Yazarlardan hendekli siyasete tepki

GÜNDEM 28 Aralık 2015 13:29
Videoyu Aç Yazarlardan hendekli siyasete tepki

HDP'nin 'Türkiyelileşme' sloganı gerekçesiyle Demirtaş ve partisine sonuna kadar destek veren yazarlar ve gazeteciler dünkü 'özyönetim' kararından sonra pişmanlık ifade eden yazılar kaleme aldı

Diyarbakır'da cumartesi ve pazar günü HDP, DTK, HDK ve DBP ortaklığında düzenlenen konferanstan çıkan sonuç tartışmalara neden oldu. Konferans sonucunda yayınlanan bildiride barikat siyaseti savunulurken, özyönetim de sahiplendi. Bildirgede, kısaca, 'Özerklik talebinde bulunulurken, hendek ve barikatçılar' da sonuna kadar destek kararı çıktı. 


HDP'nin bu tavrı, 7 Haziran seçimleri öncesinde kullanılan 'Türkiyelileşme' sloganına büyük bir darbe olarak nitelendiriliren, seçimler öncesi HDP'ye destek veren birçok yazar ve gazeteci de pişman olduğunu belirten yazılar kaleme aldı. 

Özellikle HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın 'Türkiyelileşme' sloganıyla büyük bir destek aldığı Doğan Medyası yazarları, 'bize ihanet ettin' şeklinde başlıklarla tepkilerini dile getirdiler. 

7 Haziran seçimleri öncesi HDP ve Selahattin Demirtaş'ı destekleyen Hürriyet'in eski genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, Demirtaş'ın özyönetim açıklamalarını "Sana hain demiyoruz ama bizi hayal kırıklığına uğrattın" sözleriyle eleştirdi.

Ertuğrul Özkök’ün yazısındaki ilgili bölüm şu şekilde: 7 Haziran’dan sonra ne yazmıştım? “İnşallah bizi hayal kırıklığına uğratmazsın” Uğrattın kardeşim. Hem de fena halde hayal kırıklığına uğrattın... Bize dedin ki, “Ben Türkiye'nin partisi olacağım...” Şimdi “Devlet kuracağız” diyorsun... Hani nerede kaldı o söz... Fena aldattın bizi... Fena yaktın içimizi... Zorda bıraktın sana güvenip oy veren milyonları... Umutlanmıştık... İnanmıştık... Sana “Hain” demiyoruz... Ama bil ki ihanete uğradık... İnanmıştık çünkü... İnanmıştık Türkiye’nin partisi olduğuna...

Demirtaş ve HDP'nin 'özyönetim' konusundaki tavrını eleştiren başka yazarlar da vardı. İşte o yazarlardan bazıları ve yazılarının ilgili bölümleri: 

ORAL ÇALIŞLAR - HÜRRİYET

"Selahattin Demirtaş'ın önceki gün Demokratik Toplum Kongresi’nde yaptığı konuşma, bana “yeni bir durumun ilanı” gibi geliyor. Bir süredir, HDP yöneticilerinin yaklaşımında, bir değişiklik seziliyor. Önceleri, yüksek sesle olmasa bile, "hendekler yanlıştır" diyorlardı. Son dönemde, bunun yerine, "hendekler haklıdır" noktasına gelindi. Daha gergin bir dili hissedebiliyoruz. Bu değişimin çeşitli nedenlerinden söz edilebilir. Örneğin, PKK; bu direnişi “bir özerklik ve bağımsızlık projesi olarak ele aldığını” HDP'lilere anlatmış ve bu “proje”ye onları ikna etmiş olabilir."

ORHAN MİROĞLU - STAR

"Bir bebek öldürüldü Cizre’de. Adı Miray. Sonra dedesi, halası.. Onlar da öldürüldüler. Tahir Elçi’yi de, Miray’ı da öldüren hendek siyasetidir. PKK/HDP bütün umudunu hendek siyasetine bağladı. PKK ve HDP arasındaki farklar silindi, hem de iki ay içinde. Hendek siyasetiyle öyle bir ateş sarmalı yaratıp, öyle büyük acılar yaşattılar ki,  demokrasiyi hak etmediklerini adeta kendi elleriyle ispat ettiler. Daha dün seçimlerde , onlara oy isteyenler, oy verenler şimdi büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor, ihanete uğradıklarını yazıyorlar. İhanete uğrayan asıl Kürt halkı bence."

TAHA AKYOL - HÜRRİYET

"Diyarbakır'a Demokratik Toplum Kongresi (DTK) adlı kuruluş "Demokratik Özerklik" bildirisini açıkladı. Bu, demokratik bir ülkede demokrasiye inanan bir kesimin Batılı anlamda özerklik istemesi değildir. İçerideki terör örgütlenmesi ve güneyimizde Suriye’deki gelişmelerle bağlantılı, PKK’nın üst kurulu olan KCK’nın bir eylemidir. “Kürdistan Topluluklar Birliği”nin kısaltılmışı olan KCK, Kandil’de 17 Temmuz 2005’te “KCK Sözleşmesi” adlı bir metni kabul etmişti. Diyarbakır’da ilan edilen bildiri, çok büyük ölçüde bu KCK Sözleşmesi’ndeki “Demokratik Özerklik” düzenlemesinden alınmıştır. Suriye’de ‘Rojava’da PYD tarafından silahla kurulan “Kürdistan Topluluklar Birliği” rejiminin özyönetim ayağı, Türkiye’nin güneydoğusu için öngörülüyor. Olayın aslı budur."

