örneklerini görme ve yaşama durumundayız. Konuya ait ilginç gelişmeler izlemekteyiz. Dün, Batılılaşma hatırına alındığı belirtilen önlemler, bugün yine aynı gerekçe ile bir bir ortadan ya da yürürlükten kaldırıyor. Petrol (yani ekonomi) hatırına İslâm ülkelerine ilgi duyan, AB'ne girebilmek için (demokrat görünme gerekçesiyle) din ve vicdan hürriyeti, fikir ve ifade hürriyeti önündeki engelleri kaldıranlar, bahis konusu kaderi yaşamaktadırlar. Tüm engellerin kaderi aynıdır: Kalkmak ya da kaldırılmak... Çünkü ilahî ferman kesindir: "Hak geldi, bâtıl yok oldu. Zaten bâtılın kaderi yok olmaktır.’’

Müslümanı maddi-manevi bir sıkıntıdan kurtarmak, kıyamet gününün sıkıntılarından kurtulmaya vesiledir.Herhangi bir mü'mini sevindirmek dinimizce en faziletli amellerden kabul edilmiştir."Yoldaki sıkıntı sebebini giderme" fiili bu iki noktayı da içine almaktadır. Yeter ki niyet sağlam olsun...

Cihan Peygamberi Hz. Muhammed'in çok etkin ve çok ileri ve tabiî bir seviyedeki "yoldan sıkıntı veren şeyi kaldır" tavsiyesi karşısında, Batılının, "herkesin kendi kapısının önünü temizlemesi" önerisi ne kadar sınırlı ve yetersiz kalmaktadır. Ona büyük bir hikmetmiş gibi sarılan çağın idraki, hadisimizdeki peygamberî mesajı anlamamakta mazur mudur dersiniz?

Unutulmamalıdır ki, arzuladığımız huzurun prensibi bize aittir, işçiliği de bize düşmektedir. Müslüman her zaman ve her hal ü kârda inançları çerçevesinde "huzur işçiliği" görevinin bilincindedir. Gelişmeleri de hep bu açıdan değerlendirecek ve o, temel görevini asla ihmal etmeyecektir. "Müslümanların yolundan, onlara sıkıntı veren engelleri kaldırmak." Müslümanlara rahatlık sağlamak ve hizmet amacıyla...

 

Yalnız bunun iki önemli şartı var;Sırat-ı Müstakim üzere olmak, İman ve Salih Amel(İyi niyetli, temiz ve merhametli bir kalp)

 

‘’Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı da taş kesildi, hatta taştan daha katı oldu. Çünkü öyle taşlar vardır ki bağrından ırmaklar çağlar. Öylesi de vardır ki, çatlar da arasından sular akar. Bazısı da Allah korkusundan yuvarlanıp düşer. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.’’(Bakara 74)

 

İki; yoldaki taşları inci,mercan,yakut zannederek kucaklayıp taşıma gayretinde olmamak ve asla taşları yemeye kalkışmamak. Zira ‘’Taşları Yemek Yasak’’

 

‘’ İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız malar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi için de böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o “şey” olur, o şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kulananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak. ”.(İ.Özel-Taşları Yemek Yasak)

 

Yazımızı Osman Sarı’nın ‘’Taş Gazeli Şiiri’’ isimli harika şiiri ile bitirelim isterim.

 

Taş taş değil bağrındır taş senin
Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin

Bir katılıktır dinamit söker mi yürekleri
Başın bir kez bu kalbe çarpmasın ey taş senin

Kazmayı kayalara değil kalplere vur ey
Ferhat niçindir kırdığın bunca taş senin

Anne seninle bağrın döğer gider mi acı
Hanidir Ferhad'dan aldığın ders taş senin

Sen de mi taşla bir oldun ey sevgili
İşitmez oldun beni kalbin taşdan taş senin

Ölüm sendendir bana nedir taşlamak beni
Bana güldür çiçektir attığın her taş senin

Gözünü dikme taşa işte parça parçadır
Şimşektir bir bakışın dayanır mı taş senin

Deprem değildir dağı ve beni sarsan
Bir bakışın komaz taş üstünde taş senin

Niçin çıktın dağlara evren çöl oldu leyla
Topuğun öpmek için toz oldu dağ taş senin

II.
Taş taş değil bağrındır taş senin
Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin

Ülkendir taş ve beton bu yanlışkent
Her gün bir yanın biraz daha taş senin

Taş alanlarıdır taş insanları taşır bir
Nereye gelsen ey aşk karşında bu taş senin

Uygarlığı taşla taşımak çağlar üzre
Kolların bu denli güçlü müdür senin

Bir taş devridir ama bağışla beni
Niçin bunca geldim üstüne ey taş senin

Bir İbrahim bıçağı ikiye biçer taşı
Sevgili nasıl kırdı kutlu dişin taş senin

Ölüm bir kasırgadır çevirir seni beni
Nedir kucağında kocaman taş senin

III.
Bir bir yürürlükten kaldırılıp çürümüş devrimleri
En gürbüz bir devrimi dikmek yerine taş senin

Nereye koysam seni söyle ey yüreğim
Bir gün beni ele verir bu güçlü atış senin

Selametle Kalın…

 

1000
icon
Hacer G.örgel 5 Mart 2021 22:02

Turgay bey emeğinize yüreiğinize sağlık. Rabbim kaleminize güç kuvvet versin. Rabbim bizlere de yoldaki taşları kaldırmayı nasip etsin.. Saygı ve selamlar

0 1 Cevap Yaz
Paragraf Soru Bankası

MD DİJİTAL