MAVİ MARMARA GAZİSİ MUHYEDDİN YILDIRIM: HER ŞEHİDİN BİR HİKÂYESİ VAR..

Röportaj1 Mayıs 2020 22:57
MAVİ MARMARA GAZİSİ MUHYEDDİN YILDIRIM: HER ŞEHİDİN BİR HİKÂYESİ VAR..
A
a

İsrail Terör Şebekesinin Mavi Marmara'ya saldırmasının üzerinden tam 10 yıl geçmiş bulunuyor.Yaşanan süreci Mavi Marmara gazilerinden Muhyeddin Yıldırım ile konuştuk

İSLAM MEDYA HABER MERKEZİ -

Bundan tam 10 yıl önce Gazze için yola çıkan ve İsrail saldırısı ile dünya gündemine oturan Mavi Marmara yolcuları arasında idiniz. Hatta bildiğimiz kadarı ile yaralılar arasında idiniz. Bu konu da neler söylemek istersiniz? Zira koca bir 10 yıl geçti ama hala unutamadığımız bir olay... Ne dersiniz? 

Öncelikle bu konuda göstermiş olduğunuz duyarlılıktan dolayı teşekkür ederim. 

Unutamadığımız olay derken... İşin doğrusu bu davanın her merhalesi bizim için unutulmaz özelliklere sahip. Kimi olaylar herkesin önünde yaşandı; kimi olaylarda sadece iç alemimizde yaşandı. Ama şunu ifade etmek isterim Mavi Marmara’yı bu kadar etkili kılan bunun evveliyatıdır. Bizler maalesef sonuçlara odaklanıyoruz. Şöyle izah edeyim, bu kervan yola çıkmadan önce bizim faaliyetlerimiz, gayretlerimiz, samimiyetimiz Allah için zirvede idi. Biz Filistinli kardeşlerimiz için ne yapabiliriz? Kudüs’ü nasıl özgürleştirebiliriz? Soruları ile zihni dünyamız meşgul idi. Bu anlamda Müslümanlar arasında yoğun bir trafik vardı... Bu bağlamda sözü şuraya bağlamak istiyorum. Mavi Marmara yola çıkmadan önce Seyhan Kültür Merkezi’nde bir etkinlik yapıldı. Sembolik anlamda bir gemi maketi açık artırmaya çıkarılmıştı. Bir bacımız bu gemiyi aldı. Program çıkışında bu bacımızın gemiye öyle bir sarılışı vardı ki...Bir ananın evladına sarılışı gibiydi...Şu anda bile o sahneyi hatırlayınca çok etkileniyorum... Bu yolculuğu kutlu kılan buna benzer çok sayıda hikayelerimiz var aslında... 


Mavi Marmara'nın hatırasını koruyabildik mi sizce?  

 

Mavi Marmara’da yaşanılanlar hala tazeliğini korumaktadır. On sene geçti... Çok uzun bir süre değil. Hatıra olarak elbette unutmamamız gerekiyor. Ben şunun derdinde değilim, bir hikâye, bir masal gibi sürekli anlatılsın; bunu doğru da bulmuyorum. Ama her insanın bir hikayesi var. Özellikle de her şehidin örnek hikayesi var. Bu kardeşlerimizi şehadete götüren örnekliklerini irdelemek, araştırmak gerektiğine inanıyorum.  

 

Suçluların cezalarını çekmeden davalardan bir nevi sıyrılmış olmasını nasıl karşılıyorsunuz?  

 

Saldırıdan sonra başta Türkiye’nin ve dünyanın vermiş olduğu tepki müspet bir duruştu. Gerek ülkemizde açılan davalar ve BM raporları İsrail’i ilk planda sıkıştıran girişimlerdi. Dünyada gelişmeler davamızın lehine idi. Hükümetin talepleri; özür dileme, ambargonun kaldırılması ve tazminat şartı doğru ve insani taleplerdi. Ama yapılan ikili görüşmelerde 6 maddelik bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma baştan sona kabul edilemez özelliklere sahip. İsrail’i bırakın suçlamayı, hatta bırakın sıkıştırmayı bilakis elini güçlendiren bir yapıya sahip. Bu anlaşmayı imzalamak için halkın deyimi ile kör olmak gerekir. Yani o kadar sıkıntılı bir anlaşma... O ilkeli ve dik duruştan sonra bu anlaşmanın imzalanması bizi adeta boşluğa düşürdü. Sanki arkadan vurulmuş gibi olduk. 

 

Bu dava burda bitmez öyle inanıyoruz. İsteriz ki davalarımızın meyvesini hem bu dünyada hem de öbür alemde görelim. Çünkü İsrail bizlere, Ümmete çok ağır bedeller yaşattı. Bundan dolayı bu dünya gözü ile ide cezasını çekmesini isteriz... 
 

Yeniden bir sefer olsa tekrar katılmak ister misiniz? 

 

Benim bu anlamda bir şiarım var...Kur’an’dan bir ayet...Allah ve Resulü size hayat verecek bir şeye çağırdılar mı icabet edin... Kutlu olan her sefere Allah’ın izni ile hazırım... 

 

Bugünlerde batı Şeria'nın İsrail tarafından ilhakı konuşuluyor. Bu konu hakkında kısa bir değerlendirmenizi alabilir miyiz?  

Benim nazarımda Gazze hariç bütün Filistin toprakları zaten fiili olarak ilhak edilmiş durumda. Sadece bu işin resmiyeti ya da ilanı kalmış 

 

Son olarak Mavi Marmara ve Gazze ekseninde duygularınızı ve temennilerinizi alabilir miyiz? 

 

Soruya soru ile cevap vermek isterim... Asr-ı Saadet’te kim olmak istemez? Eminin herkes o dönemde olmak ister...Hem de ilk iman edenlerden olmayı herkes hayal eder. Evet arkadaşlar bugün Mescid-i Aksa, İsra Suresi’nde bir müjde olarak önümüzde durmaktadır. Kur’an’da sözü edilen İsrail’in o cebberrut ve ekâbir yükselişi bizim çağımızda yaşanmaktadır. Bizler Kur’an’da Mescid’e giren ve o övülen kullarından olmak istiyorsak; işte fırsat...

Bu mücadele de herkesin bir katkısı olmalı...Eminim herkesin kendi çapında bir desteği olabilir...

Bu fırat 1400 yıl sonra bizim önümüzde...

Elbette Allah nurunu tamamlayacaktır, ama bizim de bu nurun tamamlanmasında emeğimiz, alın terimiz mutlaka olmalıdır. Bu da bizim çağımızın Asr-ı Saadet’i...

Kaçırmayalım derim.... 

 

 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

anket ANKET

e-gazete E-GAZETE

MD DİJİTAL