AHMET TURAN ALKAN - ZAMAN

"Emin olamadığım bir noktayı Selahattin Demirtaş önceki gün aydınlattı; o, Türkiye'nin siyasi hayatında ve politik sisteminde zirvelere kadar gidebilecek bir aktör olmayı seçmedi. Milliyetçi bir refleksle kendini Kürtlerin geleceğinde ve tarihinde resmetti: “Kürtler artık kendi coğrafyasında siyasi irade olacak (...) Gelecek yüzyılda bir Kürdistan gerçeği olacak. Belki Kürtlerin bağımsız devleti de olacak federal devleti de, kantonları da özerk bölgeleri de...”  Demirtaş'ın konuşması ‘milliyetçi siyaset'in galebesidir; oysaki ben onu ‘demokratik siyaset'te varolmayı seçen bir lider prototipi olarak görüyordum."

FATİH ÇEKİRGE- HÜRRİYET

Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında bir sabah kahvaltısında... Demirtaş gözümün içine bakarak şöyle demişti: “Benim cumhurbaşkanı adayı olmam Türkiye partisi olduğumuzun ispatıdır. Türkiye’nin birliğine olan inancımızın işaretidir.” Peki bugün neredeyiz? Önceki gün baktım, Diyarbakır’da bir kongre...  Demokratik Toplum Kongresi... O kongrede Selahattin Demirtaş diyor ki:  “Gelecek yüzyılda Kürtlerin bir devleti olacak. Kantonları da...” İşte bu kadar... Yalnızca Demirtaş’a  bakmayın... Daha önemli bir isim var...
DTK Eşbaşkanı Selma Irmak...  Irmak da diyor ki: “Kürdistan alanlarında tarih yeniden yazılıyor. Son kez elimizi uzatıyoruz. Sur, Cizre, Silopi, Nusaybin, Dargeçit direnişlerini selamlıyorum. Yaşamını yitirenlerin mücadelesi önünde saygıyla eğiliyorum.” İşte geldiğimiz durum budur. Ben burada artık su yüzüne çıkan bir hazırlığın kabarcıklarını görüyorum... Sanki bir ‘alternatif meclis’ hazırlığı... Eğer daha ileri bir yorum isterseniz...  “Sürgünde parlamento” planı... Eğer Rusya’nın gazına gelerek ve Kobani üzerinden PYD kantonlaşmasının hayalleri Cizre’de kuruluyorsa... Ve HDP vekilleri Meclis’ten kendilerini attırarak bir “sürgün meclisi” kurmayı planlıyorsa... İşte o zaman yazıklar olsun...

MARKAR ESAYAN - YENİ ŞAFAK

"Böylelikle PKK da HDP de bir muhatap olamayacaklarını ispatladılar. Süreç Kürt halkının kendisi ile yürüyecek. Öcalan ise PKK sıkıştığında ona zaman kazandıracak, güçlendiğinde ise bizzat PKK ve HDP tarafından İmralı'ya gömülecek bir figüre dönüşmüş durumda. Bu Gordion düğümünü yine halk çözecek. Kimse enseyi karartmasın, bu süreçler yaşanmak zorundaydı. Bu işin kestirmesi, kolayı yok. O yüzden, Çözüm Süreci bundan sonraki yeni dönem için çok değerli bir tecrübe oldu. Siyasi zemin korunacak, Türkler ve Kürtler de bu oyunu birlikte bozacaklar."

KURTULUŞ TAYİZ - AKŞAM

"Selahattin Demirtaş’ın, ağzındaki baklayı ABD dönüşü çıkarması da tesadüf olmasa gerek; PKK ve HDP’ye verilen yeni istikamet “Kürdistan”dır. “Kürdistan” Kürtlerin hayali değil, bir Amerikan rüyasıdır; PKK ve HDP ise bu rüyanın sadece taşeronları. PKK’nın çözüm sürecine, HDP’nin ise siyasete yüz çevirmesi, bu nedenledir. PKK ve HDP’nin istikameti, Türkiye’yi iç savaşa sürükleyerek enerjisini tüketmek, siyasi kutuplaşma ve ayrılıkçılığı körükleyerek ülkeyi bölünmeye biraz daha yakınlaştırmak. Elbette bir ya da birkaç büyük gücün çıkar ve hesaplarına uygun düştüğü için onların desteğini alarak devlet kurmak mümkün fakat böyle bir Kürdistan'ın Kürtlerden gayrı herkesin yönettiği bir devlet olacağı bilinmelidir. 

VEDAT BİLGİN - AKŞAM

"Artık kimse, ‘oturup konuşulsun, bu adamların, barışı bozduklarına, çözüm sürecine ihanet ettiklerine, söylemeseler de pişman oldukları her hallerinden bellidir, bir araya gelinsin’, çağrısı yapmasın. Artık hiç kimse, ‘masaya dönülsün adamlar bunu istiyor’ gibi meseleyi anlamaktan uzak laflar etmesin. Çünkü Türkiye’nin en büyük toplumsal barış projesini bozanların, yaklaşık 6-7 aydır Güneydoğu’yu kana, şiddete bulayanların bunu tesadüfen yapmadıklarını, bu durumun izlenen şiddette dayalı bir stratejinin kaçınılmaz ve istenen neticesi olduğunu görmeyenlerin, zaten bu konuda bir şey söylemesinin de bir anlamı olması beklenemez."


 


1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...


MD DİJİTAL