ZAMANIN ŞAHİTLİĞİ

Şirki reddeden, zulüm ve zalimlerden beri olan, sadece ALLAH’a yönelenlerin akidesi…

13 Kasım 2021 00:04
A
a
Şehadet kavramı şahitliğin yerine getirilmesidir. Şehid şehadetin en güzel örneğidir. Al-i İmran suresi 148. Ayette Rabbimiz günleri insanlar arasında döndürdüğünü ve inananlardan şahtiler edinmek istediğini zikretmektedir. Bugün de günler bizler arasında bizim mazlumiyetimiz ile döndürülmektedir. İbrahim’lerin, Habbab’ların, Adanmış Meryem’lerin, Asiye’lerin şahitliği bugün de devam ediyor. Öyle ya kur’an’da sözü geçenler öylesine bir lütufla o kayyim sayfalarda yer almadı. Adandılar ve öyle yer aldılar. Hatırla hani Meryem’in şahitliğini bir kadın için en zor imtihanı vermekteydi. Allah’ın kelimesi İsa’yı yüklenen Meryem a.s. aslında mana’da islam derdini yüklenmişti. Tıpkı Muhammed a.s. gibi…

Hatırla hani Rabbi ona ağır islam derdini yüklediğinde, azığı zehir olan o sevdayı kalbine ilmek ilmek nakşettiğinde bir ayet ile sorumluluğu emanet ediyordu. “Biz sana ağır bir söz vahyettik.” (Müzzemmil 4) Evet kardeşim bu öyle bir yüktü ki Rasul, Hadice’ye (r.a.) kalk ey hatice diyordu. Uyku vakti geçti. Öyle ya seherler artık düşmanlık edenlerin yollarını gözlemek üzere eda ediliyordu. Bazen bir zemheri, bazen karanlık bir gecede hicret bazen Sevr, bazen Habeş illeri, bazen de medeniyet şehri Medine oluyordu. O çok sevdiği yurtlarından, evlerinden, akrabalarından, hatıralarından hicret edenler o anın sınanması olan hicret şahitliğini yerine getirirlerken onlara kucak açıp kendi için istediği her şeyi kardeşi için isteyip ellerindeki her şeyi paylaşanlar da samimiyetleri ile şahitlik ediyordu. Ondandı o kutlu sahifelerde onlar da yer buluyorlardı. “Muhâcirlerin ve ensarın ilkleri ile onlara güzelce uyup yollarını sürdürenlerden Allah hoşnut olmuştur, onlar da O’ndan razıdırlar. Onlar için sonsuza dek içinde kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Büyük bahtiyarlık işte budur.” (Tevbe 100)


Ey kardeşim onlar öylesine kardeştiler ki kardeşliğin de en güzel şahitliğini yaptılar. Nasıl yapmasınlardı. Yanlarında en güzel örnek Muhammed (a.s.) vardı. O kimi zaman hendek gününde ümmetinden bir birey olurdu. Çünkü o da bizim gibi bir beşerdi. Kimi zaman herkes savaştan kaçarken arkalarından bağırır dönün, yılmayın derdi. Savaşın en zor anında da şahit’ti. Kimi zaman olurdu herkes kadar ve dahi herkesten daha çok açlık çekerdi. Onlar şahitliklerini yerine getirdi. Peki bugünün şahitliği nasıl olmalıdır. Bugün kaybettiklerimizi, yitirdiklerimizi doğru tespit edersek bizler de şehadetimizin yol haritasını belirleyebiliriz. Bize lazım olan en önemli haslet nedir biliyor musun? Allah’a yakın olmaktır. Bunun yolu da nedir biliyor musun? Dilimizde, fikrimizde, kalbimizde hep Allah’ın olmasıyladır. İlk başlangıcı böylece gerçekleştireceğiz. Bunu yaptıkça, Allah’ı andıkça göreceksinki artık ellerimiz ve ayaklarımız, o hissettiği iman sorumluluğuyla hareketsiz kalamayacak ve oturanlardan olmayı kendimize yediremeyeceğiz. Nisa suresi 95 “Allah, malları ve canlarıyla sözünü yeryüzüne hakim kılmak için mücadele edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı.” Ayetindeki gibi Allah’ın sevdiği o mücadele edenlerden olan zümreden olmak için; Ankebut 69 ve Bakara 148’deki gibi Allah’ın bir araya getireceği o samimilerden olmak için hep çaba sarf edeceğiz. Bunları yaptıktan sonra sözümüz de fiilimiz de ümmetin vahdeti için olacak. Akidemizi vahdet için inşa edeceğiz.

Rum suresi 32.ayetteki gibi dinlerini fırka edip ayıranlardan olmayacağız. Akidemiz, Allah’ın sözü yeryüzünü sarsın, islam medeniyetinin huzurunu, refahını, kuşatıcılığını tüm insanlar tatsın diyedir. Akidemiz, kelimenin geldiği kökteki gibi müminlerin kalplerini birbirine bağlasın diyedir. Akidemiz Tevhid’in birlikteliğindedir. Tevhid’in birlikteliği kalplerde, saf’larda, stratejilerde, kederlerde yer edinsin diyedir. Hatırla kardeşim hani Enfal 46’yı, Al-i İmran 103’ü, Fetih 29’u sonra ve kur’an üzerine tefekkür ettiğinde aslında her ayeti… Hani Rabbimiz: “birbirinize düşmeyin, sonra zayıflarsınız ve zaferi elden kaçırırsınız; birbirinize merhamet edin, hep birlikte dine sarılın.” diyordu. Ben hiçbir ayette ayrılığa, birbirini sevmemeye, kıskanmaya, birbiri ile uğraşmaya, birbirinden bir haber olmaya dair hiçbir emir ve nasihat görmedim. Bilakis tüm mesajlar hep Tevhid’e hep bir’lemeye, saf’ları, kalpleri, kederleri bir’lemeye…


Bugünün şahitliği de bunlar içindir. Kalplere birbirini sevmeyi öğretmek içindir. Ayrı düşmüş elleri bir araya getirmek içindir. Tek, duru ve yalın bir akide etrafında safları bir araya getirmektedir. Şirki reddeden, zulüm ve zalimlerden beri olan, sadece ALLAH’a yönelenlerin akidesi…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...



Paragraf Soru Bankası

MD DİJİTAL